İklim KriziManşet

Küresel iklim değişikliği araştırması: Endişe ve umut bir arada

Barem araştırma şirketi, dünya çapında insanların küresel ısınma ve iklim değişikliği konularındaki düşüncelerini derlediği “Küresel İklim Değişikliği” araştırmasını yayınladı. Araştırma kapsamında 39 ülkeden 30 bine yakın kişiyle görüşüldü.

Sonuçlara bakılırsa dünyanın yüzde 86’sı küresel ısınmaya neden olan iklim değişikliği konusunda endişeli. Bu kesimin yüzde 84’ü de küresel ısınmanın insan eliyle gerçekleştiğini düşünüyor. Bu oranlar Türkiye özelinde ise sırasıyla yüzde 95 ve yüzde 90.

Çalışmanın verilerine göre, dünya genelinde de Türkiye özelinde de iklim değişikliği bilinci kadınlarda daha yüksek.

Çin’de yüzde 57 ‘tehdit değil’ diyor

Ülkelerin küresel ısınma önermelerini kabul etme oranları sıralamasında Türkiye beşinci sırada. ABD, İngiltere ve Kanada gibi ülkeler ise listenin sonunda yer alıyor.

Araştırmada küresel ısınmanın insanlık için bir tehdit olup olmadığı sorusuna Türkiye yüzde 95 oranında “evet” yanıtı verirken, Çin’de bu oran yüzde 57’de kalıyor.

Araştırmaya katılanların yaklaşık yarısı (yüzde 48) küresel iklim değişikliği sorununu çözmek adına bir fırsat olduğunu ve geri dönüş için henüz vakit olduğunu düşünüyor. Diğer yarısı (yüzde 46) bunun için artık çok geç olduğu görüşünde. Türkiye’de ise sorunun çözüleceğine dair umut dünya ortalamasına göre iki puan daha (yüzde 50) yüksek.

Ülke bazında bakıldığında 39 ülkenin 25’inde küresel iklim değişikliğinin geri dönülebilir bir durum olduğu düşüncesi hakim. 14 ülkede ise insanların çoğu bunun için artık çok geç olduğunu kanısında. “Artık çok geç” diyenlerin başında yüzde 84 oranıyla Hindistan geliyor.

‘İnsanlık umudunu yitirmemeye çalışıyor’

Barem Genel Müdürü Sencer Binyıldız‘a göre insanlardaki yükselen farkındalığın nedeni, sorunun etkilerinin artık bizzat deneyimlenmesi:

Son yıllarda üst üste sıcaklık rekorları kırılıyor. Daha önce görülmeyen etki ve sıklıkta doğal afetlere tanıklık ediyoruz. Davos Dünya Ekonomik Forumu “Küresel Riskler Raporu 2020” uzun vadeli risklerin tamamını çevresel riskler olarak tanımladı. Çok sayıda STK’nın ve bu arada Greta Thunberg ile yıldızlaşan genç iklim aktivistlerinin mücadelesinin de bu sonuçlarda etkili olduğu kanısındayım. Artık herkes 1880 yılından beri gezegenin ısısının 1.5 derece arttığını öğrendi. Kritik eşiğin aşıp aşılmadığı konusundaysa insanlık, umudunu yitirmemeye çalışıyor.

Binyıldız Türkiye’de iklim bilincinin dünya ortalamasının üzerinde olmasını ise, coğrafi konumu nedeniyle Türkiye’nin zararları doğrudan yaşıyor olmasıyla ilişkilendiriyor:

Türkiye’de kuruyan 60 gölün toplam yüzölçümü Marmara Denizi’nin yüz ölçümünden daha fazla. Termik ve hidroelektrik santrallerin iklim değişikliğine katkıları ve verilen mücadele sosyal medya sayesinde artık daha çok göz önünde. Ancak farkında olmak yetmiyor, bu konuda acilen tüm dünyada bir şeyler yapılması gerekiyor, bazıları için şu an bile çok geç.

Kategori: İklim Krizi