EnerjiManşet

Güneş enerjisinin geleceği: İnanılmaz ucuzdan delice ucuza

Yazan: Giles Parkinson/Sophie Vorrath
 
Yeşil Gazete için çeviren: Ali Serdar Gültekin
 
*
 
Temiz teknoloji savunucusu ve fütürist Ramez Naam, güneş enerjisi fiyatı konusunda hatalı olduğunu itiraf ediyor. 2011’deki tahminleri dünyanın en iyimserleri arasındaydı, ancak en azından iki katı hatalı olduğu ortaya çıktı.
 
Şu anda, güneş enerjisi, yaklaşık on yıl önce tahmin ettiği fiyatın yarısı ve  Uluslararası Enerji Ajansı gibi köklü kurumların bir yüzyıldan önce mümkün olmayacağını düşündükleri fiyatlarda. Teknolojinin maliyeti bu kadar çarpıcı bir şekilde düştü. Ve daha da ucuz olacak: 
 
Güneş enerjisi maliyetleri, ben de dahil olmak üzere herkesin öngördüğünden daha hızlı düştü. Ve bu maliyet düşüşünün modellenmesi beni, maliyetlerinin daha önce beklediğimden de hızlı bir şekilde düşmeye devam edeceğini ve sonuçta neredeyse herkesin beklediğinden daha düşük fiyatlara ulaşacağını tahmin etmemi sağlıyor. Mevcut fiyatlar, hangi ölçüden geçirirseniz geçirin, delicesine, dünyayı değiştirecek ölçüde ucuz.”
 
Bunu geçen ay, Abu Dabi Power Corporation‘ın 2GW Al Dhafra projesinin,  Fransız enerji devi EDF ve Çinli güneş şirketi JinkoPower‘ın dahil olduğu bir konsorsiyumdan 1,35 sent (Dolar cinsinden), kabaca 0,02 $ / kWh veya 20 $ / MWh gibi düşük teklifler aldığı zaman gördük. Bu teklif, geçen yılın ortalarında şebekeye güç göndermeye başlayan, devasa 1.17 GW Noor Abu Dhabi güneş parkı için üç yıl önce elde edilen rekor  fiyatın, neredeyse yarısı seviyelerinde bir güneş enerjisi maliyetini vaat ediyor.

‘Kurulum fiyatlarında çarpıcı düşüş hızı’

Naam’ın blog yazısında açıkladığı gibi, güneş enerjisi küresel çapta büyük ölçüde bu noktaya geldi. ABD, Çin, Hint ve küresel trendlere yayılan yedi farklı kaynaktan gelen verileri kümülatifin, solar kurulum her iki katına çıktığında, şebeke ölçeğindeki güneş enerjisi fiyatlarının % 30-40 arasında düştüğü “inanılmaz resmi” çizmek için kullanmış. 
 
“Bu çarpıcı bir düşüş hızı. Genellikle, her ikiye katlanmada % 10-20 kar oranlarına karşılık gelen akademik çalışmalar ve endüstri projeksiyonlarından çok daha yüksek” diyor Naam: “Ve 2015 analizimde bulduğum % 16 kar oranının iki katından fazla.”
 
Ama belki daha da inanılmaz olan, bu eğri tamamlanmaktan çok uzak. Dünya delicesine ucuz güneşten ultra ucuz güneş enerjisine doğru gidiyor.
 
Naam, dünyanın şu anda, yeni güneş ve rüzgar enerjisi altyapısının inşa edilmesinin mevcut fosil yakıt santrallerini çalışır halde tutmaktan daha ucuz olduğu, “temiz enerjinin üçüncü aşaması” olarak adlandırdığı döneme girdiğini söylüyor. Ve ucuz güneş enerjisi bunun önemli bir parçası olacak.
 
“Dünyanın güneşli bölgelerinde 2030 veya 2035 yılına kadar bir ya da iki kuruşa kadar ortalama fiyatlar… Rutin olarak yeni güneş enerjisi santralleri inşa etmek, şimdilerde yaşadığımız ultra ucuz doğal gaz dünyasında bile, zaten inşa edilmiş fosil yakıt santrallerini işletmekten daha ucuz olurdu” diye yazıyor Naam.
 
Bu sonuca, yüzde 30 “temkinli” kazanç oranı olarak tanımladığı şeyi kullanarak varıyor. Aşağıdaki tabloda gösterildiği gibi, küresel elektrik talebinin kabaca % 8’ini oluşturan 2.400 GW’lık güneş enerjisine, ölçeğin sadece iki kez ikiye katlanmasıyla güneş enerjisi maliyetlerinin bugünkü seviyelerinin yarısına erişilecek: 
 
“Düşük sermaye, emek ve toprak maliyetleri ile dünyanın güneşli bölgelerinde, rutin olarak 1-2 sent (ABD $) aralığında sübvansyonsuz güneş enerjisi görebiliriz. Kaliforniya‘da (yeşil çizginin tipik bir örneğidir), kwh başına 2,5 sentte sübvansyonsuz güneş enerjisi görebiliriz. Kuzey Avrupa‘da, kwh başına 4-5 ABD sentinde şebeke ölçeği güneş enerjisinin rutin olarak fiyatlandırıldığını görebiliriz.” .
 
Naam, grafiğin en sağında, kurulu güneş enerjisinin 19 Terawatt’a ulaştığını kaydediyor. “Bu saçma gelebilir, miktar dünyadaki mevcut elektrik üretiminin 2/3’ünü karşılayacak seviyede” diyor, ancak elektrik talebi ve arzının değişen şeklini düşündüğünüzde, bu pek mantıklı değil.  
 
Naam, ucuz ve bol güneş enerjisine bu Terawatt seviyesindeki talebin zengin dünyadan gelebileceğini ifade ediyor. Elektrikli ulaşıma geçmiş, esnek talebin şebekeye hükmettiği, ucuz enerji depolama imkanlarına kavuşmuş ve son olarak endüstriyel karbonsuzlaşmayı başarmış. 

Anahtar, politik tercihler 

“Tüm bunları alt alta ekleyin, güneş enerjisinin karşılamasının ekonomik olarak makul kabul edildiği seviyenin iki ya da üç katının güneş enerjisinden sağlanması mümkün,” diye konuşuyor fütürist.
 
Güneş enerjisi, dünyanın enerji problemlerini çözme yolunda ilerleyen, kendini besleyen yıkıcı güç gibi görünüyor olabilir. Değil mi? Naam’ın dikkat çektiği üzere, “öngörüler, öngörüdür” ve bunların gerçekleşeceğini “körlemesine bekleyemeyiz.” Her zaman olduğu gibi politika buradaki anahtar. Ve her zaman olduğu gibi bu, Avustralya için bir endişe:
 
“Gerçek engeller olacak. Teknik, ekonomik, sosyal, yasal ve siyasi; buna tanık olmak için hepsinin üstesinden gelmemiz gerekecek.” 
 
Makalenin orijinali için tıklayın

Kategori: Enerji