Editörün SeçtikleriEkolojiManşet

Eğirdir Gölü’ne son darbe

Yanlış sulama uygulamaları ve artan buharlaşma sebebiyle kurumaya yüz tutan Eğirdir Gölü yeni bir tehdit ile karşı karşıya. Hali hazırda suyunun yüzde 65’inden fazlasını kaybeden gölün üzerine bu kez de pompaj depolamalı hidroelektrik santrali (PHES) yapılması planlanıyor.

Çin merkezli Gezhouba Group, KAF Teknik Yapı ve General Elektrik işbirliğiyle gerçekleştireceği projenin inşaatına Ocak 2022’de başlayacağını duyurdu. Buna göre dört adet 250 megavatlık üretim ünitesinden oluşacak santral 75 ay içerisinde tamamlanarak faaliyete geçecek.

Türkiye Tabiatı Koruma Derneği bilim danışmanı Erol Kesici’ye göre ise gölün bu projeden sağ çıkmasının imkânı yok.

600 bin kişinin içme suyu

Isparta il sınırları içerisinde yer alan Eğirdir Gölü tektonik kökenli bir göl ve beş milyon yaşında. 517 kilometrekare yüz ölçümü ile Türkiye’nin 4’üncü en büyük gölü olarak adlandırılıyordu. Göl, ev sahipliği yaptığı bitki ve hayvan türlerinin yanı sıra bölgedeki 600 bin kişilik havzaya da içme suyu sağlıyor.

Kesici “Bu göl ileride açlıkta savaşta ve kıtlıkta öncelikle içme suyu olarak kullanılacaktır diye yasa çıktı. Ancak maalesef 40 sene içerisinde yasalar değişti. Gölü besleyen dere ve çayların üzerine HES’ler yapıldı, tarıma aşırı miktarda su verildi” diyor.

Yapılan HES’ler suyu engelliyor

1960 ve 1971 yıllarında Eğirdir Gölü’nü besleyen Kovada çayı üzerine Kovada-I ve Kovada-II hidroelektrik santralleri yapıldığını söyleyen Kesici, gölün suya kavuşmasının engellenmesinin yanı sıra suyun azalması sonucunda bu santrallerin de çalışamaz duruma geldiğini anlattı.

Hidrolojik değerlerin gölün kış ve ilkbahar aylarında kendisini toparlayamadığını gösterdiğini söyleyen Kesici, “Çünkü akışı sağlayan nehirler üzerinde göletler yer alıyor ve göl sadece üzerine düşen yağıştan faydalanabiliyor” ifadelerini kullandı.

Kovada II Hidroelektrik Santrali

Derinliği 16 metreden dört metreye düştü

Hem pompaj ile gölden çok fazla miktarda su alınması hem de suyun kurulan HES’ler tarafından tutulması sebebiyle son yıllarda gölün en yüksek derinliği 16 metreden dört metreye kadar düştü.

Gölün mutlak surette korunmasına yönelik çıkartılan hükümlerde su kotu 914,71 metre olarak belirtiliyor. Kesici’ye göre göl bu seviyeye geldiğinde bir damla su dahi alınmaması gerekiyor. Şu anda ise bu seviyenin çok daha üzerinde.

‘Suyun altında ağır metaller birikti’

Seviyesi günden güne azalan göl, derinliği azaldığı için daha çok buharlaşıyor ve daha çok su kaybediyor. Su kaybının yol açtığı bir başka tehlike ise gölün kirliliğinin artması.

Bilim danışmanı Kesici, 2020’nin başında yaptıkları incelemede suyun dibinde üç metreye varan yüksekliğe varan ağır metaller tespit ettiklerini söyledi. Bu da gölün kedi sağlığına olduğu kadar içme suyu olarak kullanan insanların da sağlığını tehlikeye atıyor.

‘PHES’in göle zarar vermemesi mümkün değil’

Erol Kesici, hali hazırda çok fazla sorun ile karşı karşıya kalan gölün üzerinde yapılacak bir PHES projesinin ise gölün idam fermanı olacağını söylüyor. PHES’lerin hidroelektrik santraller ile benzer mantıkta çalıştığını söyleyen Kesici yapılacak işlemi şu şekilde anlatıyor:

Bu sefer pompaj ile suyu alacaklar bir kilometre yükseğinde türbin yaratacaklar. Orada kurulan havuzlardan su enerjiye dönüştürülecek güya tekrar göle verilecek. Bunun göle zarar vermeyecek diye düşünülmesi mümkün değil. HES boyanıp allanıp pullanıp gene karşımıza çıkıyor.

‘Ormanlık alandaki ve göldeki canlılar yok olacak’

Bu sistemin dağlardaki makilik alanlara ve oradaki canlı yaşamına da zarar vereceğini söyleyen Kesici, “Göle özgü bir sürü su bitkileri var. Canlı türleri var. Kabuklu organizmalar, balıklar, plankton çeşitleri var. Dünyadaki en büyük oksijenin kaynağı. Onlar da yok olacak” dedi.

Gölde su seviyesinin azalmasının bir başka etkisinin de göl dibinde güneş ışınlarının etkisinin çok daha fazla artması olacağını belirten Kesici, “Göl dibinde bitkilenme olacak. Bu sefer bitkiler kurutma kağıdı vazifesi görecek. Daha çok suya ihtiyaç duyacak bu bitkiler gölün suyundan yararlanmaya çalışacak” değerlendirmesinde bulundu.

’60 yılda 60’tan fazla göl kurudu’

Kesici konuşmasının devamında “Kuraklığın ne olduğunu, küresel ısınmanın ne şekilde gittiğini, su kaynaklarının nasıl kullanıldığını, göllerden suların nasıl alındığını biliyoruz. Bu şekilde göl yönetimleri devam ederse göllerin kuruması kaçınılmaz olacak.  60 yılda 60’tan fazla göl kurudu ve onların geri getirilmesi için çok geç” dedi.

Hidroelektrik santrallerin sicilinin temiz olmadığını belirten Kesici’ye göre enerji üretiminin sağlanması için çevreye daha az zararlı enerji üretim yöntemlerinin kullanılması; Eğirdir Gölü için ise PHES projesinin bir an önce iptal edilerek, zarar gören gölün tedavi altına alınması gerekiyor.