Köşe YazılarıYazarlar

Baca filtreleri termik santralleri aklamaz

Hafta sonu çok seyredilen bir ana haber kuşağında görüntülü bir haber: Ülkemizin batısında kurulu iki kömürlü termik santral, baca filtrelerinin eklenmesi sonucu tekrar çalışmaya başlamış. Görüntülü haberde santral görevlisi ballandıra ballandıra santrallere nasıl filtre taktıklarını, santrali nasıl ‘çevreci’ hale getirdiklerini anlatıyor. Filtresi olmadığı için ocak ayı başında mühürlenen bu santrallerdeki ‘işçi ücretlerinin’ ödendiğini de eklemeyi unutmuyor. Nedense televizyon muhabirinin aklına ‘Madem bu kadar insan ve çevre sağlığına saygılıydınız, altı yıldır neredeydiniz? sorusunu sormak gelmiyor. İsterseniz biraz eskiye giderek ülkemizde enerji sektörü üzerinde oynanan büyük oyunun kömürlü termik santraller perdesini hatırlayalım.

Bu santraller, 2013 yılında meslek odalarının, çevre ile ilgili sivil toplum örgütlerinin, akademisyenlerin her türlü karşı çıkışına rağmen özelleştirilmişti. Özelleştirilirken ileri sürülen nedenlerden biri de bu santrallerin ‘teknolojisinin yenileneceği, baca filtrelerinin de yeni sahipleri tarafından takılacağı’ iddiasıydı… Ama özelleştirmenin hemen arkasından bu santrallere baca filtresi takılması için altı yıl süre verildi. Çok ucuz fiyata özel sektöre devredilmesine ve özelleştirmeye dayanak olarak sunulan filtre koşuluna rağmen altı yıl daha hiçbir önlem alınmadan çalıştılar; insan ve çevre sağlığını tehdit ettiler, doğayı zehirlemeyi sürdürdüler. Üstelik sürenin dolduğu 2019 yılının sonuna gelindiğinde, sayıları 15’i bulan bu santrallere iki yıl daha hiçbir önlem alınmadan çalışmayı sürdürmeleri için TBMM’de yasa teklifi bile verildi, ancak özellikle toplumun yoğun tepkisi nedeniyle bu teklif süreç tamamlanıp yasallaşmadı. Sonuç olarak bu 15 santralin yukarıdaki haberde de konu edilen iki santral de dahil olmak üzere bazıları baca filtreleri olmadığı gerekçesi ile mühürlendi.

Baca filtresi taktıranlar şimdi altı yıllık geçmişleri unutturularak ‘çevreci’ santraller olarak açılıyor ve doğayı zehirlemeye kaldıkları yerden devam ediyorlar. Neden mi? Çünkü baca filtresi taktırarak çevreci ve temiz kömürlü termik santral olunmuyor da ondan…

Bu filtreler görünür kirliliği belki önlüyor ama başta Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından hava kirliliğini tanımlarken ‘sessiz katil’  olarak nitelendirilen 2.5 µm ve altındaki partikül maddeleri tam olarak engelleyemiyor. En tehlikeli hava kirleticilerden olan bu partikül maddeler kullanılan filtreler tarafından tam olarak tutulmadığı gibi ülkemizdeki hava kalitesi ölçüm istasyonlarının çok büyük bir kısmında ölçülemiyor da. Üstelik hemen hemen tüm ülkelerin mevzuatında 2.5 µm ve altındaki partikül maddeler için sınır değerler belirlenmişken ülkemizdeki Hava Kalitesi Değerlendirme ve Yönetimi Yönetmeliği’nde bunlar için hiçbir sınırlayıcı değer bulunmuyor. Bir saç telinin 1/30’dan daha küçük olan bu partikül maddeler insanda hava kirliliği nedeniyle ortaya çıkan sağlık sorunlarının da temel nedeni. 

Kömür öldürüyor

Son yıllarda hava kirliliği ve sağlık ilişkisi üzerine yapılan bilimsel çalışmalar bu maddelerin yarattığı hava kirliliğinin insan sağlığı üzerindeki etkilerine yoğunlaşmış durumda… Bir örnek verecek olursak Pub Med veri tabanına kayıtlı sadece 2019 yılında pm 2.5 µm ve altındaki partikül maddelerin insan sağlığı üzerindeki etkilerini araştıran 231 bilimsel makale mevcut. Bu makalelerin büyük çoğunluğunda ise bu maddelerin kaynağı fosil yakıtların, özellikle de kömürün yakılması olarak gösteriliyor. Yayınların büyük bir çoğunluğu da kömürlü termik santrallerin çok yoğun olduğu ve hava kirliliğinin temel nedeninin bu santraller olduğu Çin’den… Neden olduğu sağlık sorunlarının başında ise süreğen tıkayıcı akciğer hastalıkları (KOAH), akciğer kanseri, inmeler, çocuklarda başta bilişsel gelişim bozukluğu olmak üzere gelişim bozuklukları, koroner kalp hastalıkları çeşitli organ kanserleri geliyor.

Artık küresel bir kriz haline gelen ve insan sağlığı üzerine yıkıcı etkileri çok iyi bilinen, iklim değişikliğinin en önemli nedeni fosil yakıtların yakılması da bir diğer çok önemli sorun. Özellikle kömürlü termik santraller CO₂ eşdeğeri olarak ifade edilen sera gazı emisyonlarının tek başına tüm dünyada %30’a yakınından sorumlu. Yaşadığımız pandemi günleri aslında çözümü apaçık ortaya serdi: Fosil yakıtları bugünden yarına terk etmek… Düşen elektrik talebi nedeniyle başta Avrupa Birliği ülkeleri (AB) olmak üzere birçok ülke kömürlü termik santrallerinde üretimi durdu. AB ülkelerindeki elektrik üretiminin içinde yenilenebilir enerji kaynaklarının payı son üç ay içinde %26’dan %28’e çıktı.

Yol ayrımı

İşte böyle bir süreçte belli bir plan içinde tasfiye edilmek bir tarafa ülkemizde elektrik üretimi için kömürlü termik santraller tam kapasite çalıştırılıyor, yenileri yapılmaya çalışılıyor. Üstelik eski termik santrallere filtre takılması, topluma çeşitli medya organları aracılığıyla çevrecilik olarak pazarlanmaya çalışılıyor; bugüne kadar neden filtresiz çalışmalarına göz yumulduğu unutturulmaya çalışarak…

Oysa yaşadığımız pandemi günleri apaçık bir yol ayrımında olduğumuzu gösteriyor bize. Eğer ilk yolu tercih edersek küresel iklim değişikliğinin kontrol altına alınabildiği, hava, su ve toprak kirliliğinin gündemden düştüğü, fosil yakıtların olmadığı, lüks tüketimi ve kapitalist üretim ilişkilerini terk ettiğimiz, yeni ve eşitlikçi bir sistemde; minimalist bir yaşam biçimi tercihi yaptığımız bir gezegende yaşayacağız. Ama pandemi günlerinin ortaya döktüğü ipuçlarını algılayamazsak ve ikinci yolu tercih edersek bugünkü tüketim alışkanlıklarımızdan kurtulamazsak insanlık olarak sonumuz yakın…

Bu, bize belki de son uyarı: Hala anlamadınız mı, para hırsınız nedeniyle gezegenimizin bozduğumuz doğal dengelerinin tüm toplumları hasta ettiğini ve cebinizdeki paranın sizi de korumaya yetmediğini?