Köşe YazılarıManşetYazarlar

Normale dönüşte kömüre hayır

Tüm dünyayı son üç aydan bu yana etkisi altına alan Covid-19 salgını çok sayıda ülkede uygulanan katı karantina nedeniyle enerji tüketiminde büyük düşüşlere neden oldu. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) 2020 yılının ilk üç aylık enerji talebindeki azalmanın alışılmadık boyutlara ulaştığını ve 2020 yılı için emisyonlarda toplam %8’lik bir düşmenin olacağını söylüyor. Başta kömür, petrol ürünleri olmak üzere fosil yakıt tüketimindeki azalma dünyanın birçok bölgesinde daha birkaç ay öncesi ile karşılaştırıldığında hava kalitesinde inanılmaz boyutlarda düzelmelere yol açtı. Özellikle ulaşım sektörü üzerindeki sert kısıtlamalar petrol tüketimini düşürürken, elektrik talebindeki düşme de kömürlü termik santrallerden elektrik üretiminin düşmesini sağladı.

Ancak bilim insanlarına göre bu durum kısa süreli olacağı için küresel iklim değişikliği üzerine olumlu bir etkisi olmayacak. Şimdiden  Çin’den gelen son görüntüler, özellikle elektrik gereksiniminin büyük bölümünü kömürlü termik santrallerden karşılayan bu ülkede karantinanın sona ermesi ve ‘normale dönüş’ ile birlikte hava kirliliği yeniden eski boyutlarına dönmeye başladığını gösteriyor. Küresel iklim krizini önlemek için fosil yakıt tüketimini kalıcı olarak bırakmak şart ve bu pandemi günlerinde yaşananlar da bunu ispatlıyor.

Dünyada kömür talebi; 1971-2020 (Kaynak: https://www.iea.org/reports/global-energy-review-2020/coal#abstract)

Salgın sırasında yaşananlar

Bu dönemde Çin dışındaki ülkelerde düşen elektrik talebini rüzgar, güneş, hidroelektrik gibi daha çok yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlama eğilimi, fosil yakıtların kullanımına bağlı emisyonların düşmesine ve hava kalitesinde iyileşmeye yol açtı. IEA’nın 30 Nisan’da yayınladığı son rapora göre Çin, ABD, Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, Hindistan ve Japonya’da pandeminin görüldüğü yılın ilk üç aylık bölümünde geçen yılın aynı dönemi ile karşılaştırıldığında; çok büyük kısmı elektrik üretiminde kullanılan kömürün talebinde %9 ile %25 arasında düşme görüldü. Birincil enerji talebinin %60’a yakınını kömürden sağlayan ve dünya tüketiminin yarısından fazlasının yapıldığı Çin’de bu oran %9’lar düzeyinde kalırken AB ülkelerinde ise %20’e kadar tırmandı.  IEA 2020’nin tamamında tüm dünyadaki kömür talebindeki düşmenin; özellikle bu dönemde termik santrallerin talebinin düşmesine bağlı olarak %8’lik ortalamada kalacağını tahmin ediyor. Buna karşılık özellikle AB ülkelerinde yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretiminin Covid-19 salgınından etkilenmediği IEA tarafından belirtiliyor.

Tüm dünyada 2020’nin ilk üç ayında geçen yılın aynı dönemine göre yeni rüzgar ve güneş enerjisi santrallerinin de devreye girmesi ile elektrik üretimi %1.5-2 arttı. Ayrıca tüm dünyada düşen elektrik üretimi içindeki yenilebilir enerji kaynaklarının payı tam kapasite ile üretime devam etmesi nedeniyle yükseldi. Bu pay 2020’nin ilk üç ayında %28 oldu. 2019’un aynı döneminde ise bu oran %26 seviyelerindeydi. Artış daha çok AB ülkelerindendi. Saatlik temel değerlendirmelerde de elektrik talebinin 2019 ilk üç ayına göre daha fazla yenilenebilir kaynaklardan karşılandığı görülüyor. Başta Almanya, Avusturya, İtalya gibi ülkelerin pandemiden sonra kömürlü termik santralleri zorunlu kalmadıkça çalıştırılmayacakları tahmin ediliyor

Türkiye’de ne oluyor?

Başta AB ülkeleri olmak üzere düşen elektrik talebini daha çok yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılayıp bu kaynakların tüketim içindeki payını korumak için kriz sonrası bu kaynaklara dönük yatırımlarını artırırken, ülkemizde ise halen kömürlü termik santrallerin sayısını ve üretim içindeki payını artırma politikası merkezi yönetim tarafından inatla sürdürülüyor. Üstelik yeni yapılacak kömürlü termik santrallerin meslek, çevre örgütleri ile bölge halkının pandemi günleri nedeniyle çalışmalarının kısıtlandığı bir dönem yapılmak isteniyor. Bunlardan Çanakkale’nin Yenice ilçesi Çırpılar mevkiinde kurulmak istenen kömürlü termik santralin ÇED olumlu kararı tüm zorluklara rağmen TEMA Vakfı’nca açılan dava sonucu mahkeme tarafından iptal edildi. Eskişehir’in Alpu Ovası’na kurulmak istenen kömür ocağı ve termik santral için ise açılan davalar sürüyor. Ama bu pandemi günlerinde acele ile kurulmak istenen bir başka kömürlü termik santral haberi Denizli’den geldi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı herkesin dikkatinin Covid-19 salgını üzerinde olduğu bir dönemde Avdan Termik Santrali için ÇED olumlu kararı verdi. Pandeminin yarattığı tüm zorluklara rağmen içinde Denizli Tabip Odası’nın da yer aldığı meslek odaları ve sivil toplum örgütleri bu kararı mahkeme taşımaya hazırlanıyorlar.

Türkiye’nin 2019-2020 Mart ve Nisan Ayı Elektrik Tüketimi (Kaynak: https://www.iklimhaber.org/covid-19-elektrik-tuketiminde-carpici-dusus/)

Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre dış ortam hava kirliliği, tüm dünyayı ayağa kaldıran Covid-19 pandemisinden çok daha fazla canı, üstelik her yıl bizden koparıyor.  Dünyada her yıl dış ortam hava kirliliğinin yarattığı sağlık sorunları nedeniyle 4.2 milyon kişi yaşamını yitiriyor. Her on kişiden dokuzu DSÖ’ye göre kirli hava soluyor. Hava kirliliğinin neden olduğu en önemli sağlık sorunlarının başında inmeler, kalp hastalıkları akciğer kanserleri, akut ve kronik akciğer hastalıkları geliyor. Yine örgüte göre hava kirliliğinin nedenlerinin başında fosil yakıtların yakılması sonucu ortaya çıkan SO₂, NO₂, ve partikül maddeler geliyor. Üstelik fosil yakıtların tüketilmesi sadece hava kirliliğine değil, küresel iklim krizine de neden oluyor.

Küresel iklim krizinin dünyamız için yıkıcı sonuçları, artık adeta bir adım uzaklıkta. Bu salgın günleri, çözüm için yapmamız gerekeni tartışmaya yer bırakmayacak şekilde gösterdi: Fosil yakıtları bir an önce terk etmek. Üstelik yaşadığımız bu günler temel enerji gereksinimimizi büyük oranda yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılayabileceğimizi de ispatladı.

Peki, yapabilir miyiz? Bu açık çözümü kapitalist üretim ve tüketim ilişkilerinin içinde ve üstelik neo-liberal politikalarla ve politikacılarla gerçekleştirmek imkansız. Yeni bir sistem; insana ve çevreye saygılı, eşitliği hedefleyen yeni bir yaklaşım gerekiyor; bir an önce…