DoğaDünyaManşet

Doğa koruma çalışmalarına verilen Whitley Ödülleri sahiplerini buldu [Foto Galeri]

Whitley Doğa Fonu tarafından her yıl gelişmekte olan ülkelerde yaptıkları doğa koruma çalışmalarından ötürü çevre savunucularına verilen 2020 Whitley Ödülleri sahiplerini buldu.

Güney Asya, Güney Afrika ve Güney Amerika‘da tükenmekte olan hayvan türlerinin korunması için çalışan çevre savunucuları bu yılın kazananları oldu.

Tapirlerin koruyucusu Medici

Önde gelen bir çevre korumacısı olan Patricia Medici, Whitley Fund for Nature‘un en büyük ödülüne layık görüldü. Medici, Güney Amerika‘daki, yaşayan en büyük fosiller olarak kabul edilen Tapirlerin ve büyük memelilerin korunması için çalışıyor. Milyonlarca yıldan beri, pek çok tükenme dalgasını atlatıp günümüze gelen bu tür, geniş ölçekli tarım ve madencilik uygulamaları nedeniyle insanlığın tehdidi altında.

Medici (soldan üçüncü) dünyadaki canlı türlerinin yarısına ev sahipliği yapan yağmur ormanlarında, Amazonlar’da çalışıyor. Ancak 14.4 milyon hektarlık yüzölçümüne sahip Amazonlar, 1970’lerden bu yana orman kıyımıyla karşı karşıya.

Medici’nin çalışmaları, küresel iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak ve birbirinden ayrılmış orman parçalarını birleştirmek üzere tapirlerin rotalarının haritalandırılmasını ve bu yolların ağaçlandırılmasını da içeriyor.

Medici ödülü alırken, tam da doğayı korumaya çalışan devlet kurumlarının çökmeye başladığı bir sırada, ödülün zamanlamasının daha iyi olamayacağını söyledi.

Hirolaların koruyucusu Ali

Kenya‘da Abdullah Hüseyin Ali, Hirola antilobunun tükenişini önlemek üzere Hirola Koruma Programı‘nı kurdu. Ülkede geçen dört yılda, Hirola türleri yüzde 95 oranında azaldı. Sayıları 500’ün altına düşen antiloplar, tükenme riski altında.

Ali’nin projeyi yürüttüğü bölge, Kenya-Somali sınırında, merkezin uzağında bir yer. Yoksulluğun yüzde 80’lere vardığı, Kenya’nın en dezavantajı bölgesi sayılan Garissa‘da. Ali (sağdan üçüncü) ülkede Hirola korumasını başlatmaya talip olan ilk kişiydi, çünkü içinde büyüdüğü bölgeyi iyi tanıyordu.

O ve ekibi, türlerin tükenişinin sebeplerini anlamak için yaptığı araştırmalar neticesinde buna yol açanın habitatın bozulması olduğunu tespit ettiler.

Ödülden gelen destek sayesinde Ali, bölgedeki topluluklarla birlikte çalışarak otlakları Hirolalar lehine yeniden eski haline getirmeye çalışacak ve aşırı otlamaya engel olabilmek adına çobanları eğitecek.

Miğferli Guguk Kuşlarının koruyucusu Hadiprakarsa

Endonezya Miğferli Guguk Kuşu Koruma Topluluğu‘nun kurucusu çevre korumacısı Yokyok ‘Yoki’ Hadiprakarsa da 40 bin sterlin değerindeki Whitley Ödülü’nü kazananlardan. Türü tehlikede olan kuşları vahşi yaşam ticaretinden korumak için mücadele ediyor.

Miğferli Guguk Kuşu, Kalimantan‘ın yerlisi olan Dayaklar için kutsal bir tür sayılıyor. Dayaklar bu kuşların “hayatın bekçisi” olduğuna inanıyorlar ve onları Tanrı’ya ulaşmada bir kılavuz olarak görüyorlar. Kuş ayrıca savaşçılar için cesaretin sembolü. Ancak aynı zamanda bu tür, dikkat çekici renkleriyle avcılar için karlı bir hedef. Miğferli Guguk Kuşları yüzyıllardır başları kesilerek, aralarında Kraliyet ailelerinin de olduğu koleksiyonerlere satılıyor.

Hadiprakarsa, topluluklarla çalışırken bu türlerin, ülkenin turizmine nasıl katkı sağlayabileceğini ve canlıyken, ölüyken olduklarından daha değerli olduğunu anlatıyor.

Nigerian-Cameroon Şempanzesi’nin koruyucusu Ikameh

Güney Batı Nijerya Delta Ormanları Projesi’nin direktörü Nijeryalı Rachel Ashegbofe Ikemeh ise, şempanzelerle olan çalışmaları sayesinde ödülü kazandı. Ikemeh’in çalışmaları ve koruma faaliyetleri, şempanzelerin ve onların habitatının tükenişine yönelikti. Şempanzelerin yüzde 80’inin bölgedeki ormanların tarım ve kesimler nedeniyle yok edilmesine bağlı olarak azaldığı biliniyor.

Ikemeh, projesini, Nigerian-Cameroon şempanzesinin en tehlikedeki şempanze türleri arasında duyurulması üzerine, 2012 yılında başlattı. Geçen sekiz yılda o ve ekibinin yürüttüğü genetik araştırma, daha önce aynı türden olduğu sanılan farklı bir şempanze türünü ortaya çıkardı.

Ikemeh’nin yeni keşfedilen primatı koruma çalışmaları; takip, eğitim, araştırma ve politikalarda reform gibi çalışmaları içeriyor.

Ikemeh, işini yaparken toplumsal cinsiyet temelli kalıp önyargılarla da mücadele etmek zorunda. Nitekim ailesi başlangıçta, bu işin “kadınlar için tehlikeli bir iş” olabileceğinden yana endişelenmiş.

Kara Aslan Maymunu’nun koruyucusu Rezende

Brezilya‘da Gabriela Rezende, São Paulo‘nun Kara Aslan Maymunu‘nu korumak için yaptığı çalışmalarla ödüle layık görüldü.

Kara Aslan Maymunu önceleri bölgede pek fazla tanınmıyordu. Ancak eğitim sayesinde türler öğrenildi. Rezende ve ekibine göre, Brezilya’da türün korunması için 45 bin hektarlık bir ormanlık alana ihtiyaç var.

Rezende vahşi doğada ilk kez bir Kara Aslan Maymunu’nu BBC için çekim yaptığı sırada gördüğünü anlatıyor. Ancak arka plandaki Maymun’u röportaj sırasında değil kurguda fark etmiş.

Ekip, birbirinden kopmuş Kara Aslan Maymunu popülasyonlarını bir araya getirmek için çalışıyor. Bunu yapmalarının yolu ise, orman koridorları açarak habitat parçalarını birleştirmek.

Misk Geyiği‘nin koruyucusu Thinley

Bhutanlı bir vahşi yaşam biyolojisti olan Phuntsho Thinley, Misk Geyiği‘ni koruma çalışmalarıyla ödülü kazandı. Alplerde yaşayan Misk Geyiği koruma altında bir tür, ancak avcılar Geyiği, uluslararası karaborsada altından daha değerli olan testisleri için avlıyor.

Thinley’nin çalışma alanı, kent merkezine “üç günlük yürüyüş mesafesindeki” Thimphu‘da. 700’e yakın insanın yaşadığı bölgede insanların geçim kaynağı yaban sığırı yetiştiriciliğ ve şifalı ot toplayıcılığı. Misk Geyiği de besin zincirinde önemli bir yer tutuyor ve yok olmasının ekolojik dengede yıkıcı sonuçlara yol açabileceği tahmin ediliyor.

Yalnızca 16 park görevlisinin bulunduğu 74 bin 500 hektarlık alanda, kaçak avcılığın önüne geçilmesi için acilen önlem alınması şart. Thinley’in ekibi, kaçak avcılığın önlenmesi için izleme ve takip imkanlarını arttırmayı umuyor. Ekip ayrıca avcılığı azaltmak için yerelde eğitimler de veriyor.

Güney Afrika kurbağalarının koruyucusu Jeanne Tarrant

Güney Afrikalı Jeanne Tarrant, yerliler tarafından “Kurbağa Hanım” diye anılıyor. Endangered Wildlife Trust için çalışan ve doğayla iç içe büyüyen Tarrant’ın uzmanlığı, Güney Afrika kurbağaları.

Güney Afrika‘da, neredeyse üçte ikisi dünyanın başka hiçbir yerinde olmayan 135 kurbağa türü bulunuyor ve bu türler; madencilik, tarım ve kirlilik nedeniyle yaşanan habitat kaybından ötürü tükenme tehlikesiyle karşı karşıya.

Tarrant ve ekibinin koruduğu türler arasında, kendisi ve meslektaşları tarafından 2011’de keşfedilen ve tehlikede olan Amathole kara kurbağası da var.

Bazı Güney Afrika kültürlerinde kurbağalar cadılıkla ilişkilendiriliyor ve onlardan korkuluyor. Tarrant bu miti de değiştirmek ve farkındalık yaratmak amacıyla çalışmalar yürütüyor.

Comments

Comments are closed.