Doğa MücadelesiEkolojiEnerjiManşetYerel

Ölüdeniz ve Kayaköy’e altı jeotermal sondajı yapılacak

Fethiye’de yer alan Ölüdeniz ve Kayaköy’deki doğal ve arkeolojik sit alanlarına altı adet jeotermal sondaj kuyusu açılması için iş insanı Abdulvahap Çelik’e izin ve ruhsat verildi. ÇED yapım süreci ise 30 Mart 2020 tarihinde başlatıldı.

Her biri en az 10 bin mertrekarelik alanı kaplayan sondaj kuyularının şu alanlarda çıkarılması öngörülüyor: İki tanesi Ölüdeniz Plajı Lagünü‘nde Arkeolojik Sit ve 1’inci Derece Doğal Sit içerisinde,  bir tanesi Kayaköy Mahallesi Soğuksu Plajı mevkiinde 1’inci Derece Doğal Sit Alanı içerisine,   bir tanesi Delikliburun/Gemiler Sahili,  Arkeolojik Sit ve Doğal Sit Alanı içerisinde ve son iki tanesi ise Darboğaz Plajı kuzeyindeki Oyukbaşı Tepesi mevkiinde 1’inci Derece Doğal Sit Alanı içerisinde.

‘Kimyasal salımı tarımı kötü etkileyecek’

Fethiye Ekolojik Yaşam Derneği yazılı bir açıklama yaparak projenin kimyasal salımı, mikro depremler gibi bölgedeki yaşamı ve tarımı kötü etkileyecek etkilerinin bulunduğunu belirtti. Olası etkileri şu şekilde sıralandı:

  • Jeotermal sondaj sırasında, buhar ve karbondioksit salınımı, zemin oturması ve çökme (mikro depremler),
  • Gürültü, patlama ve fışkırma,
  • Eriyikte bulunan arsenik, bor, siyanür, kükürt, nikel, kurşun, kobalt, kadmiyum, krom ve mangan gibi tehlikeli kimyasalların yer üstüne deşarjı,
  • Kabuklaşma önlemek için kullanılan sülfürik asit gibi kimyasalların salımı,
  • Sondaj sonrası Jeotermal enerji tesisin işletilmesi süresince ise karbondioksit ve H2S (Hidrojen Sülfür) emisyonları, jeotermal sıvının ekstraksiyonu nedeniyle arazinin çökme riski,
  • Doğrudan akarsulara deşarj yoluyla yoğun su kirliği,
  • Asit yağmurları nedeniyle toprağın, ağaçların, tarımsal ürünlerin, göller ve akarsuların olumsuz olarak etkilenmesi şeklinde yaşam döngüsüne olumsuz ve küresel ısınmayı arttırıcı etkileri bulunmaktadır.

Sondajların açılması planlanan yerler

‘Ağaç kıyımı kaçınılmaz’

Açıklamada ayrıca, “sondaj aşamasında Özel Çevre Koruma Bölgesi içerisinde şantiye yerleşkesi kurulması, sondaj makinesinin öngörülen noktalara taşınması için ağaç kıyımı yapılarak arazi ve yolların açılması kaçınılmaz olacaktır” ifadeleri kullanıldı.

Açılan kuyuların bulunduğu bölgede turistik tesislerin yapılmasına da ilgili mevzuatlarca imkan sağlandığının hatırlatıldığı yazıda “Sondaj yerlerinin konumuna bakıldığında, inşaat alanlarının yenilenebilir enerji aramaktan çok daha farklı beklentilerin karşılanmasına yönelik olduğunu akla getirmektedir” denildi. 

‘Bu cennetin yok edilmesini istemiyoruz’

“Bu coğrafyada yaşayan bizler; bu cennetin yok edilmeden, gelecek nesillere olduğu gibi aktarılmasını istiyoruz” ifadelerini kullanan dernek son olarak şu çağrıda bulundu:

Bu yüzden her noktası birbirinden değerli, senede 1,5 milyon turistin geldiği, Özel Çevre Koruma Bölgesi olan bu cennetin göz göre göre yok edilmesini seyretmeyeceğiz.  ÇED aşamasında görüş bildirecek bütün kurum ve kuruluşları ve Çevre Şehircilik Bakanlığı’nı bu yanlışa dur demeye, bizimle aynı fikirde olan herkesi de bizlere destek olmaya çağırıyoruz.

Girgin’den Meclis’te soru önergesi

Konuyu TBMM Gündemine taşıyan CHP Milletvekili Süleyman Girgin, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum‘a konuyla ilgili soru önergesi sunmuştu. Ölüdeniz ve Kayaköy’ün Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde olduklarını hatırlatan Girgin şu soruları sormuştu:

  • Nasıl oluyor da bu bölgede Jeotermal kaynaklar araması adı altında ihale yöntemi ile sondaj izni veriliyor?
  • Sondaj izni ülkeye düşmanlık değil de nedir?
  • Siz evde kalın derken, antik kentlerin bulunduğu bölgelere zarar veren projelere izin vermek nasıl bir mantıktır?