Koronavirüs SalgınıYeşil Gazete TV

[Yeşil Gazete Tv] Ümit Şahin: Bir hafta sonra 100 bin vakayı görürüz

Yeşil Gazete Tv’de yayımlanan Karantina Günleri programının yedincisinde, iki saat önce haber verilen sokağa çıkma yasağından önce yaşananlar, Türkiye’nin salgınla mücadelede aldığı yol ve atmosferdeki CO2 miktarının artışı konuşuldu. Ümit Şahin, Koray Doğan Urbarlı ve Alev Karakartal’ın hazırlayıp sunduğu programda, sokağa çıkma yasağının hukuksal dayanakları da ele alındı. 

İstanbul Politikalar Merkezi iklim programı direktörü ve halk sağlığı uzmanı Dr. Ümit Şahin, yeni vaka sayısında dünyada üçüncü sırada olan Türkiye’nin ölüm sayısında da 10’uncu sırada olduğuna dikkat çekerek, “Türkiye şu anda vakaların en yoğun göründüğü, en hızlı artışın sürdüğü ülkelerden biri” dedi. 

Şahin şunları söyledi: “Türkiye’de test kriterleri genişletilmekle birlikte, klinikte hasta olduğu düşünülen kişiye test yapılıyor. Tarama yapılmadığı için de bulunabilecek kadar hasta bulunuyor. Vaka sayısındaki artışın nedeni testin artmasından çok vakanın artması. Yoğun bakım hastasının sayısı artıyor ama oran düşüyor. Bakan bunun nedenini ‘çok iyi tedavi uyguluyoruz’diye açıkladı. Ben buna biraz şüpheyle bakıyorum. Asemptomatik olanlara da ilaç veriliyor aslında, bu konuda Türkiye fena gitmiyor ama vakaların yaş dağılımıyla ilgili bir sorun olduğu da gözden kaçırılmamalı. “

Türkiye’de koronavirüs yüzünden hayatını kaybedenler arasında 20-65 yaş grubunun, bütün ölümlerin dörtte birini oluşturduğuna dikkat çeken Şahin, ”Yani insanlar sokağa çıkmaya devam ettikçe bu yaş grubunda ölümler artıyor. Bu da yetersiz izolasyon politikasının sonucu“ dedi.

 

Sağlık Bakanlığı’nın mevcut ölümlerden yola çıkıp gerçek vaka sayısını tahmin etmeye dayanan modellemesine göre, Türkiye’de 199 bin vaka olduğunu saptadıklarını söyleyen Şahin, “Benzer bir katsayı uyguladığınızda, toplam enfekte kişi sayısının toplam 650 bin kişiye ulaştığını bulursunuz.  Coğrafi dağılım eşit değil ama, tahminen bu 650 bin kişinin 400 bininin İstanbul’da olduğu düşünülebilir. Bunların yüzde 80’inin de 20-65 yaş arası olduğu söylenebilir. Yani toplumun yüzde 60’ı serbetçe virüsü yaymaya devam ediyor” diye konuştu.

Şahin, Türkiye’de de Birleşik Krallık’takine benzer sokağa çıkma kısıtlaması yapılması gerektiğini belirterek şöyle konuştu: “Türk tipi salgın yönetimiyle, haftada iki gün sokağa çıkmayarak ancak bu kadar oluyor. Büyük olasılıkla bir hafta sonra 100 bin rakamını göreceğiz ve mayısta da ölüm rakamları maalesef artacak gibi.”  

Hafta sonu sokağa çıkma yasağı

İki günlük sokağa çıkma yasağını “fiyasko” olarak nitelendiren Şahin, insanların bu hafta sonu yasaklarının devam edeceğini düşünüp hafta sonuna doğru daha fazla sokağa çıkarak, yığılmalar oluşturabileceğine, ayrıca bu iki saatlik yığılmanın salgının yayılmasına katkı sağlayabileceğine işaret etti.

Yeşil Gazete editörü ve yazarı, sosyolog Koray Doğan Urbanlı ise sokağa çıkma yasağından Sağlık Bakanı’nın haberi olmadığını öne sürdü: “ Dün yaşadığımız Türk tipi başkanlık sisteminin salgınla mücadelesini gördük. Büyük olasılıkla cumhurbaşkanının önüne veriler gitti, simülasyonlar gitti, orada karar verildi.  Bilim kurulu ve sağlık bakanına rağmen bu sistemde pat diye karar çıkıyor. Çünkü hafta sonu işe gidilmesi gerekmiyor ve hava da sıcak olacak. “

Ne devletin halka ne de halkın devlete güvendiğini söyleyen Urbarlı, Bilim Kurulu’nun iki saat boyunca sokağa dökülen insanlara 14 gün boyunca dışarı çıkmama önerisini hayattan kopuk olarak değerlendirdi: “Laboratuvar ortamı gibi…”

Hava temizlendi, atmosferdeki CO2 konsantrasyonu arttı

Programda, dünya çapında karantina koşulları altında hava temizlenirken,  atmosferdeki CO2 konsantrasyonunun 10 Nisan’da son 15 milyon yılın en yüksek miktarına çıkması üzerine de konuşuldu. Şahin, sözkonusu 416.67 ppm miktarının, tüm zamanların rekoru olduğunu belirterek nedenleri üzerine şunları anlattı:

“Bizim tür olarak görmediğimiz bir düzeye yükselmiş durumda. Geçtiğimiz Şubat ayında karbondioksit düzeyinde bir fırlama oldu, geçen seneki rekor kırıldı. Sonra şubatın ortasından itibaren düşmeye başladı ve ve mart boyunca beklenen düzeyin bile altına inildi. Nisan’da tekrar yukarı doğru çıkmaya başladı. Dünya yüzeyinde atmosfere CO2 emisyonu yapan bir numaralı ülke Çin. Bu ülke, salgını en yoğun ocak ve şubatta yaşamıştı, bu sırada kömür tüketiminin yüzde 50 düştüğünü ve emisyonlarının da yüzde 25 civarına indiğini okumuştuk. Bu azalmanın tam da emisyonların düştüğü döneme rastlaması ‘biz demiştik’ duygusu yaratıyor: Kömür yakmazsanız CO2 emisyonu durur ya da azalır.”

Atmosferdeki CO2 miktarındaki hafif düşüşlerin, uzun vadeli iklim değişikliği açısından hiçbir anlamı olmadığının bir göstergesinin de Kuzey Kutbu’ndaki deniz buzunun yözölçümü  olduğunu kaydeden Şahin, şu ifadeleri kullandı:

“2012’deki en fazla eridiği dönemden, rekor düşüşten bu yana, mart ve nisanda deniz buzunun yüzölçümü bu yıla göre, en az 2 milyon metrekare daha az. Kuzey kutbu buzullarında rekor düzeyde bir erime var. 2012’de 3.5 milyon km.’ye düştüğü zaman, buzulun kış düzeyi bugünkünden birkaç milyon km daha genişti. Yazın daha sıcak olursa, bu rekorun da altına inecek. Önümüzdeki birkaç 10 yılda kuzey denizini açık bir deniz olarak görebiliriz. Emisyonları çok ciddi biçimde azaltmazsak, başımıza gelecekler bunlar…”