İklim ve EnerjiManşet

Salgın sonrası için ülkelere uyarı: Kömür kurulu gücünüzü artırmayın

Carbon Tracker’in bugün yayımlanan Siyasi Kararlar ve Ekonomik Gerçekler başlıklı yeni raporunda, dünyada üretilen ve tüketilen kömürünün yaklaşık yarısına sahip olan Çin’in, COVID-19 pandemiğinin sonrasındaki dönemde, ekonomisini canlandırmak amacıyla daha fazla kömür santrali planlayabileceğine dikkat çekildi. Raporda,  Çin Ulusal Enerji İdaresi’nin bir süre önce kömür yatırımlarına ilişkin kuralları gevşetmeye hazır olduğunu açıkladığı hatırlatıldı.

Küresel ölçekte hükümetler, maliyeti yüksek olan kömür santrallerine ekonomik teşvikler sağlıyor. İşletmede, inşa aşamasında ya da planlanan kömür kurulu gücünün %90’ı, kömür santrallerine örtülü veya açıkça teşvik sağlanan ve tam ya da nispeten regüle edilen piyasalara sahip ülkelerde bulunuyor. Regüle edilmeyen piyasalarda ise kömür kurulu gücünün çoğu temelde kâr yaratmıyor. 2019 yılında bu oranlar Almanya için %90, İngiltere için %82 olarak tespit edildi.

Enerji ve İşletmeler Bölümü Eşbaşkanı ve raporun yazarlarından Matt Gray “Çin’e ve diğer hükümetlere, COVID-19 salgını sonrasında ekonomilerinin toparlanmasına yardımcı olmak için kömüre yatırım yapmak cazip gelebilir, ancak maliyeti yüksek olan bu tercih, iklim hedeflerini baltalama riski taşıyor” dedi:

Yeni kömür santralleri inşa etmek ve işletmedeki tesislere teşvik sunarak desteklemek, finansal kaynakları etkin şekilde kullanmamak anlamına geliyor. Ekonomilerine milyarlarca dolarlık yatırım yapma ve yeni istihdam yaratma ihtiyacının ön plana çıktığı günümüzde hükümetler, kömürlü termik santrallerin kapanmasını teşvik etmeli ve kaynaklarını düşük maliyetli, temiz ve yenilenebilir teknolojilere harcayarak iyileşme planlarını yeşil büyüme prensibine dayandırmalı.”

Kömürlü santraller 2020 itibarıyla zarar etmeye başlayacak

Carbon Tracker’in raporunda, küresel ölçekte kömürlü termik santrallerin %46’sının 2020 itibarıyla zarar etmeye başlayacağını ve bu oranın 2030 yılına gelindiğinde %52’ye yükseleceği belirtiliyor. Bununla birlikte, yenilenebilir enerji ve doğalgazın seviyelendirilmiş elektrik maliyetleri, dünya çapında kömürü geride bırakıyor. Hükümetlerin daha fazla rekabete izin vermek amacıyla elektrik piyasalarında liberalleşmeye yöneldiği durumda, zarar eden kömür santrallerinin yüzdesinin çok daha yüksek olacağı belirtiliyor.

 Carbon Tracker geçtiğimiz ay, önemli pazarların tamamında elektrik üretiminin, yeni kömür santrallerine kıyasla yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilmesinin halihazırda daha ucuz olduğunu açıklamıştı. Raporda aynı zamanda, 2030 yılına kadar, dünyanın her yerinde kömürlü termik santralleri işletmeye devam etmek yerine yeni rüzgar veya güneş santralleri kurmanın maliyetinin daha az olacağı belirtilmişti.[1]

Birleşmiş Milletler Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli’nin son araştırması da küresel ısınmayı 1,5°C ile sınırlamak için 2030 yılına kadar küresel ölçekte elektrik üretiminde kömür kullanımının 2010’daki seviyesine kıyasla %80 azaltılması gerektiğine dikkat çekiyor[2]Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (International Renewable Energy Agency, IRENA), küresel enerji sisteminin karbondan arındırılması durumunda küresel ekonominin büyüyebileceğini ve 2050 yılına kadar 28 milyon istihdam yaratabileceğini öngörüyor.[3]

Son rapor, hükümetlerin sağladığı teşviklerin, dünya çapında yaklaşık 638 milyar dolar maliyetinde neredeyse 500GW’lık kurulu güçte yeni kömür santrali planlandığını ortaya koyuyor. 206GW kurulu güce sahip yeni termik santrallere 158 milyar dolar değerinde harcama yapmayı değerlendiren Çin’in, planlarını yeniden gözden geçirmesi gerektiği belirtilen raporda yenilenebilir enerji ve batarya teknolojilerinin daha uygulanabilir ve sürdürülebilir ekonomik büyüme kaynakları olduğunu vurgulandı.

Virüs, Çin’deki termik santrallerin karlılığını değiştirmeyecek olsa da, salgının yol açtığı ekonomik gerileme, planlama sürecini ve gelecekteki yatırımlarla ilişkili çevresel düzenlemeleri gevşetme riski taşıyor.

Nakit akışı da sorunlu

Carbon Tracker, küresel ölçekte işletmede, inşa aşamasında ya da planlanan termik santrallerin %95’lik kısmının nakit akışını da değerlendirmiş. Bu kapsamda işletmedeki 2045GW kurulu güce sahip 6696 santral ünitesi ve planlanan 499GW kurulu güce sahip 1046 santral ünitesi analiz edilmiş. Buna göre;

  • Çin‘deki 982GW’lık kömür kurulu gücünün %59’u mevcut durumda zarar ediyor. Planlanan 206GW kurulu güce sahip termik santrallerin %61’lik bölümü negatif nakit akışı ile pazara girebilecek. İşletmedeki termik santrallerin %71’i yeni yenilenebilir enerji santrali inşa etmekten daha maliyetli şekilde faaliyet gösteriyor.
  • Regüle edilen bir piyasaya sahip olan Hindistan‘da, mevcut 222GW kurulu güçteki termik santrallerin %2’si zarar ediyor. Planlanan 66GW kurulu gücün ise %23’lük bölümü negatif nakit akışı ile pazara girebilecek. İşletmedeki termik santrallerin %51’i yeni yenilenebilir enerji santrali inşa etmekten daha maliyetli şekilde faaliyet gösteriyor.
  •  Termik santrallerinin üçte ikisinin regüle edildiği ABD‘de mevcut kömür santrallerinin %22’si zarar ediyor. Yeni planlanan santral bulunmuyor. İşletmedeki termik santrallerin %47’si yeni yenilenebilir enerji santrali inşa etmekten daha maliyetli şekilde faaliyet gösteriyor.
  • Çoğunluğu regüle edilmeyen piyasalara sahip olan Avrupa Birliği’nde mevcut 146GW’lık kömür kurulu gücünün %62’si zarar ediyor. Planlanan 8GW kurulu gücün yarısı negatif nakit akışı ile pazara girebilecek. İşletmedeki termik santrallerin %96’sı yeni yenilenebilir enerji santrali inşa etmekten daha maliyetli şekilde faaliyet gösteriyor.

Yeni kömürlü termik santrali inşa eden hükümetleri ve yatırımcıları, termik santrallerin maliyetlerini karşılamak için gerekli olan 15 ila 20 yıllık süreyi göz önünde bulundurarak, yatırımlarını telafi edemeyecekleri konusunda uyaran Carbon Tracker’in raporunda şu ifadeler yer alıyor:

Hükümetler ve yatırımcılar, tüketicilere düşük maliyetle enerji temini ve yatırımcıların kömür santrallerinin kullanım ömrünü doldurmadan şebekeden çıkarılmasını planlayabilmek için kömür dışındaki kaynaklara yönelik dönüşümü sağlamaktan yükümlüdür.

Karar vericiler, kömür projesi geliştiren şirketlere olumsuz bir yatırım ortamının oluşacağını belirtmekle ve en düşük maliyetli elektrik üretim teknolojilerinin hayata geçmesini sağlamak için ivedilikle enerji piyasalarını regüle etmeyi bırakmalı. Aksi halde, önümüzdeki on yıllar boyunca 499GW’lık kömürlü termik santrallerin yüksek maliyetle çalıştırılacağı bir senaryoya mahkum kalınabilir. ”

Küresel ölçekte kömür santrallerinin nakit akışını etkileyen belirleyici etmenler ise şöyle:

  • 2018-2019 yılları arasında AB, ABD ve Çin’de talebin azalması sonucunda kömür fiyatlarında%8’lik düşüş yaşandı. Bununla birlikte, COVID-19 salgınının patlak vermesinden bu yana, Çin’in ekonomik teşvik paketindeki beklentiler üzerine fiyatlar yükseldi. Carbon Tracker, 2020’nin ikinci yarısında ekonominin durumunda iyileşme görüldükçe kömür fiyatının az bir artışla ton başına 74$’a yükseleceğini öngörüyor.
  • 2019’da karbon fiyatları %45 artış gösterdi. Piyasayı düzenleyici kuruluşların karbon fiyatlandırmasını ve kirlilik düzenlemelerini sıkılaştırması sonucu, kömürün karlılığındaki zayıflamanın devamı öngörülüyor. AB’de ton başına 24€ olan karbon fiyatlarının Mart ayında 15 €’ya düşmesine rağmen, kömür kapasitesinde hareketlenme yaratabilmesi için stabil olarak 9€ seviyesine düşmesi gerekiyor.
  • Elektrik fiyatları, piyasaların liberalleşmesi ve yenilenebilir enerji kaynaklarının maliyetlerinde yaşanan düşüş nedeniyle 2018-2019 yılları arasında %8 düştü. Bununla birlikte, regüle edilen piyasalarda kömür santrali işleten birçok şirket, alım garantisi gibi şirketleri deflasyon etkisi yaratan etmenlerden koruyan teşvikler sayesinde getiri elde etmeye devam ediyor.
  • Çin’de, devletin garanti altına aldığı üretim saati ve sabit tarifeleri sona erdirmeyi hedefleyen elektrik piyasası reformları, daha fazla termik santral işletmecisini piyasa şartlarında faaliyet göstermek zorunda bırakıyor. Bu durum, yüksek maliyetle elektrik üreten termik santral işletmecileri için daha düşük gelir anlamına geliyor.