Hafta SonuHaftasonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

[Cadı Kazanı] Virüsün aynası – Nuran Seyhan Bayer

Aslında iki hafta önce yazmaya karar verdiğim yazının başlığı “KAPANDIM” olacaktı ve şu cümlelerle başlıyordu:

“Bazen insan, çiçekler gibi kapanır, sabahtan akşama kapanan sarmaşıklar gibi. Beynini, duyularını bir süreliğine kapatır. Kendini biraz da korumak içindir bu kapanma. En çok da toplumca delirdiğimiz anlarda olur. İnsanlığın geldiği durumu izlemeye mecbur kalmamak için…

Bir süredir terasımdaki taşların arasından çıkan yoncaları izliyorum. O kadar dirençli ve kararlı ki, taşların arasında bile hayat buluyor, susuz, sevgisiz.. Ama o da akşamları harika sarı çiçeğini kapatıyor, bir sonraki güne direncini korumak için belki de…”

İki hafta içinde her şey alt-üst oldu. Gerçeklikler birden bir aynada yansıma buldu. Ve yazımı bu aynadan yansıyanlara çevirdim.

Ey virüs, sen nelere kadirsin!

Dünyanın ciğerleri Amazon ormanları yandı, ÇIT YOK…

Avustralya yandı, ÇIT YOK…

Kasırgalar, fırtınalar, seller can aldı, ÇIT YOK…

Tarım ilaçları toprağımızı, bedenimizi kirletti; arılar, böcekler, kuşlar öldü, ÇIT YOK…

Amazon ormanlarında geri dönülmez noktaya gelindi, ÇIT YOK…

Silah tüccarlarının aç gözlülüğü milyonlarca can aldı, alıyor, ÇIT YOK…

2019’un şubatı, en sıcak ikinci şubat ayı oldu, ÇIT YOK….

Bilim insanları, sivil toplum örgütleri, öngörülü insanlar haykırdı: İklim krizinde dönülmez noktaya yaklaşıyoruz, ÇIT YOK…

Finlandiya, Norveç ve İsveç’in kuzeyinde yaşayan Sami halkı, daha sıcak havanın getirdiği yağışların likenleri yere yapıştırıp Ren geyiklerinin beslenmesini engellediği için geyikleri elleriyle beslemek dışında ne yapacaklarını bilmediklerini açıkladılar, ÇIT YOK…

Hayvanlar, böcekler, bitkiler yok oluyor; yaşam zincirinin halkaları bir bir kopuyor, ama ÇIT YOK…

ÇIT….ÇIT….ÇIT

Açgözlülük, sorumsuzluk, neo-liberal politikalar

Ve günlerden bir gün bir virüs, bir sınıfın lüksünün diğerinin yoksulluğuyla dengelendiği dünyayı ziyaret etmeye karar verdi. Gelirken de elinde dünya kadar büyük bir ayna getirdi. Herkes bu aynada kendine bakmaya mecbur kılındı. Kentlisi köylüsü, zengini fakiri, holding sahibi, kobisi, tüccarı, bakkalı, çiftçisi, rahibi, imamı, hahamı, doktoru, mühendisi, mimarı, politikacısı…

Hepsinin de gördüğü aynı şeydi: Aç gözlülük, dünya kaynaklarını sorumsuzca sömürme, neo-liberal politikaların iflası.

Ekolojik çöküşte inkar politikası güden üç ülke, ABD, Britanya ve Avustralya bir virüs karşısında çaresiz kaldı,  geç kalmanın bedelini ağır ödüyorlar.

Ve sağlık sistemi kilitlendi. Ülkeler gerek yoğun bakım gerekse yatak ve teçhizat kapasitesi açısından tam bir çıkmazda.

Avrupa Merkez Bankası hala piyasaları koruma derdinde. İklim krizi için ayıramadığı bütçeyi, piyasalar için ayırdı:750 milyar dolar.

Bazı otomobil firmaları üretimi durdurdu.

Birçok havayolu seferlerini durdurdu.

Uzak mesafelerden mal gelmiyor, Çin’de mal alımları durduruldu.

Sağlık sistemi kilitlendi.

Ama iyi haberler de var: Hava kirliliği nedeniyle uzun zamandır gökyüzünü göremeyen Çinliler artık görüyor. Venedik’in kanal suları o kadar temizlendi ki kuğular geri dönmüş..

Marketleri yağmalayan, tuvalet kağıdı stoku yapan insanların trajikomik hallerine ek bizden bir haber: TBMM’de alınan ekonomik paket önlemleri içinde yer alan kararlardan biri şöyle: ”Semerkant Bilim ve Medeniyet Üniversitesi’nin adı değiştirildi!”

Sosyal amaçlı kredi paketleri de bakalım insanları nasıl koruyacak?

Ayna en çok da insanlığın ve kapitalizmin en karanlık yönlerine ışık tuttu adeta. İnsanlık bir dönüşümün eşliğinde. Belki de İnsanlık Çağı’nın sonunun ilanı.

Kategori: Hafta Sonu