Editörün SeçtikleriKoronavirüs SalgınıManşetSivil Toplum

Koronavirus ve topluluk aktivizmi

Yazan: Jonathan Neale

Yeşil Gazete için çeviren: Özgürel Başaran

Tanıdığım bazı çevreciler ve solcular Covid-19’la ilgili genel geçer tantanaya bakıp aldanmamam gerektiğini söylüyor. Diğerleri Çin’deki kapanmanın çevre kirliliğini azaltmış olasından memnunlar. Bazıları ise gerçek sorunun hastalık değil, ırkçılık olduğunu söylüyorlar.

Salgı hastalığa farklı bir tepki verme biçimi önermek istiyorum.

Topluluklar

1988’le 1994 arasında, HIV’e karşı kullanılan hayat kurtarıcı retrovirüs ilaçları henüz yokken HIV ile ilgili danışmanlık yapıyordum. Öncelikle eşcinsel erkeklerin salgın karşısındaki tepkilerinden neler öğrendiğimi aktarayım.

HIV salgını başladığında, birçok aktivistin ilk eğilimi, riski olduğundan az göstermeye çalışmak ve eşcinsel erkeklerin toplum içinde damgalanma ve dışlanmasını önlemek için eşcinsellere özel hamamların olmasını savunmaktı. Bu tutum hızla, ABD’de ölmekte olan ya da risk altında bulunan erkeklerin öncülüğünde farklı bir yaklaşıma yol açtı.

Bu kişiler hastalanan arkadaşlarına ve diğerlerine, özellikle lezbiyenlere ve aile üyelerine bakım yaparak yardımcı oldukları topluluklar oluşturdular. Eşcinsel erkekler birçok hayatı kurtaran güvenli cinselliği buldular ve cinselliğin çeşitli biçimlerini kaygısızca yaşarken aynı zamanda kondom kullanma zorunluluğunu da dikkate aldılar.

Eşcinsel erkekler ve lezbiyenler, o dönemde hayat kurtarıcı ilaçların geliştirilmesiyle ilgili araştırmaların hızlandırılması için kitlesel ve doğrudan eyleme dayalı bir toplumsal hareket geliştirdiler.

Mücadele

Söz konusu ilaçlar sonunda geliştirildiğinde, Doğu ve Güney Afrika’da yaşayan AIDS hastalığına yakalanmış insanların büyük çoğunluğu, ekonomik nedenlerle bu ilaçlara ulaşamadı. Ancak Güney Amerika’daki eşcinsel erkekler Tedavi Eylemi Mücadelesi‘ni hayata geçirmekte etkili oldular.

Bu mücadele, mümkün olan her türlü taktik kullanılarak kitlesel bir harekete dönüştü. Sonunda Güney Afrikalılar ve diğer ülkelerde yaşayan birçok Afrikalı için bedelsiz ilaç elde edildi.

Bu örnek hareketler, sadece HIV ve AIDS tehlikesini önemsiz göstermekle hiçbir zaman ulaşılamayacak bir sonuç yarattı, bir eşcinsel topluluğunun güçlenmesini ve önyargılarla, ırkçılıkla savaşmayı sağladılar.

Koronavirüsle ilgili başlangıç noktamız da bu olmalı – aktivizm nasıl topluluk oluşturabilir ve hayat kurtarabilir? En öncelikli yanıtlar, virüsün yayılmasını durdurmak ve herkes için çok iyi sağlık hizmeti sağlamaktır.

Covid-19

Aktivizmle neler yapılabileceğini anlamak için önce virüsün nasıl hareket ettiğine bakmalıyız.

Hastalığın adı Covid-19, çünkü bu türden koronavirüs 2019’un sonunda keşfedildi. SARS da bir tür koronavirüstü. Covid-19 SARS’tan daha az ölümcül olmakla beraber daha hızlı yayılıyor. Birçok insana virüs bulaşacak, ama daha küçük bir bölümü bu yüzden ölecekler.

Kesin tahminlerde bulunmak için yeterli veriye sahip değiliz. Ancak en iyi tahminlere göre virüsün bulaşmasından hastalığın gelişmesine kadar dört ila altı gün, başkalarına bulaşıcı hale gelmesine kadar ise iki hafta geçiyor.

Hastalanan kişilerden, yüzde 80 kadarı hastalığı hafif belirtilerle geçirecek ya da belirtileri çok az fark edecekler. Ama yüzde 20 kadarı ciddi biçimde hastalanacaklar. Bunların dörtte birinin, ya da toplamın yüzde 5’inin hastanelerin yoğun bakım servislerinde tedavi görmesi gerekecek. Belki bu kişilerin beşte biri, yani virüs bulaşanların yüzde biri ölecek.

Şimdiye kadarki en iyi haberse çocukların virüsten fazla etkilenmemiş görünmeleri.

Yayılma

Şu anda bu yüzde bir rakamı bir tahmin. Çin’deki oranlar daha yüksek. Ancak çoğu insan hafif belirtiler gösterdiği için, istatistikler büyük olasılıkla eksik. Bütün bunları dikkate alındığında, hastalığın bulaştığı kişilerden ölecek olanların yüzdesi 0,5 ile 1 arasında olabilir.

Bu oranları değiştirecek olan başlıca şey, hızlı, bedava, yoğun sağlık hizmetidir. Bu olmadığında ölüm oranları belirgin biçimde yükselecektir.

Ateş düşürücü ve solunum yollarını açık tutmayı sağlayan basit ilaçlarla oksijen veren ve nefes almayı sağlayan solunum cihazları en temel öneme sahip sağlık desteklerini oluşturur.

Ölüm sayısını belirleyecek bir başka etken de virüsün belirli bölgelerde sınırlanması ya da dünya çapında halklar arasında yaygın hale gelmesidir. Hastalık bulaşanların çoğu hiçbir zaman tedaviye ihtiyaç duymayacağı için, birçok kişi hastalandığını fark etmeyecek ve virüs büyük olasılıkla hızla yayılacaktır.

Olası iki senaryo var. Birine göre virüs genel olarak yayılır ve belki insanların yüzde 40’ını etkiler. Bu da üç milyar vakanın görülmesi anlamına gelebilir. Bunların arasından belki 15 ila 30 milyonu önümüzdeki birkaç yıl içinde ölebilir. İki yıl içinde işe yarayan bir aşı bulunursa, bu sayı azalabilir.

Karşılaştırma amacıyla örnek verirsek, yılda 57 milyon insan çeşitli nedenlerle ölüyor. Her yıl zatürreden 3 milyon, diyabet ve tüberküloz hastalıklarının her birinden 1,5 milyon, AIDS’ten 1 milyon, gripten 500,000 ve sıtmadan 400,000 kişi hayatını kaybediyor.

Yalıtma

En kötü durum senaryosuna göre önümüzdeki birkaç yıl içinde Covid-19’un neden olduğu ölümlerin sayısı, yukarıda söz edilen diğer ölüm nedenlerinin yol açtığı ölümlerin sayısıyla hemen hemen aynı olacak.

Ancak uluslararası alanda en kötü durum senaryosunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini tartışmanın fazla anlamı yok. Gerçekleşebilir ya da gerçekleşmez. Bu hükümetlerin ve halkların nasıl davranacağına bağlı.

Asıl işe yarayabilecek çözüm, çeşitli biçimlerde yalıtmanın sağlanmasıdır. Nedenine gelince, hala kesinlikten uzak olan en iyi tahminlere göre, virüsü taşıyan her kişi yaklaşık 2,5 kişiye hastalığı bulaştırıyor. Ancak bu sayıyı kişi başına 1’e indirebilirsek, virüsü taşıyan insanların sayısı azalmaya başlayacaktır.

Hastalığın yayılması sınırlandırılabilir. Bu SARS salgını sırasında işe yaramıştı ve şimdiye kadar Ebola için de işe yaradı. Bu maske takmanın, elleri yıkamanın ve büyük kalabalıklardan kaçınmanın mantığını oluşturur. Bu önlemler hastalığın bulaşmasını durdurmaz. Ama bulaşma oranını azaltır.

Bütün bu önlemler arasında en etkili olanı, virüsü taşıyan insanların hastalık bulaştırma riskini taşıdıkları süre boyunca diğerlerinden yalıtılmasıdır. Bu da hasta insanlarla virüse maruz kalmış olanların yalıtılması anlamına gelir. Test yaptırmak, yalıtılması gereken kişilerin sayısını belirgin biçimde düşürür. Ancak bu da hükümetlerin yeterince test kiti üretip ücretsiz dağıtımını sağlamasına bağlıdır.

Karantina

Doğal olarak yalıtma uzun vadede işe yaramaz. Etkili bir aşının elde edilmesi ise iki yıl içinde gerçekleşecek bir olasılık.

Şu anda “karantina” konusunda büyük bir politik tartışma sürüyor. Sağ görüşten birçok kişi yabancıların yalıtılmasını öneriyor. Solda ise çoğunlukla bunun sadece ırkçılığı yükselteceği söyleniyor.

Her iki görüş de her ülkede yalıtılacak kişilerin büyük çoğunluğunun o ülkelerin yurttaşları olduğu gerçeğini gözden kaçırıyor. Sadece yabancılar üzerine odaklanan bir yalıtma anlayışı, halk sağlığı bakımından bir felakete yol açar.

Eşitsizlik

ABD’yi ele alalım – aslında söylediklerimin birçoğu diğer ülkeler için de geçerli, özellikle de ulusal çapta ücretsiz sağlık hizmeti sistemi olmayan ülkeler için.

ABD’deki salgının belirgin bir politik sonucunu görebiliriz: Ne kadar kötüye giderse o kadar çok seçmen Trump’tan uzaklaşacak. Ama eğer ABD’deyseniz, şimdi sadece politika oyununu izlemenin zamanı değil. Birbirimizle dayanışma içinde bu çevresel felaketle başa çıkarken, taban hareketleri yoluyla duruma politik olarak müdahalede bulunmanın yolunu öğrenmek zorundayız.

Bunu yapmak zorundayız, çünkü bu salgın hastalık çok sayıda insan için acı verici olacak. Hatta, iklim değişimini dikkate alırsak, felaketin ortasında örgütlenmeye alışmamız gerekecek. Burada salgının bazı özellikleri başlı başına dikkat çekici. Bunların hepsi eşitsizlikle ilgilidir.

Savunmasızlık

Yaşlı insanların özellikle tehlikeye açık olmasının yanında diyabetliler de risk altında. ABD’de 34 milyon insan, nüfusun yüzde onu diyabetlidir. Bunların hepsi orantısız derecede yoksul çünkü diyabet, şeker katkısıyla tatlandırılmış ucuz besinler yenilmesi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır ve bu hastalıktan korunmanın yolu taze, işlenmemiş, pahalı besinler yemektir.

Afrikalı Amerikalılar ve özellikle Amerika Yerlileri orantısız ölçüde diyabete yakalanıyorlar, çünkü genellikle yoksullar.

Çoğu diyabetli insülin alma olanağına sahip değil. Bunu nedeni ya sağlık sistemine dahil olmamaları ya da sigortalarının ilaç harcamalarını karşılamaması. Ama aynı zamanda büyük ilaç şirketleri fiyatları haksız olarak yapay biçimde yükselttiği için ABD’de ilaçlar diğer ülkelere kıyasla çok pahalı.

Sonuç olarak çoğu insan ihtiyaçlarının daha azı oranında insülin kullandığı için, bunlardan birçoğu ölüyor. Diyabetli kişiler büyük olasılıkla tekerlekli sandalyeye mahkûm hale geliyor. Bütün bu fiziksel ve ekonomik güçlükler, onların salgın hastalığa yakalanma ve iyileşememe olasılığını güçlendirir.

ABD’de aynı zamanda en az 16 milyon insana kronik obstrüktif akciğer hastalığı- COPD teşhisi konulmuş durumda. Bu kişiler sürekli nefes alma güçlüğü çekerler. Bunların çoğunun akciğerlerini çalıştıkları işler mahvetmiştir – madenciler, kimyasallar ve petrolle ilgili işlerde çalışanlar ve çiftliklerde pestisitlere maruz kalan işçiler gibi; COPD hastalığı olan bedensel işçiler ve yoksul kişilerden birçoğu da tütün içmiştir, çünkü hayatınız ne kadar zor olursa tütün içme olasılığınız o kadar yüksek hale gelir.

COPD hastalığı olan kişiler Covid-19 nedeniyle ölüm tehlikesi altında, çünkü zaten solunumla ilgili sorun yaşamaktalar. Üstelik, birçoğu yoksul ve kalkıp dışarı çıkmak bir yana, bir oda içinde hareket etmekte bile güçlük çekerler.

İşçiler

İşyerlerinde virüs taşıyabilecekleri ya da yapılan teste göre virüs taşıdıkları için evde kalmaları talimatı verilen birçok kişi olacak. Ancak ABD’de nüfusun yarısı maaşlarıyla geçinir ve federal yasalar yılda sadece yedi günlük ücretsiz hastalık iznini güvence altına alır.

Farklı alanlarda iş gören çoğu çalışan soğuk algınlığı ya da grip olduklarında işe gitmeye alışkındır. Covid-19 taşıyan insanların çoğunluğu hafif belirtiler gösterecek ve tamamen çalışabilir durumda olacaklar. İşverenlerin çoğu da bu insanlara evde kalmaları durumunda ücret ödemeyecektir.

Bir de anne babaların durumunu düşünelim. Çin, İran, İtalya ve birçok başka ülkede hükümetler okulları kapamaya başlıyor. İş dünyasının bakış açısıyla düşünülürse iş yerlerini kapamaktansa insanları yalıtmak daha ucuza malolur.

Ancak Amerikalı ailelerin çoğunluğunda iki yetişkin de çalışır ve bu yüzden [kendileri işteyken çocuklarının gözetilmesi için] hem okullara hem de okul sonrası programlara ihtiyaç duyarlar.

Bekar anne ve babalar daha da zor bir durumdalar. Çoğu yetişkin evde kalıp gelirlerinin bir bölümünü kaybedecek, ya da çocuklarını bilmedikleri birileriyle bırakmak zorunda kalacaklar. Ya da çocukları birbirine bakmak üzere kendi başlarına bırakıp sosyal hizmet görevlilerinin bu durumu fark etmemelerini umacaklar.

Yalnızlık

Bir de yalnızlar var. Eric Klinenberg’in 1995’te Chicago’daki bir sıcak dalgası sırasında gerçekleşen binin üzerinde kişinin ölümünü anlatan Sıcak Dalgası (Heat Wave) adlı kitabını okumaya değer.

Bu kitaptaki iki şey özellikle konumuzla ilgili. Birincisi yerel yönetimdeki yetkililerin sıcak dalgası karşısında ne gibi önlemler alacağını düşünmek yerine medyayı nasıl idare edeceğini tartışmış olması.

Diğeri ise ölenlerin çoğunun çocuklarıyla iletişimi kopmuş, yalnız yaşadıkları, klima çalıştırmaya maddi güçleri yetmediği ve iyi olup olmadıklarını gözetecek kimseleri olmadığı için ölen yaşlı adamlar olması.

Covid-19 bulaşanlardan büyük çoğunluğu hayatta kalacak, ama evde kapalı kaldıklarında yalnız ve korkulu günler geçirecekler.

Çin’deki salgınla ilgili hikayeler, yemek getiren bir büyük anne veya büyük babadan söz ediyor. Ama insanların yalıtılmış oldukları bir zamanda kapının çalınması ya da gün aşırı telefon eden birinin varlığı, duygusal bakımdan büyük bir destek sağlayabilir. Hafif belirtiler gösterdikleri için çevresinden yalıtılan ve daha sonra ciddi biçimde hastalanan insanlar olacağını da unutmamalıyız. Onlar da hastanelere ihtiyaç duyacaklar. Onlarla bağlantıda kalacak birisi büyük bir fark yaratır.

Yoksullar için sağlık yardımı

Bu listeyi devam ettirebiliriz. Ama sağlık hizmeti konusuyla bitirelim.
27 milyon Amerikalı sağlık sigortası ya da sağlık yardımına bağlı değil. Gidişata bakılırsa hiç kimse onların sağlık harcamalarını karşılamayacak ve bu kişilerin çoğunluğu ücretli çalışanlar ve ailelerinden oluşuyor.

Dahası, bu kişilerin testleri için kim ödeme yapacak? İlaç harcamalarını kim karşılayacak? Sigorta genellikle ilaç harcamalarını kapsamıyor. İlaçların üretim ve dağıtımının düzenli yapılmasını kim güvence altına alacak?

Çok ciddi derecede hasta olanlardan kaçı hastaneye gitmeye maddi güçleri yeterli olmadığı ya da hastaneler onları kabul etmediği için evlerinde eziyet çekmek zorunda kalacak?

Örgütlenme

Ama bu derecede eşitsiz etkileri olan bir salgına karşı nasıl tepki verebiliriz? Bir düzeyde çözüm, Sanders’a oy vermektir. Diğer düzeydeyse imza toplamak ve toplumsal eylemlere katılmaktır. Yukarıda dikkat çekilen bütün problemler göz önüne alındığında, iki çeşit örgütlenme gerçekten büyük bir değişim yaratabilir.

Komşular arasında yardımlaşmayı örgütlemek gerekir. Sokağınızda ya da binanızda bir kişinin kapıları çalmasını sağlayın. Bunu kendiniz de yapsanız daha önemlisi bu işi yapacak bir insan ağı oluşturmaktır. Bir kişi yalıtılmış da olsa birisi ona her gün telefon edebilir.

Sosyal medyada komşuların durumu tartışabilecekleri ve nasıl bir yardıma ihtiyaç duyduklarını ya da nasıl yardım edebileceklerini bildirdikleri yerel sayfalar oluşturabilirsiniz.

Ancak herkesin internet erişimi olmadığını unutmamalıyız. Bu yüzden yaşlı insanların da kolaylıkla erişebilecekleri platformlar kullanarak, bu platformlarla bağlantı kurup başkaları için internette duyurular yapabilecek kişileri örgütleyebiliriz. Bu süreç içinde daha önce hiç sahip olmadığınız biçimde ve yıllar boyunca kalıcı olacak bir komşuluk ilişkisi geliştirebilirsiniz.

Ağlar

Bu tür ağları aynı zamanda iş yerinde de oluşturabilirsiniz, böylece herkes iş arkadaşlarını evlerinden izleyip ihtiyaçlarını gözetebilir. Aynı zamanda işverenin izinli olan herkese ücret vermesini sağlamak  için örgütlenebilirler.

Ama yine hatırlatmak gerekir ki, tek iş yerinde örgütlenip örneğin sadece diğer hemşirelerden ya da diğer elektrikçilerden oluşan ağlar kurmamaya çalışın. Yapabildiğiniz ölçüde bütün iş yerlerini kapsayan ağlar kurun. Bu farklı bir iş ortamının ve belki bir sendikanın başlangıcı olabilir.

Kilise, cami ya da diğer ibadet merkezlerine düzenli olarak gidenler ağ kurma konusunda çoğu çevreci ve sosyaliste göre daha fazla şey biliyorlar. Ama çevreci ve sosyalist arkadaşlarım – inanç çerçevesinde örgütlenen kişilerden öğreneceğimiz şeyler var. Yardım etmek, paylaşmak, bağlantıda olmak – bunlar insani şeyler ve son derece önemli.

Güzel olan şu ki, bu olgular kolektif örgütlenmeyle de uyumlu. Kolektif örgütlenme, yukarıda sözünü ettiğim her güçlüğün üstesinden gelmeyi sağlayabilir.

Güç

En basit düzeyde, bir kişi sağlık hizmeti alamadığında, altı komşusu ya da iş arkadaşı onunla acil servise ya da kliniğe gidip yardım edilmesi için yüksek sesle ısrarlı talepte bulunabilir. Bir kişinin maddi gücü yiyecek ya da ilaç almaya yetmediğinde komşuları arasında gereken yardım toplanabilir.

Eğer federal/merkezi hükümet harekete geçmezse yerel yönetimler/valilikler olağanüstü durum ilan ederek askeri kuvvetlerin ücretsiz ilaç dağıtmasını sağlayabilir.

Valilikler aynı zamanda işverenlerin yalıtılmış kişilere ve okuldan sonra çocuklara bakanlara ücretli izin vermesini emredebilir. Belediye başkanları da bunu yapabilir. Bu konuda yasal yetkileri olmasa da mahkemeye giden işverenlerin neyle karşılaşacağını düşünebilirsiniz.

Kapatılma koşullarında bile hastalık bulaşmış, bulaştırabilecek ve iyileşmiş kişilerin yapacağı etkinlikler ve işgal eylemleri çok güçlü sonuçlar doğurabilir.

Aynı zamanda, tekerlekli sandalyedeki on hasta ve yaşlı kişiden oluşan grev gözcüsü hattının gücünü de hafife almamak gerekiyor. Engellilerin kendi aralarında örgütlenme yeteneği de asla küçümsenmemeli.

Eylemler

Önemli bir aşama yetkililerin insanları ev tipi solunum cihazlarıyla evlerine yollama girişimleri olacak. Bu kişilerin hastanede bakımı ve yakından izlenmesi gerekir. Bir salgın sırasında hastanelere çok kısa bir süre içinde kapasitelerinin üzerinde yük binecek. Birçok ameliyat iptal edilecek, başka hastalıkları olan hastalar evlerine yollanacaklar.

Sağlık çalışanları virüse maruz kalma ve virüs bulaşması bakımından özellikle tehlike altında olacaklar. Bütün dünyada sık kullanılan ilaçların büyük bir bölümü de Çin ve Hindistan’da üretilmektedir. Eğer ticaret durdurulursa bu felaketle sonuçlanır.

Böyle bir durumda doğrudan eylemler tedaviye odaklanabilir. Eğer hastanelerde yeterli yatak bulunmuyorsa boş fabrikaların, mahkeme salonlarının, polis karakollarının, okulların, televizyon kanallarının, belediye meclis salonlarının ya da yarı boş otellerin işgali için küçük çaplı, ses getiren ve ağırbaşlı eylemler yapma zamanıdır.

Bütün bu eylemler sosyal medyada geniş çaplı ve hızlı bir biçimde paylaşılabilir. Bunlar yetkilileri korkutacak eylemlerdir. Aynı zamanda da herkes için ücretsiz sağlık hizmeti gibi daha kapsamlı bir talebi ortaya koymak için fırsat oluştururlar. Bu hak, ABD’de er ya da geç kazanılacak. Ama ne kadar erken olursa o kadar iyi olacak.

Değişim

Üstelik bunlar aynı zamanda ırkçılık ve ön yargıyla mücadele etme yollarını oluşturur. Salgın sırasında ırkçılığın en önemli etkisi daha yoksul ve daha çok hasta oldukları için azınlıkları öldürmek olacak. Ancak AIDS söz konusu olduğunda yapıldığı gibi, toplulukları harekete geçirmek, onların saygınlıklarını ve kendilerini korumaları için belirleyici rol oynar.

Aktivizme bu şekilde yaklaşmak aynı zamanda “ya buna ne diyorsunculuk” tuzağından – yani “bununla ilgili harekete geçmemeliyiz, çünkü ya şu (konumuz bağlamında örneğin diyabet, açlık, yoksulluk vb.) ne olacak?” diye sorma eğiliminden de kurtulmayı sağlar.

Son olarak, iklim krizinin gerçekleşeceği yıllar ve on yıllar içinde dünya çapında ortaya çıkacak birçok çevre felaketiyle başa çıkmayı da bu biçimde öğrenmek zorunda kalacağız.

Bu felaketlerin her biri, tıpkı bu virüs gibi önemli ekonomik sonuçlar doğuracak. Her biri ortaya çıktığında otoriter ve sağ görüşlü tepkilerle paylaşımı ve dayanışmayı öngören sosyalist, çevreci ve hümanist eğilimler arasında bir çatışma yaşanacak.

Daha farklı biçimde ifade edecek olursak, değişmemizi ve böylece dünyayı değiştirmemizi sağlayacak biçimde birbirimizi desteklemeye başlamalıyız.

Makalenin İngilizce Orijinali