Hayvan HaklarıKoronavirüs SalgınıKöşe YazılarıManşetYazarlar

Covid-19 ve hayvan deneyleri

Küresel bir salgın haline gelen Covid-19 nedeniyle araştırmacılar bu hastalığın aşı/tedavisini bulmak için adeta yarışır hale geldiler ve hemen her gün, başka bir ülkedeki araştırmacıların aşı çalışmalarına dair haberleri okuyoruz. Bu haberlerde ilk göze çarpan ise, Moderna adlı şirketin ışık hızıyla ürettiği aşı ve Medicago’nun vegan aşısı oldu.

Sentetik mRNA’ya dayalı ilaç geliştiren ABD’deki biyoteknoloji şirketi Moderna, virüsün ilk olarak Wuhan’da Ocak ayı başında tanımlanmasıyla başlayan süreci şöyle özetliyor:

“11 Ocak’ta ÇHC yetkililerinin virüsün genetik sekansını paylaşmalarının ardından Ulusal Sağlık Enstitüsü ve Moderna bulaşıcı hastalık araştırma ekibi Covid-19’a karşı geliştirilen aşı mRNA-1273’ü 13 Şubat’ta tamamladı. Ulusal Sağlık Enstitüsü’ne bağlı Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü’nün isteği üzerine, ilk parti aşı Faz-1 testleri için 24 Şubat’ta Ulusal Sağlık Enstitüsü’ne gönderildi. ABD Gıda ve İlaç Dairesi, Ulusal Sağlık Enstitüsü tarafından mRNA-1273 için yapılan IND (Yeni Araştırma Ürünü İlaç) başvurusunu gözden geçirdi ve klinik çalışmalara başlanmasına izin verdi. 16 Mart’ta, Ulusal Sağlık Enstitüsü ilk gönüllü katılımcının aşılandığını duyurdu. Çalışma, yaklaşık altı hafta sürecek ve 18-55 yaş arasındaki 45 sağlıklı gönüllüyü içerecek. Bu 45 kişi, Moderna’nın geliştirdiği araştırma aşamasındaki aşı ile, bir ay arayla 2 doz aşılanacak ve gönüllü katılımcıların her birine toplamda $1,100 ödenecek.[i]

‘Hayvan deneyleri o kadar kritik değil’

Moderna, sadece 10 yıldır faaliyette. Uzun yıllara dayalı bir geçmişi olmaması mı yoksa şu ana kadar onaylanıp kullanılan bir aşı geliştirmemiş olmasından mıdır bilinmez, henüz hayvanlar üzerindeki etkilerinden tam olarak emin olmadan insanlarda test etme konusunda acele ettiği ve daha kapsamlı hayvan çalışmaları yapması gerektiği düşünülüyor. Rekor denilebilecek bir hızla mRNA-1273 aşısını hazırlayan firmanın tıbbî müdürü Tal Zaks ise, klinik test aşamasına geçilebilmesi için aşının hayvanda işe yararlığının kanıtlanmasının o kadar kritik bir adım olmadığı düşüncesinde.

Kanada merkezli biyoteknoloji firması Medicago ise, Covid-19 için 20 gün gibi kısa bir sürede geliştirdikleri aşıda genetik kodun özel bir yöntem ile elde edildiğini ve bu yöntemin Gıda ve İlaç Dairesi tarafından onaylanması gerektiğini duyurdu birkaç gün önce. Medicago CEO’su Bruce Clark, kasım ayında hazır olacak aşıdan ayda 10 milyon adet üretebileceklerini ancak bunun için bazı bürokratik engellerin ortadan kalkması ve hayvanlar üzerinde testler yapmadan direkt klinik deney safhasına geçmeleri gerektiğini söyledi. [ii]  Ulusal basında da yer bulan bu haberde “ilk vegan aşı” başlıkları dikkat çekti. Vegan aşı tanımlamasının sebebi, aşının geliştirilmesi esnasında kullanılan metodun geleneksel metotlardan olmaması. Grip aşısı çalışmalarında kullanılan standart yöntem, aşı proteinlerini geliştirmek için tavuk embriyosu kullanılmasıdır ve bu işlemin tamamlanması için aylarla ifade edilebilecek bir zamana ihtiyaç duyulmasının yanı sıra, çok miktarda yumurta gerekir. Bitki kullanılarak geliştirilen aşılar ise sadece protein içeren, bulaşıcı olmayan virüs benzeri parçacıklardan oluşurlar ve bu parçacıklar enfekte edilen bitkilerin ürettiği proteinden elde edilir.[iii]

Takip edilmesi gereken geleneksel sıralamayı karıştırmak ya da atlamak, henüz bilinmeyen tehlikeler yönünden ahlâken tartışmalı hatta yanlış diyen bilim insanlarının yanında, içinde bulunduğumuz sıra dışı durum ve salgının zaman baskısı nedeniyle bazı evrelerin atlanabileceğini savunan bilim insanları da var.

‘Tek seçenek de değil’

Merck firmasının halk sağlığı sorumlusu ve Uluslararası AIDS Aşı Girişimi başkanı Mark Feinberg, “Geleneksel aşı zaman çizelgesi 15 ila 20 yıldır. Bu durumda, bu kabul edilemez” diyor ve COVID-19 için aşının hazır hale gelmesinin en iyi ihtimalle 1-1,5 yıl süreceği göz önünde bulundurulursa, yeni yaklaşımlar olmadıkça zaman çizelgelerine yaklaşmanın bir yolu olmadığını söylüyor. Feinberg, hayvanlar üzerinde yapılacak çalışmaların önemini bildiğini ekleyerek, direkt insanlardaki klinik denemelere atlama fikrinin sadece uygun değil, aynı zamanda sahip olduğumuz tek seçenek olduğunu düşünüyor.

Buna karşıt bir görüş olarak, McGill Üniversitesi Biyomedikal Etik Biriminin direktörü Jonathan Kimmelman şunları söylüyor: “Salgınlar ve ulusal acil durumlar genellikle hakları, standartları ve/veya normal etik davranış kurallarını askıya almak için baskı oluşturur. Geçmişe bakıldığında, bunu yapmanın çoğu zaman yanlış olduğu görülür.” Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü direktörü Barney Graham ise (Moderna’nın aşısıyla ilgili) hayvan testlerini atlamanın söz konusu olmadığını ve geliştirilen aşıların, Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü’ndeki virologlar tarafından fareler üzerinde denendiğini, bir diğer coronavirus olan MERS için üretilen benzer MRNA aşısındaki bağışık yanıtının aynısının bu farelerde de görüldüğünü belirtiyor. [iv]

‘Geleneksel yöntemler’in işe yararlığı

17 Mart’ta Çin Halk Cumhuriyeti’nin (ÇHC) yeni bir aşı geliştirdiği ve bu aşının hayvan testlerinde işe yaradığı duyuruldu. SARS salgınından (2003) bu yana koronavirüs aşıları üretmek için çalışan Fudan Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden (Şangay) viroloji profesörü Shibo Jiang, Nature’daki makalesinde[v]; standart protokollere sadık kalınması gerektiği, aşıların insanlarda kullanılmasına izin verilmeden önce güvenliğin birden fazla hayvan modelinde değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor ve Moderna’nın aşı sürecine eleştirel yaklaşıyor. Buna verdiği örnek ise, çoğu hayvan korumacının aşina olduğu, başka bir koronavirüs olan kedigillerdeki bulaşıcı peritonit virüsü (FIP) ile ilgili. Jiang, onyıllar önce FIP için geliştirilen aşıların, kedilerde virüsün neden olduğu hastalığı geliştirme riskini artırdığını söylüyor.

Laboratuvarlarda kullanılan hayvanlar ile aşı üretimi arasındaki “geleneksel” bağ, yaşadığımız şu günlerde maalesef kendini açıkça gösterdi. Aşı geliştirmenin ilk adımı olarak hastalık sebebini incelemek üzere bir enfeksiyon modelinin oluşturulması ve bunun etkilerinin canlıda görülebilmesi için, klinik öncesi aşamada sayısız türden hayvan kullanılır ama bunların arasında en çok tercih edilenler kemirgenler ve insan dışı primatlardır. ÇHC’de yürütülen çalışmalarda da bu iki türün ismini sıklıkla duyuyoruz. Kemirgenler-özellikle de fareler, insanlarda görülen birçok hastalığın onlarda görülmemesi ve insanlarda hastalığa sebep olan birçok virüsün onlarda çoğalmıyor olmasına rağmen, genetik olarak tasarlanıp insanlaştırılarak, insan bağışıklığını modellemek için kullanılırlar. İnsan dışı primatlar ise; büyük olmaları, “pahalı” olmaları ve bize benzerlikleri nedeniyle bir takım etik sıkıntıları barındırmalarına rağmen, bağışıklık sistemlerinin bizimkini yakından taklit etmesi sebebiyle bu tür çalışmalarda tercih edilirler.

İnsanların kullanımına sunulacak aşı/tedavisini bulmak için onlarda olmayan bir viral hastalığın kasten enfekte edildiği hayvanlar üzerinde çalışmaya dair ahlaki eleştiriler bir yana, içinde olduğumuz bu korkutucu tablonun sebepleri ve gezegende yarattığımız tahribatla ilgili ciddi şekilde düşünüp ders alacağımız günlerin yakın olmasını diliyorum. Üzgünüm…

***

[i] https://www.modernatx.com/modernas-work-potential-vaccine-against-covid-19

[ii] https://www.biospace.com/article/medicago-successfully-produces-a-viable-vaccine-candidate-for-covid-19/

[iii] https://www.wired.com/2012/07/vaccines/

[iv] https://www.statnews.com/2020/03/11/researchers-rush-to-start-moderna-coronavirus-vaccine-trial-without-usual-animal-testing/

[v] https://www.nature.com/articles/d41586-020-00751-9

 

Kategori: Hayvan Hakları