ManşetTarım-Gıda

Missourili çiftçi Monsanto’ya karşı açtığı davada 265 milyon dolar kazandı

Jüri, şeftali yetiştiricisinin dikambadan ötürü işini kaybettiği kararına vardı. Fotoğraf: JJ GOULIN/ISTOCK

Haber: Carey Gillam 

Yeşil Gazete için çeviren: Hande Yetkin

Missourili bir şeftali yetiştiricisi bu ay kimyasal devi BASF ve Bayer çatısı altındaki Monsanto Co. şirketlerine karşı açtığı davalar silsilesinin ilkinde nadir görülen bir hukuki zafere imza attı. İddiaya göre birçok eyalette meyve bahçeleri, bahçe ve organik tarım alanlarına zarar veren tarım zehri hasarının sorumlusu söz konusu şirketlerdi.

Şubat ayının on dördünde jüri oy birliğiyle Bill Bader ve ailesinin sahip olduğu Bader Çiftlikleri’ne zararlarını telafi etmek üzere 15 milyon dolar tazminat ödedi. Ertesi gün, Monsanto’nun bünyesinde bulunduğu Alman Bayer AG’nin belirlenen tutara ek olarak 250 milyon dolar cezai tazminat ödemesi kararlaştırıldı. Jürinin bulguları Monsanto ve BASF isimli şirketlerin kâr arttırma amacıyla tasarladıkları bir komplo eylemi olduğu yönündeyken, Bader ailesinin avukatı durumu “ekolojik felaket” olarak tanımladı.

Missouri eyaleti Cape Girardeau yerel mahkemesinde üç hafta boyunca kanıtların belgelenip şahitlerin ifadelerinin alınmasını takiben nihai karara varıldı. Kanıtlar, Bader Çiftliği‘nin şeftali bağlarının komşuları tarafından sıkılan dikamba isimli herbisitten ötürü ağır derecede tahrip gördüğünü ortaya koydu. Bader’in avukatı Bill Randles, dikambanın verdiği zararın 30.000 şeftali ağacının kaybına ve Bader’in sektördeki konumunu yitirmesine yol açtığı iddiasında bulundu.

Randles Sierra gazetesine verdiği röportajda durumun son derece üzücü olduğunu, şeftali sektöründe isim yapmış Bader’in artık ayakta kalamayacağını dile getirdi.

Geride çok sayıda dava var

Bader davası, ülkedeki pek çok çiftçi tarafından dikambanın, bahçe, bağ ve ağaçlarda yarattığı tahribata yönelik Monsanto ve BASF’ye açtığı davalardan yalnızca bir tanesi. Dikamba esasen asırlardır tarım sektöründe bağlardaki istenmeyen otları öldürmek üzere kullanılmakta; ancak çiftçiler, uçucu özelliğinden ötürü geniş alanlara yayılıp hedeflenmeyen bitkileri de öldürme riski barından bu herbisiti sıcak yaz aylarında kullanmamaya özen gösteriyor.

Monsanto şirketi, dikamba spreylemesini tolere etmek üzere genetik olarak modifiye edilmiş soya fasulyeleri ve pamuğu öne sürerek bu tehdidi hiçe saydı. Şirket, yeni GDO ürünler ile ekilecek alanlara Monsanto ve BASF tarafından geliştirilen yeni dikamba formülasyonları püskürtülebileceğini söylemişti; iddiaya göre bu yeni formülasyon aracılığıyla hedeflenen bölgeler dışına çıkılmayacaktı. Şirketin ifadesine bakılacak olursa bu, GDO’lu tohum satın alan çiftçilerin yaz aylarında dahi dikamba herbisiti kullanabilecekleri, bunu yaparken komşu bağlara da zararlarının dokunmayacağı anlamına geliyordu.

BASF’nin glifosat herbisiti ve glifosata dirençli otlar üzerine kurulu “Roundup Ready” sisteminin glifosata direnen yabani ot salgınına yol açmasından ötürü, Monsanto şirketi 2011’de BASF ile birlikte yeni bir dikamba sistemini tanıtacaklarını ilan etti.

Bilim insanları yeni dikamba sisteminin Monsanto’nun GDO’lu soya fasulyeleri ve pamukları dışında ürün yetiştiren çiftçilerin üretimlerine tehdit oluşturabileceği konusunda uyarıda bulundular; ancak Monsanto ve BASF yeni dikamba hasat sistemlerinin bir problem teşkil etmeyeceğine dair alenen güvence verdi.

Sorumluluktan nasıl kaçacaklarını planlamışlar

Randles tarafından duruşmada afişe edilen şirket içi belgeler aracılığıyla, şirketlerin dikamba hasarı hakkında binlerce şikayet alabileceklerini önceden tahmin ettikleri ve dahası sorumluluktan nasıl kaçınacaklarını dahi planladıkları tespit edildi. Şirketlerin belgeleriyle gün yüzüne çıkan bir diğer gerçekse çiftçilerin gerçekten ihtiyaç duydukları veya istediklerinden dolayı değil, olası bir savrulmaya karşı önlem olarak GDOlu tohum kullandıklarıydı.

Randles şunları söyledi:

İnsanlara zarar vereceklerinden haberdarlardı, buna rağmen bu durum üzerinden para kazanmayı seçtiler. Gayet basit. Sebep oldukları hasarın bilincinde olduklarını gösteren birçok belge mevcut.”

Jüri, Monsanto’nun yeni herbisitleri piyasaya sürmeden önce GDOlu, dikambaya toleranslı çekirdeklerin dağıtımı konusunda ihmalkar davrandığını ve bu ihmalkarlığın çiftçilerin eski dikamba sistemini kullanmaya devam etmeleri konusunda teşvik edici olduğunu kaydederek Bader Çiftliği tarafının savını büyük ölçüde destekledi. Ayrıca şirketler öncesinde güvence verilmiş olmasına rağmen yeni dikamba sisteminin hedeflenen alanların dışına etki etmesi de ihmalkarlık unsuru olarak not edildi.

Bayer, Monsanto ürünlerinin güvenilirliğinin aksini gösteren herhangi bir yeterli kanıt sunulmadığını gerekçe göstererek karara itiraz edeceğini açıkladı; BASF ise jürinin kararı karşısında şaşırdıklarını ve temyize katılacaklarını duyurdu. Ayrıca BASF, ürünlerinin etiket talimatları ve kullanım rehberleri doğrultusunda uygulanması halinde güvenilir olduğunu savundu.

Çitçiler tarafından açılan Bader benzeri yaklaşık 140 adet dava Cape Girardeau yerel mahkemesinde çok taraflı dava başlığı altında toplandı ve tümünün Bader davasında görev alan yargıç Stephen Limbaugh tarafından yürütülmesi kararlaştırıldı.

Randles, jüri kararının onaylanacağına dair inancının tam olduğunu dile getirdi: “Yaptıklarının karşılığını ödeyecekler. Durdurulabilirler mi? Evet. Kararı tersine çevirebilirler mi? Hayır.”

Makalenin İngilizce Orjinali

Kategori: Manşet