ManşetTürkiye

İdlib’de ateşkes ve ‘güvenlik koridoru’ kararı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında Moskova’da gerçekleşen 5 saat 40 dakikalık zirvenin ardından İdlib’de ateşkes kararı alındı.

Türkiye ve Rusya arasında varılan mutabakata göre ateşkes 6 Mart Perşembe gece yarısından itibaren devreye girdi. Bir hafta içerisinde İdlib’deki M4 karayolunun kuzeyi ve güneyinde 6’şar kilometre uzunluğunda bir güvenlik koridoru oluşturulacak.

Ayrıca anlaşma sonucunda Türk-Rus ortak devriyelerinin 15 Mart’tan itibaren M4 karayolunun Trumba‘dan (Serakib’in 2 km batısı) Ain-Al-Havr‘a kadar olan kesimi boyunca başlatılacağı belirtildi.

Putin: Bazen görüş ayrılıklarımız oluyor

2 saat 30 dakika süren ikili görüşme ve 3 saat 10 dakika süren heyetler arası görüşmenin ardından Erdoğan ve Putin basın toplantısı düzenledi. Putin açıklamasında öne çıkan açıklamalar şu şekilde:

Türk partnerlerimizle bazen görüş ayrılıklarımız oluyor Suriye meselesinde, fakat kritik durumlarda her zaman elde edilen mutabakatlarla ve ikili ilişkilerimizin yüksek seviyesine bakarak uzlaşabilmeyi başarıyorduk, ortak noktalar bulabilmeyi başarıyorduk, çözümler üretiyorduk. Bugün de öyle oldu.

Bugün, ülkelerimizin Astana formatı çerçevesindeki çalışmaları devam ettirmeye niyetli olduğunu bir kez daha teyit etmek istiyoruz. Astana süreci meselenin çözümüne ciddi bir ivme kazandırdı. Bugün görüşmemizde birkaç kurumlar arası istişare yapıldı. Heyetler İdlib’deki kriz konusunda detaylı görüşmeler yaptılar. Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün korunmasından yanayız. Uluslararası terör örgütleriyle mücadelemizi de azaltmayacağız bu konuda da kararlıyız. Görüşmelerimizin neticesinde ortak bir belge hazırladık. Bu belgeyi dışişleri bakanları beyan edecekler.

Erdoğan: Bölgedeki sükuneti rejim bozdu

Türkiye’nin Soçi mutabakatı dahil bölgedeki insiyatifleri sürdüreceğini söyleyen Erdoğan şöyle konuştu: “Soçi mutabakatına göre, İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi muhâfaza edilecek, bölgeye yönelik saldırıların önlenmesi dahil olmak üzere statükonun korunmasını gerekli tüm tebdirleri bunun için alacaktık. Rejimin geçen mayıstan beri yoğunlaşan ve doğrudan sivilleri hedef alan saldırıları İdlib’de tesis ettiğimiz sükuneti bozmuştur. İdlib mutabakatının bozulmasına yol açan gelişmelerin birinci derecede sorumlusu saldırganlığıyla bölgenin istikrarını da hedef alan rejimdir. Bu bölgede yaşayan 4 milyon insanın tamamının terörist olarak ilan edilip havadan ve karadan ağır bombardımana maruz bırakılmasını kabul etmemiz mümkün değildir.”

‘Rejimin saldırganlığına cevap vermek hakkı saklı’

“Türkiye bu süreçte rejimin her türlü saldırganlığına cevap verme hakkı saklı tutacaktır” ifadelerini kullanan Erdoğan, konuşmasını “bu süreç içerisinde karşılıklı olarak değerli mevkidaşım ile irtibat halinde olacağız, ilgili bakanlarımız birbirleriyle irtibat halinde olacaklar. Suriye krizine bu ülkenin toprak bütünlüğü ve siyasi birliği temelinde bir çözüm bulunana kadar, Türkiye Soçi mutabakatı dâhil bölgedeki insiyatiflerini sürdürmede kararlıdır” şeklinde sürdürdü.

Fotoğraf: AA

Ek protokol

Erdoğan ile Putin’in açıklamalarının ardından iki ülkenin Dışişleri Bakanları Mevlüt Çavuşoğlu ve Sergey Lavrov, tarafların üzerinde uzlaştığı “İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesindeki Durumun İstikrarlaştırılmasına İlişkin Muhtıraya Ek Protokol”ü okudu. Protokolün tam metni ise şu şekilde:

 

Türkiye Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu, ateşkesin uygulanmasına garantör olarak,

Suriye Arap Cumhuriyeti‘nde Gerginliği Azaltma Bölgeleri Oluşturulmasına İlişkin 4 Mayıs 2017 tarihli Muhtıra ve İdlip Gerginliği Azaltma Bölgesindeki Durumun İstikrarlaştırılmasına İlişkin 17 Eylül 2018 tarihli Muhtıra’yı hatırda tutarak,

Suriye Arap Cumhuriyeti’nin egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine ve toprak
bütünlüğüne olan kuvvetli taahhütlerini yineleyerek,

Terörizmin tüm tezahürleriyle mücadele ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından terörist olarak tanımlanan tüm grupların ortadan kaldırılması yönündeki kararlılıklarını yinelerken, sivillerin ve sivil altyapının hedef alınmasının hiçbir şekilde mazur görülemeyeceğini kabul ederek,

Suriye ihtilafının askeri çözümünün olamayacağının ve ihtilafın yalnızca Suriyelilerin öncülüğünde ve sahipliğinde, Birleşmiş Milletler’in kolaylaştırıcılığında, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararıyla uyumlu siyasi süreç yoluyla sona erdirilebileceğinin altını çizerek,

İnsani krizin daha da kötüleşmesinin önlenmesinin, sivillerin korunmasının, ihtiyaç sahibi tüm Suriyelilere önkoşulsuz ve ayrım gözetmeksizin koruma ve insani yardım sağlanmasının, keza ülke içinden yerinden edilmelerin önlenmesi ile mültecilerin ve ülke içinde yerinden edilen kişilerin güvenli ve gönüllü olarak Suriye’deki asıl ikamet yerlerine geri dönüşlerinin kolaylaştırılmasının önemini vurgulayarak,

  1. Aşağıdaki hususlarda mutabık kalmışlardır:
    İdlib gerginliği azaltma bölgesindeki temas hattı boyunca tüm askeri faaliyetler 6 Mart 2020 tarihinde saat 00:01’den itibaren durdurulacaktır.
  2. M4 karayolunun kuzeyinde 6 km ve güneyinde 6 km derinliğinde bir güvenli koridor tesis edilecektir. Güvenli koridorun işleyişine dair ayrıntılı esas ve usuller, Türkiye Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu Savunma Bakanlıkları arasında 7 gün içinde kararlaştırılacaktır.
  3. Türk-Rus ortak devriyeleri, 15 Mart 2020 tarihinde M4 karayolunun Trumba‘dan (Serakib’in 2 km batısı) Ain-Al-Havr‘a kadar olan kesimi boyunca başlatılacaktır.

İşbu Protokol, imzalandığı anda yürürlüğe girer. Türkçe, Rusça ve İngilizce üç örnek olarak ve eşit yasal geçerliliği olacak şekilde 5 Mart 2020 tarihinde Moskova‘da imzalanmıştır.

Kategori: Manşet