Köşe YazılarıYazarlar

Kapıdaki tehlike Zika mı?

Geçtiğimiz hafta içinde İzmir’de; Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) İzmir Şubesi ve Konak Belediyesi’nin ortak girişimi ile yapılan ‘İklim Değişikliği; Kent ve Sağlık Sempozyumu’nun ‘İklim Değişikliği Yaşamımıza Neler Getiriyor?’ oturumunun konuşmacılarından Prof. Dr. Levent Kurnaz konuşması sırasında bir-iki yıl önce gündemimize giren; ancak çok çabuk unuttuğumuz bir tehlikeyi hatırlattı: Bir sivrisinek çeşidi olan Aedes’i…  Aedes bir kere gördüğünüzde özellikle eklem bölgelerindeki beyaz çizgileri nedeniyle bir daha unutmayacağınız bir çeşit sivrisinek. Yakın döneme kadar sadece tropikal ve subtropik bölgelerde görülen bu sivrisinekler, bugün artık küresel iklim değişikliğinin etkisi ile ısınan dünyamızda Antarktika dışında tüm kıtalarda görülebiliyor. Ülkemizde de ilk kez 2016 yılının yaz aylarında Doğu Karadeniz’de tespit edilen bu cins sivrisinek, gerekli mücadelenin yapılamaması nedeniyle yayılmaya başlamış. Halen Trakya, Marmara ve İstanbul’da da görülen Aedes’in, yakında Ege Bölgesi’nde de görülebileceğini belirtiliyor. Hatta 2019 yazında Ege’de bazı bölgelerde tespit edildiğine dair iddialar da var.

Peki, neden önemli Aedes? Çünkü bu tip sivrisinekler, bazı viral kaynaklı hastalıklar için önemli bir vektör… Dang humması, sarı humma, Batı Nil Ateşi gibi çok sayıda ateşli viral hastalığın etkeni olan virüsleri insanlara bulaştıran Aedesler son yıllarda ise özellikle Brezilya’da ortaya çıkan Zika virüsü hastalığı ile dünya gündemine oturdu. Aslında ilk olarak 1947’de Afrika kıtasında maymunlarda görülen bir viral hastalık olan Zika’nın etkeni olan Zika virüsü daha sonra Aedes türü sivrisineklere geçerek tüm dünyaya yayıldı.

Afrika’da ilk görüldüğü bölgeden ismini alan Zika hastalığının asıl tehlikesi, oldukça silik geçmesi ama özellikle hamile kadınlarda sonucunun ürkütücü olabilmesinde yatıyor. Aedeslerin ısırması veya cinsel temas ile bulaşan Zika virüsünün yol açtığı hastalığa yakalananların %80’inde ya belirtisiz ya da hafif ateş, döküntü, kas ve eklem ağrısı ve konjonktivit görülüyor. Hastalık asıl sorunu daha sonra yaratıyor.

Hamile kadınlarda büyük risk

Özellikle hamile kadınlar virüsle karşılaştıkları zaman hastalığı hafif belirtilerle; bazen de belirtisiz olarak geçirebiliyorlar. Ancak doğum yaptıklarında çocukları mikrosefalili (kafa çevresinin normal ölçütlerden küçük olması) olabiliyor… Bu durumla ilgili araştırma yapan uzmanlar Aedes cinsi sivrisineklerin hamile kadınlara bulaştırdığı Zika virüsü ile yayılan hastalıkla yeni doğan bebeklerde görülen küçük kafa yapısı arasında güçlü bir ilişki olduğuna inanıyorlar. Özellikle 2015 yılında Brezilya’daki salgın bu iddiaları güçlendirdi ve tüm dünyanın dikkatini bu sivrisinek ve onun yaydığı bu hastalığa çevirdi. O dönem Brezilya’da 5000’e yakın insana bulaştığı Brezilya makamlarınca doğrulanan virüs nedeniyle olduğu düşünülen 3500’e yakın mikrosefalili çocuk var. Ayrıca yine bu konuda bilimsel çalışmalar yapan uzmanlara göre başta Guillian- Barre olmak üzere çeşitli nörolojik komplikasyonlar da bu hastalıkla ilişkili…

2016’dan sonra küresel iklim değişikliğinin yarattığı ısınma sonucu tropikal ve subtropik bölgeden çıkıp hızla tüm dünyaya yayılan Aaedesler nedeniyle Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 2016’da virüse karşı acil durum ilan etmişti. O yıl bu sivrisinekler sadece 33 ülkede görülmüştü… Ülkemizde de Sağlık Bakanlığı o dönemde özellikle hamile kadınları bu ülkelere yolculuk yapmaması için uyarmıştı. Bugün ise artık Antarktika hariç dünyanın her tarafında varlar.

Aşısı yok

Peki,; ülkemizde de kuzey bölgelerinde görülmeye başlanan Aedeslerle mücadele için ne yapmak lazım? Yine DSÖ’ne göre Zika virüsü bulaşanların sayısı 2010’dan bu yana otuz kata yakın arttı. Hastalığın görüldüğü birçok ülke öncelikle toplum eğitimlerine öncelik verdi. Bu sivrisineğin özellikleri, bulaştırabileceği hastalıklar, sivrisinekle mücadele yolları, bireysel önlemler bu eğitimlerde anlatıldı.  Brezilya, Jamaika, El Salvador gibi ülkeler başta durgun suları kurutmak olmak üzere sivrisineğin üreme alanlarını kontrol etmeye çalıştı. Bu ülkeler ayrıca sivrisineğin ürediği bölgelerde yaşayan kadınlara hamilelikle ilgili danışmanlık da verdiler. Halen hastalığa karşı aşı geliştirme ve ilaç çalışmaları devam ediyor. Çalışmalar özellikle virüsün hamile kadınlarda plasenta- fetüs geçişini engelleyici aşı ve ilaç çalışmaları konusunda yoğunlaşmış durumda. Yine haritaya yakından bakarsak; ülkemiz Aedes türü sivrisineğin görüldüğü, ancak bu sivrisineklerden kaynaklanan Zika virüsü hastalığının görülmediği ülkeler içinde… Ancak bu, görülmeyeceği anlamına gelmiyor.

DSÖ, günümüzde sadece Zika virüsü hastalığı değil; dünya üzerinde insanların %80’inin bir veya daha fazla sayıda vektör geçişli hastalıklara açık olduğu uyarısı yapıyor. Örgüte göre dünya üzerindeki yıllık tüm bulaşıcı hastalıkların %17’si vektör geçişli hastalıklardan kaynaklanıyor ve bulaşıcı hastalıklardan yıllık ölümlerin 700.000’den fazlası yine vektör geçişli hastalıklardan kaynaklanıyor. Artık tartışmasız bir gerçek; küresel iklim değişikliğinin etkisi ile ısınan, yağış rejimleri değişen dünyada başta sivrisinek çeşitleri olmak üzere vektörler tropikal ve subtropik bölgelerden tüm dünyaya yayılıyor. Bu yayılımı önlemenin temel çözümü küresel iklim değişikliğini durdurmaktan geçiyor. Ancak bu şu anda çok zor görülüyor. O nedenle temel çözüm yerine diğer acil çözümlere bakmamız gerekiyor; bunun başında da toplum eğitimi geliyor. Bu sivrisineklerin özelliklerinin, -sabahın erken saatleri ve akşam saatlerindeki üreme ve beslenme dönemleri gibi-  anlatılması gerekiyor topluma… Başta hamile kadınlar, üreme çağında olanlar, çocuklar olmak üzere kimlerin daha dikkatli olması gerektiği öğretilmeli.   Sonra diğer önlemlerin; başta durgun küçük su birikintileri olmak üzere bu alanların ortadan kaldırılması gibi önlemlerin alınması gerekiyor… Bir de aşı geliştirme çalışmalarının başarılı olmasını umut etmemiz…

Aedes; tropik ve subtropik bölgeden yayılan ilk vektör değil; küresel iklim değişikliği durdurulamadığı sürece sonuncu da olmayacak… Kesin çözüm için toplucaAntarktika’ya göç edemeyeceğimize göre, iklim değişikliğini durdurmalıyız.