Hafta SonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

[Cadı Kazanı] Zehirsiz Sofralar * – Nuran Seyhan Bayer

İklim krizi kapıya dayanmışken, böcek ilaçları baş köşeye çoktan oturmuştu, kırk katır mı kırk satır mı hesabı.. Nasıl yok olmak istersiniz.? Seç beğen al..

Canlı öldürücü (nedense sadece böcek öldürücü deniyor) tarım ilaçları çoook uzun zaman önceden beri zaten sofralarımızı ‘süslüyor’. Zehirden kazanç sağlamanın en karlı yollarından biri bu çünkü. Üstelik yalnızca kazanç değil, ün de sağladı. DDT’nin böcek öldürücü etkilerini bulan kişi Nobel Ödülü ile şereflendirildi: “Ademoğlu kendi yarattığı şeytanın farkına varamamıştı yine (**)

80 yıldır zehirleniyoruz

1940 yılından beri hayatımıza giren ve her yıl listeye yenileri eklenen bu ‘canlı öldürücüleri’, insanoğlunun doğayla savaşında kullandığı kimyasal silahlar aslında. Bildiğimiz geleneksel savaşta kullanılan kimyasal silahlar için kıyamet koparılırken, bunlara cennetin kapıları sonuna kadar açıldı. Ve 80 yıldır bitkiler kadar toprağı, yeraltı sularını, havayı kirleten bu zehirli maddeler, birçok böcek, kuş, arı ve pek çok canlıyı yok ederken, kemiklerimizin yapısına kadar girip, ölünceye kadar orada kaldı.

Üstelik bir ilaç piyasaya sürülmeden önce uzun araştırmalarla sağlığa zararları irdelenirken bunlar tamamen biyolojik deneylerin sınırları dışında kaldı.

Çocuğunuz için ne yaparsınız?

Doğada karşılığı bulunmayan bu sentetik maddelere uyum sağlamak söz konusu olabilir mi, söylemek zor, ama eğer böyle bir şey mümkünse, buna  sadece insan ömrünün yıllarını değil, kuşakların ömrü gerekir.

Bu kimyasallar için harcanan her bir dolar karşılığında ödenen 5-8 dolarlık sağlık harcaması bile karar vericilerin gözünü açmıyorsa ne açar acaba? Ya da daha kötüsü umurlarında değil. İnsanlar ölebilir, birçok kanser türüyle savaşabilir; yeter ki kirlilikten kazanç sağlayanlar mutlu olsun.

“Çocuğum için canımı veririm” diyenler söyledikleri bu sözün ne anlama geldiğini ve bunun için yapabileceklerini, şapkalarını önlerine koyup bir kez daha düşünmeliler. Emzirdiğinde sütünden bebeğine geçen bu kimyasalların, sonraki yıllarda çocuğun sağlığını belirleyeceğini hala bilmiyorsa o anne-babalar için bir kitap öneriyorum: Sessiz Bahar

‘Bir kişi bile fark yaratabilir’

ABD eski başkan yardımcılarından Al Gore, kitaba yazdığı önsöze şöyle başlıyor:

“SESSİZ BAHAR hakkında yazmak, seçimle gelen bir devlet görevlisi için eziklik yaratan bir deneyimdir, çünkü bir nirengi noktası oluşturan RACHEL CARSON’un bu kitabı, düşüncelerin gücünün politikacıların gücünden çok daha büyük olduğunu yadsınamaz biçimde kanıtlamaktadır.”

Ve şöyle bitiriyor:

“Onun yaptıkları, aydınlattığı gerçek, özümsettiği bilim ve araştırma, pestisitlerin kullanılmasının sınırlandırılması için güçlü dayanaklar sağlamakla kalmadı, aynı zamanda bir kişinin nasıl bir fark yaratabileceğinin güçlü bir kanıtını da oluşturdu.”

Hala ZEHİRSİZ SOFRALAR’ın imza kampanyasına bile imza vermediyseniz , zaten çocuğunuz için canınızı verseniz de bir yararı olmayacak.

 

“Olanca kötülüğün, karanlığın içinde her şeye rağmen ışık vardır ve ışığa zaten en çok ‘karanlık zamanlar’da ihtiyaç duyarız. Her doğum bir mucize, her insan yeni bir başlangıçtır ve insanlar bir araya gelip ortak eylemde bulunabildikleri sürece umut da vardır. Dünya sevgisini mümkün kılan, içinde yaşadığımız dünya için sorumluluk alıp ortak eylemde bulunma yetimizdir.”                 

Hannah Arendt

 

 

 

*Bir süredir Buğday Derneği öncülüğünde yürütülen kampanyanın adı

* *Albert Schweitzer: “Ademoğlu kendi yarattığı şeytanın farkına bile zor varır.” (Seksist olan Ademoğlu kelimesini burada özellikle değiştirmek istemedim)

 

Kategori: Hafta Sonu