KadınManşet

Latin Amerika’nın radikal feminizmi yayılıyor

Geçen ay Santiago, Şili’deki Ulusal Stadyum’un önünde toplumsal cinsiyete dayalı şiddete karşı düzenlenen bir gösteride ‘Yolunda bir tecavüzcü’ şarkısını söyleyen kadınlar. Esteban Felix/Associated Press

Yeşil Gazete için çeviren: Özde Çakmak

Harvey Weinstein’ın ceza duruşması için bu ay (Ocak 2020) gerçekleşen jüri seçme süreci boyunca onlarca kadın “Un violador en tu camino”( A Rapist in your Path / Yolunda bir Tecavüzcü)  adıyla bilinen bir dans/şarkı performansını sergilemek için Manhattan’daki bir mahkeme binasının dışında toplandı. Önce İspanyolca, sonra da İngilizce olarak şarkıyı hep bir ağızdan söylediler: “Doğar doğmaz bizi mahkum eden yargıçtır; patriyarka / Bizi sizin görmediğiniz şiddetle cezalandırdı.”

Internette hızla yayılan bu performans geçen yıl Valparaíso, Şili’deki feminist kolektif Lastesis tarafından yaratıldı ve Arjantinli-Brezilyalı antropolojist Rita Segato’nun çalışmasını temel alıyor. Şarkının sözleri devletin yargı sistemi ve polis gibi kurumlar aracılığıyla kadın haklarını sistematik olarak ihlal etmeyi nasıl sürdürdüğünü anlatıyor. Bu kurumların mensupları şikayetleri yalnızca dikkate almamakla – göz yummak, mağdurlardan şüphelenmek – kalmıyor, işlenen suçların failleri de çoğu zaman bizzat kendileri. Şarkı, “Bu baskıcı devlet, maço bir tecavüzcüdür,” diye devam ediyor.

Şili’den tüm dünyaya yayılan ses

“Un violador en tu camino” performansı ilk kez 20 Kasım’da, Valparaíso’daki bir protesto sırasında küçük bir grup tarafından, bir karakolun önünde gerçekleştirildi. Beş gün sonra ise Kadınlara Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’nde başkent Santiago’daki yüzlerce aktivist tarafından yinelendi. Aralık ayının başında, Şili’deki askeri diktatörlük sırasında gözaltı ve işkence merkezi olan Santiago’daki Ulusal Stadyum’un dışında toplanan binlerce kişi bu marşı hep birlikte söyledi. (Marşın bir dizesinde kadınların “kaybolması”ndan sözediliyor.)

Şarkı, oradan dünyanın dört bir yanına yayıldı: Londra, Berlin, Paris, Madrid, Barcelona, Tel Aviv, New Delhi, Tokyo, Beyrut, İstanbul, Meksiko, Caracas, Lima, Buenos Aires ve diğer yerler. Associated Press’in haberine göre, Manhattan’da “onbeşinci kattaki mahkeme salonundan duyulabilecek kadar gürültülü bir kargaşaya” yol açtı.

Harvey Weinstein’ın cinsel saldırı davasının devam ettiği Manhattan’daki mahkeme salonu dışındaki protestocular. Carlo Allegri/Reuters

Lastesis performansında, kadınlar bir sağa bir sola hareket eder ve ayaklarını yere vurarak ritme tempo tutarken, koreograflı dans enerjik bir davul ritmiyle başlıyor. Çoğu dizede kadınlara yönelik şiddetten evrensel olarak sözediliyor: Tecavüzden, kadın cinayetlerinden, katillerin ceza almamasından bahsediyorlar. Mağduru suçlama teranelerini reddederek, “Bu benim hatam değil, nerede olduğum, ne giydiğim önemli değil,” diye haykırıyorlar.

Öte yandan, bu performans daha geniş bir kitlenin gözünden kaçabilecek güçlü, yerel unsurlar da taşıyor. Bir dizede alaycı bir üslupla Şili polis marşından kelimesi kelimesine alıntı yapılıyor: “Rahat uyu, masum kız / Haydutlar seni endişelendirmesin / Sen gülümseyerek tatlı rüyalar görürken / Sevgi dolu polisin seni gözetiyor.” Şarkının adı da – “Yolunda bir tecavüzcü” – ulusal polis tarafından kullanılan eski bir sloganın – “yoluna çıkan bir dost” – ironik bir uyarlaması.

Şiddet münferit ve kişilerarası değil, politik

Performans, Şili’de ve komşu ülkelerdeki polis istismarına referanslar yapıyor. Koreografinin bir yerinde, kadınlar ellerini başlarının arkasına koyuyor ve yere çömeliyorlar. Bu çok sayıda Latin Amerika ülkesinde hala uygulanan yaygın bir üst arama yöntemi: Polis memurları ve gardiyanlar genellikle kadınları – hatta bazen çocukları –  üst araması yapmak için çıplak olarak çömelmeye zorluyor.

Aktivistler, kadınların savunmasız hale getirilme biçimlerinin genellikle görünmeyen yollarının sembolü olmasının yanı sıra, son üç ayda Şili polisi tarafından kısmen kör edilen yüzlerce protestocuya da selam çakmak için siyah dantel gözbağı takıyorlar. (Gösterilerin başlamasından bu yana, Şili İnsan Hakları Kurumu devlete karşı 1.018 dava – 770’i işkence ve insanlıkdışı muamele, dört tecavüz dahil 158 cinsel istismar davası– açtı.)

Latin Amerika ülkelerinde, şarkıyı söyleyen kadınlar ise pañuelos verdes – yasal kürtaj kampanyasını simgeleyen yeşil eşarplar – takıyor. (Yeşil eşarpların kürtaj hakları sembolü olarak kullanılması, Arjantin’deki askeri diktatörlük sırasında çocukları kaybolan Madres de Plaza de Mayo’nun taktığı beyaz eşarplardan geliyor.)

Ama “Un violador en tu camino” yalnızca Latin Amerika’ya özgü unsurlara sahip değil. Bu kadar hızla ve bu kadar uzağa yayılmasının nedeni de bu. Sayılamayacak kadar çok ülkede – yalnızca Şili, Arjantin, ya da Brezilya değil – geçerli olan bir şeyden bahsediyor. Kadınlar her yerde – ya bir mahkeme salonunu, ya emniyet müdürlüğünü ya da başkanlık sarayını işaret ederek – “Tecavüzcü sensin” diye tekrarlıyor. Kast ettikleri, kadınlara yönelik şiddetin münferit olaylar olmadığı, kişilerarası ilişkilerden ziyade, özünde politik oluşu. Aktivistler, kadınları sistematik olarak insandışılaştırarak ve kontrol altında tutan ideolojileri destekleyerek toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin önünü açan kurumları işaret ediyorlar.

‘Dokunulmazlık’ gereken tek ülke: Türkiye

Bunun gerçekten küresel bir politik sorun olduğuna inanmıyorsanız, polisin İstanbul’daki performansı yarıda böldüğü ve aktivistlerin megafonuna el koyduğu Türkiye’ye bakın. Altı kadın, güya cumhurbaşkanına hakaret ettiği ve devlet kurumlarını aşağıladığı için tutuklandı. Başka bir olayda ise, mahkeme İzmir’de eylem yapan 25 kadın için tutuklama emri çıkarttı, dokuz kadın gözaltına alındı. Mevkidaşlarıyla birlikte TBMM’de protestonun bir uyarlamasını sahneleyen Meclis üyesi Sera Kadıgil, “Bu protestoyu gerçekleştirmek için dokunulmazlığa sahip olunması gereken tek ülke Türkiye oldu” dedi.

Türk parlamentosunun yalnızca yüzde 17’sinin ve bakanlık mevkilerinin yüzde 11.8’inin kadın temsilcilerden oluşması şaşırtıcı olmasa gerek. Dünya Ekonomik Forumu’nun 2020 Küresel Toplumsal Cinsiyet Farkı Raporu’nda Türkiye, 153 ülke arasında 130. sırada yer alıyor.

Geçen ay Brezilya’daki Temyiz Mahkemesi önünde şarkıyı söyleyenler. Eraldo Peres/Associated Press

Brezilya’da, biz de benzer, iç karartıcı istatistiklere sahibiz. Buradaki aktivistler “Un violador”un şarkı sözlerine birkaç dize eklediler: “Marielle başkandır. Onun katili de başkanımızın arkadaşı.” Burada 2018 yılında suikaste uğrayan Brezilyalı Belediye Meclisi üyesi Marielle Franco’ya ve Başkan Jair Bolsanaro’nun cinayetteki sanıkların her ikisiyle de bağları olmasına gönderme yapılıyor. (Soruşturma devam ediyor.) Brezilya’da, kadınlar, yasama organındaki koltukların yüzde 15’ini,  bakanlık mevkilerinin ise yüzde 9’unu işgal ediyor.

“Polis suçlu. Hâkimler suçlu. Sistem suçlu. Başkan suçlu. Tecavüzcü sensin.”

2020 Küresel Toplumsal Cinsiyet Farkı Raporu’na göre, dünyadaki en büyük toplumsal cinsiyet farkı, hala siyasal güçlendirme alanında yer alıyor. Bana kalırsa her şey burada başlıyor. Dünya genelindeki 35,127 meclis koltuğunun yalnızca yüzde 25’inde kadınlar oturuyor – bu rakam bakanlık düzeyinde yüzde 21’e düşüyor. Forum tarafından incelenen 153 ülkenin dokuzunda, kadınlar hiçbir şekilde temsil edilmiyor. Son elli yıldır, 85 ülkede hiçbir kadın devlet başkanı olmadı.

Şarkının yaratıldığı Şili’de kadınların yakında gerçekleşecek anayasal sözleşme için toplumsal cinsiyet eşitliği talep etmesi şaşırtıcı değil. Politik süreçten uzak tutulduğumuz sürece kadınlar için adalet yerini bulmayacak. Hiç eşitlik umudu olmayacak. Birçoğumuz acizlik içerisinde mahkeme salonlarının, polis karakollarının ve başkan saraylarının dışında durup parmağımızı onlara doğrulturken, tecavüzcüler yaptıklarını yapmaya devam edecek.

Vanessa Barbara tarafından kaleme alınan makalenin orijinali için tıklayın

 

Kategori: Kadın