Hafta SonuHaftasonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

Hangisi daha öldürücü?

Zor zamanlardan geçiyoruz. Bir yanda korona virüsü tedirginliği ve etrafında dolaşan akla zarar komplo teorileri, diğer taraftan da deprem ve beraberinde dolanan tartışmalar. 2020 zor geçecek gibi görünüyor. Ancak işin sonunda bedeli kimin ödeyeceği konusunda şüphelerim var. Neden mi? Anlatayım!

Geçen hafta kısmen değindiğimiz bir mesele vardı. İnsanın neden olduğu sıkıntıların cezasını hayvanların ödediğini yazmıştık. Bunun nasıl olduğunu Avustralya’dan kediler ve develer üzerinden iki örnek ile izah etmeye çalışmıştık. Özellikle kedilerin öldürülme gerekçesi olarak sunulan “diğer canlıları ciddi anlamda tehdit ediyor” argümanının kullanışındaki ikiyüzlülüğü anlatmaya çalışmıştık. Madem diğer canlıları gerçekten önemsiyoruz, o zaman gelin hangi canlı kaç canlıyı öldürüyor bir inceleyelim. Çünkü diğer türlerin yok olmasını bir canlıyı toptan itlaf etmenin gerekçesi olarak kullanabiliyoruz.

En fazla canlı öldüren sivrisinek

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre en fazla canlı öldüren hayvanların başında sivrisinekler geliyor. Öldürdüğü canlıların başında da insan var. Her yıl 725.000 insanın ölümünden doğrudan ya da dolaylı olarak sorumlu olan sivrisinekler dünyanın en öldürücü canlıları. Ancak sivrisinekler için bu tespit yapılırken bir şey gözden kaçırılıyor; o da sivrisineklerin bu kadar insanın ölümüne neden olmasının altında yatan sebebin ne olduğu. Taşıdıkları parazitler mi?  Değil. Peki ne? Tabii ki insan. O da mı insan yüzünden? Evet, aynen o da insan yüzünden.

Sivrisineklerin bu öldürücülük unvanını kazanmasına neden olan etken Plasmodium denilen bir parazit. Bu parazitin neden olduğu hastalık da sıtma. Plasmodium falciparum yani sıtmadan sorumlu parazit 50.000-100.000 yıldır var olan bir canlı. Üstelik bu parazitin popülasyonu yakın zamana kadar da sabit kalmış. Ne zaman ki insan aktiviteleri artış göstermiş ve insan tüm dünyanın tek hâkimi olmaya başlamış, işte o zaman bu parazit de kendisine zemin bulmuş ve çoğalmış. Haliyle insanın aşırı faaliyetleri ve yayılmacılığı beraberinde bu parazitin yayılımını getirmiş. Yani, binlerce yıl var olmuş ve herhangi bir parazit gibi öldüreceğini öldürmüş; aşırı çoğalması diğer çevresel faktörler tarafından kontrol edilmiş bir parazit, insanın doğal dengeye müdahalesiyle kendine önemli bir yayılma alanı bulmuş ve bugün sivrisineklerin en öldürücü canlılar olmasına neden olmuş. Peki, insan bu sorunun çözümü için ne yapmış? İlk olarak başka canlıların da yaşamına mal olan bir çözüm bulunmuş. Ne mi o çözüm? Bataklıkların kurutulması. Bugün birçok bölgede bataklık kurutan isimli ağaçlar hala en yaygın bulunan ağaçlar konumunda. Adana bunların en büyük örneklerinden biri. Her yer aşırı su çekme kapasitesi olan okaliptüs ağaçlarıyla dolu.

DDT: Kutuplarda bile halen izleri var

Daha sonra bulunan çözüm ise DDT. Bugün kutuplarda bile hala izlerine rastlanan bu zehrin işe yaramadığı uzun zaman sonra anlaşılmış ve yasaklanmıştı ancak bu durum, kutup canlılarının kanlarında ve dokularında hala DDT’ye rastlanıldığı gerçeğini değiştirmiyor. Zamanla tıp biliminin de gelişmesiyle artık sıtma bir problem olmaktan çok uzak. Yarattığımız yıkım ile bu hastalıktan kurtulduk diyebiliriz.

İnsan: En öldürücü ikinci canlı türü

Sivrisinekten sonraki sırada bulunan öldürücü canlı ise tam olarak sabah yüzünüzü yıkarken aynaya bakınca karşınızda gördüğünüz yüz oluyor. Evet biziz. İnsan. Öldürdükleri de yine insan. En azından öldürücü canlılar listesini hazırlayanların sundukları veriler bunu gösteriyor. Bunun yanında bizim faaliyetlerimiz sonucu yok olan ya da nesli yok olma seviyesine gelen canlı sayısı ise bizi sivrisinekten daha da öldürücü bir pozisyona taşıyor. Her yıl insan olarak yaklaşık 500 000 başka insanı öldürüyoruz. Başka canlılara ne yaptığımızı ise şu yazıda anlatmıştık. Diğer canlıların öldürücülüğüne karşı takındığımız hoyrat tavrı insana karşı gösteremiyoruz. Çünkü daha önce de sıkça söylediğimiz gibi, bir ayı ormanda karşılaştığı bir insanı öldürürse vahşet, bir insan, ormanda karşılaştığı bir ayıyı öldürürse kendini koruma olarak nitelendirilebiliyor. Hatırlayın, bu ülkede ayıya bir iki insan öldürdü ya da yaraladı diye vur emri çıkartılmıştı.

Son günlerde ortaya çıkan korona virüsü için de benzer bir risk söz konusu. Ne olduğu belli olmayan kaynaklardan aldıkları bilgiye dayanarak hoyratça paylaşımlar yapan sözüm ona doğa korumacı belgeselciler, virüsün kaynağının kediler olduğunu yazdı. Neyse ki buna dair henüz bir aksiyon gerçekleşmedi. Hatırlayın kuş gribi önlemleri adı altında binlerce kümes hayvanı itlaf edilmişti. Önlem almak tabii iyidir ancak önlem akla zarar olduğunda oturup düşünmek gerekiyor. Nitekim kuş gribinin abartıldığı ve öldürülen tavukların da öldükleriyle kaldığı anlaşıldı. Önlem olsun diye hayvan öldürmek en kolay yol olduğu için korona virüs salgının da en sonunda varacağı önlem;  birçok hayvan türünün itlafı olacaktır.

İnsan kendi tehlikesinin farkına varmak istemeyen bencil bir canlıdır. Sorunu kendi yaratır ancak bedelini başka canlılara ödetir. İnsan dünyanın en ölümcül canlısıdır ancak öldürdüğü insan sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen köpek balıkları en korktuğu canlılar arasında yer alır.

Kategori: Hafta Sonu