Hafta SonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

Türkiye’de orman yangını istatistikleri ne derece güvenilir?

Geçtiğimiz yaz ayları yoğun orman yangını tartışmalarına sahne olmuştu. Avustralya’daki büyük yangınlar ve Karadeniz bölgesi yangınları, yaz ayları ayarında olmasa da orman yangınlarını yeniden gündeme getirdi. Yahut orman yangınları kamuoyunun öncelikli konularından biri haline geldi. Bu yazının yazıldığı sırada Adana Karaisalı’da çıkan orman yangının kontrol altına alındığı haberi geldi. Yani iklim krizinin de etkisiyle orman yangınları, istesek de istemesek de gündemin ön sıralarında olmaya bundan böyle devam edecek gibi görünüyor.

Yaz döneminde katıldığım bazı TV programlarında ya da bazı konuşmalarımda Orman Genel Müdürlüğü (OGM)’nün orman yangınları ile mücadele konusunda koşulları benzeyen ülkelere göre başarılı olduğunu dile getirmiştim. Ancak, ısrarla bu yorumumu OGM verilerini doğru kabul ederek yaptığımı vurguladığımı da hatırlıyorum.

Ne var ki bazı meslektaşlarım OGM’nin yangın verilerinin güvenilir olmadığını bir şekilde dile getiriyorlar; bütün yangınların kayıt altına alınmadığını, kayıt altına alınanlarda da zarar gören alanların gerçek alanlardan düşük gösterildiğini söylüyorlardı. Ülkenin en eski kamu kurumlarından biri olan (1839 yılında kurulmuştur ve 181 yaşındadır) OGM’ye karşı böyle bir güvensizliğin oluşmasının değişik nedenleri olabilir. Bu güvensizlik yalnızca OGM ile ilgili olmayıp genelde tüm kamu kurumlarına karşı hissedilmektedir. Nihayetinde toplumun büyük bir kısmı TUİK tarafından açıklanan enflasyon oranlarına inanmadığını açıkça beyan etmektedir. Öte yandan zaman zaman açıklanan güven anketlerinde toplumun hemen hiçbir devlet kurumuna yeterince güvenmediği de bir sır değil.

OGM’den çelişkili rakamlar

Aslında gerçekten de hafızamızı şöyle bir yokladığımızda OGM’nin bazı büyük yangınlarda oldukça çelişkili açıklamalar yaptığını hatırlamak zor olmayacaktır. 2006 Milas ve 2008 Taşağıl yangınlarında olduğu gibi geçen yaz oldukça tartışılan İzmir yangınında da OGM’nin[1] kafa karıştıran açıklamalarına herkes şahit oldu. Önce 500 ha olarak açıklanan yanan alan büyüklüğü zaman geçtikçe ve kamuoyu baskısıyla, daha açıkçası mızrak çuvala sığmayıp gerçek miktarlar farklı kurumlarca dile getirilince artırılmaya başlandı.

Bütün bunlara karşın OGM verilerinin güvenilirliğini test edecek başka bir veri seti bulunmadığından, daha doğrusu en azından ben bilmediğimden OGM verilerine göre yorum yapmak zorunda kalıyordum. Ta ki kısa bir süre önce, Avustralya yangınları nedeniyle orman yangını konusunu yeniden çalışma listeme alıp Avrupa Orman Yangınları Bilgi Sistemi’nin yıllık orman yangını raporlarına ulaşana kadar.

Avrupa Bilgi Sistemi ile Türkiye verileri örtüşmüyor

Avrupa Orman Yangınları Bilgi Sistemi (EFFIS)[2] Avrupa Birliği (EU)’nun yürütme organı olan Avrupa Komisyonu (EC)’ye bağlı olarak çalışan bir sistem. Temel amacı orman yangınları ile ilgili güvenilir bir veri ağı oluşturarak orman yangınları ile mücadelede başarıyı artırmak. EFFIS, Avrupa ülkeleri ile birlikte birliğe üye olmayan Türkiye, Lübnan, Fas, Cezayir gibi ülkeleri de kapsamına almış durumda. Çünkü Akdeniz kuşağında yer alan bu ülkeler orman yangınları açısından hassas zonda bulunuyor. EFFIS’in en önemli çalışmalarından birisi de yıllık olarak yayımladıkları orman yangınları raporu. 2010 yılına kadar Avrupa’da Orman Yangınları (Forest Fires in Europe) adıyla yayımlanan raporlar 2011 yılından itibaren Avrupa, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da Orman Yangınları (Forest Fires in Europe, Middle East and North Africa) adıyla yayımlanmaya başladı. Raporlar hem bölgesel bazda hem de ülke bazında analizlerin yapıldığı güzel veriler içeriyor.[3]

İşin çok önemli kısmı şu: EFFIS değerlendirmelerini iki farklı veri seti üzerinden yapıyor. Birincisi ülkelerin kendi yöntemleriyle tuttukları ve EFFIS’e beyan ettikleri veriler. İkincisi ise EFFIS’ın NASA tarafından geliştirilen MODIS (The Moderate Resolution Imaging Spectroradiometer)[4] verilerine dayanarak yaptığı Hızlı Zarar Değerlendirmesi (Rapid Damage Assessment) sonucu ortaya çıkan veriler. Üstelik EFFIS bu değerlendirmede yalnızca 30 hektardan fazla alana zarar veren yangınları hesaba katıp daha küçük yangınları değerlendirme dışı tutuyor. Aşağıdaki tabloda EFFIS tarafından yayımlanan son dört[5] yılın orman yangınları raporundaki Türkiye verileri yer alıyor. Tablonun bir tarafında Türk hükümeti, yani OGM tarafından EFFIS’e iletilen; aynı zamanda OGM’nin ülke kamuoyuna da sunduğu miktarlar yer alırken diğer tarafında ise yukarıda açıkladığım uydu sistemi ile elde edilen ve yalnızca 30 hektardan daha fazla alanın yanmasına yol açan yangınların verileri yer alıyor. Karşılaştırma yapabilmek, daha doğrusu beyana dayalı yersel verilerle uydu verilerinin farkını bir başka ülkede de görebilmek için yine bir Akdeniz ülkesi olan Fransa’yı da tabloya ekledim.

Burada hemen belirtmek gerekir ki EFFIS, MODIS tabanlı hızlı zarar değerlendirmesinde yangından zarar gören alanları beş farklı kategoride ele almaktadır. Yukarıdaki tablonun MODIS sütununa bu beş kategoriden yalnızca orman ya da diğer ağaçlık alan (forest/other wooded land) kategorisindeki miktarlar aktarılmıştır. Diğer ağaçlık alan olarak uluslararası literatürde adlandırılan alanlar kapalılığı 0,1’in altında olan alanlardır ki, Türk hukuk sisteminde bu alanlar da yasal olarak orman kabul edilmektedir.

Avrupa için doğru, Türkiye için hatalı rakamlar mı?

Tablonun açıkça ortaya koyduğu şudur; FH (Fransa hükümeti) tarafından açıklanan yanan alan verileri ile MODIS verileri arasında uyum bulunmaktadır. FH verileri MODIS verilerinden hep daha yüksektir. Bu durum MODIS’ın yalnızca 30 hektardan fazla alan yakan yangınları işlemesi ile açıklanabilir. Her ne kadar tabloda yansıtılmasa da diğer ülkelerin beyan edilen verileri ile MODIS verileri arasında da benzer bir uyum izlenmektedir. Buna karşılık OGM verileri ile MODIS verilerinden hep daha düşük miktarları göstermektedir. MODIS verilerinin yalnızca 30 hektardan fazla alan yakan yangınları işlediğini düşündüğümüzde iki ciddi olasılık söz konusu: Bunlardan birincisi EFFIS’in dört yıl boyunca MODIS verilerini diğer ülkeler için doğru okurken Türkiye için epeyce yanlış okuması. Diğer olasılık ise OGM’nin yangın istatistiklerini açıklarken yabana atılmayacak ölçüde hata yapması.

Hemen şunu da belirtmek lazım: Uydu verilerinde hata payı yersel ölçmelere göre daha yüksek olabilir. Örneğin yanan bir meyve bahçesi orman olarak algılanabilir ya da yasal olarak orman sayılmayan bir makilik alanın yanması orman kategorisine eklenebilir. Böyledir demiyorum, olasılıktan söz ediyorum. Ancak EFFIS’in yanan orman kategorisine sokmayıp “diğer doğal alan” olarak sınıflandırdığı bir yangın da orman sayılan alanları içerebilir. Bütün bu hata olasılıkları OGM ve EFFIS (MODIS) verileri arasındaki fark belli bir oranın altında kalsaydı açıklayıcı olurdu. Ancak, örneğin 2015 yılı için OGM verisi ile EFFIS verisi arasında beş kat civarında fark var. Farkın en az olduğu 2017 yılında OGM ve EFFIS verileri arasında fark, yaklaşık 6 bin hektar. Dolayısıyla bu iki sistemden birinin ciddi bir hata yapıyor olma olasılığı çok yüksek. Umarım hatayı yapan EFFIS’tir. OGM yetkililerinin ya da orman yangınları konusunu birincil araştırma alanı olarak inceleyen uzmanların söz konusu durumu daha iyi açıklayabileceklerini umuyorum. Çünkü toplumun büyük bir kısmına yayılmış bir güvensizlik ortamında yaşıyoruz ve doğru, güvenilir bilgiye her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.

Yine uzun oldu, farkındayım ama bir noktaya daha değinmeden geçemeyeceğim. Ben ve benim gibi ülkesini, insanını, ormanını, doğasını seven, değer veren, bu nedenle de hep gerçeğin arayışı içinde olan, sorgulayan, araştıran ve yanlış olarak gördüklerini söylemekten, Türkiye gibi bir ülkede bütün riskleri almak pahasına çekinmeyenler sık sık suçlamalara maruz kalıyoruz. Dağda tepede çalışan, yangınla mücadele eden, dişini tırnağına takıp bir fidan fazla dikmek, bir ağacı daha iyi koruyabilmek için çabalayan ormancının düşmanıymışız gibi bir algı yaratılmaya çalışılıyor. Az gelişmiş toplum olmanın temelinde böyle ajitasyonlar yatar. Aslında bizler tam da o ormancıların çabalarının hak ettiği değeri bulması için uğraşıyoruz. Ama bu tür bir derdi olmayanlar o ormancıların çabalarını öne sürerek sistemin hatalarını örtbas etmeye gayret ederler. Sistemin yanlışları da döner dolaşır ve ormancıya fatura edilir. Aynı mantıkta olanlar acil serviste gecesini gündüzüne katarak hayat kurtarmaya çalışan doktorun arkasına gizlenerek sağlık sisteminin çarpıklıklarına söz söylenmesini de istemez. Bu türden insanlar sorunları çözmek için değil çarpık sistemin nemalarından daha fazla yararlanmak için yaşarlar. Eh, bizim de aklımız eriyor, gelene ağam gidene paşam demeye, ne olursa olsun güçlünün yanında saf tutup zincirin halkası olmaya. Ama yok öyle yağma! Ben bu ülkenin kaynaklarıyla okuyup geldim bu noktaya. Benim bu ülkeye, insanına, doğasına ödenmemiş bir borcum var. Ben insanım. Benim aklım, benim kalbim var!

***

[1] Aslında OGM yetkililerinden daha çok Tarım ve Orman Bakanı ön planda olmayı tercih etti ve sanırım bu işleri bir derece daha karışık hale getirdi.

[2] Detaylı bilgiye https://effis.jrc.ec.europa.eu/ adresinden ulaşılabilir.

[3] Arzu edenler raporlara https://effis.jrc.ec.europa.eu/reports-and-publications/annual-fire-reports/ adresinden ulaşabilir.

[4] “Orta çözünürlükte görüntüleme spektroradyometresi” şeklinde çevrilebilir.

[5] Henüz 2019 yılı raporu yayımlanmadığından 2015-2018 yılları alınmıştır. 2014 ve öncesinde 40 hektar ve daha fazla alanın yanmasına neden olan yangınlar işlendiği için dışarıda tutulmuştur.

Kategori: Hafta Sonu