EkolojiHayvan HaklarıManşet

Badem sütü için arıları dönmeyecekleri bir savaşa göndermek…

Dennis Arp, Arizona, Rye dışındaki bal arısı kolonisinin yanında poz veriyor. Fotoğraf: Caitlin O’Hara / The Guardian

Yeşil Gazete için çeviren: Doğa Başak Öztürk

Bir arı yetiştirici için iyimser olmanın sıra dışı olduğu şu günlerde, Dennis Arp geçen yaz kendisini iyimser hissediyordu.

Rekorlara geçen yağışlı sezon sayesinde, orta Arizona çölüne dağılmış yüzlerce kovan, bolca bal üretti. Dennis Arp’ın satabilecek çok ürünü oldu ama daha da önemlisi bereketli hasat, arıları önümüzdeki yılın en büyük görevi için güçlendirecekti.

ABD’de bulunan çoğu ticari arıcı gibi Arp’ın gelirinin en az yarısı artık badem polenlemeden geliyor. Bal satmak, arı kolonilerini dünyanın badem arzının %80’ine ev sahipliği yapan Kaliforniya’nın verimli Central Valley’indeki mega çiftliklere kiralamaktan çok daha az kazançlı.

Ancak kış yaklaştıkça, kovanları Kaliforniya’ya götürmeye başladıktan sadece birkaç ay sonra Arp’ın arıları hastalanmaya başladı. Ekim ayına kadar, birkaç ay içerisinde, Arp’ın 150 kovanı, yani envanterinin %12’si, akarlar tarafından yok edildi. Arp ‘’Bahçem şu anda, eskiden sağlıklı arıları barındıran boş kovanlarla dolu’’ diyor.

Bu, onlarca yıllık deneyime sahip bir arıcı olan Arp’ın başına gelmemeliydi. Ancak hikayesi hiç de benzersiz değil. Kovanlarını, badem çiftliklerine gönderen ticari arıcılar, arılarını rekor sayılarda kaybettiklerini söylüyorlar ve yaptıkları hiçbir şey düşüşü durduruyor gibi görünmüyor.

Dennis’in oğlu Adam Arp, 8 Mayıs 2019’da Rye’nin dışında çalışıyor. Fotoğraf: Caitlin O’Hara / The Guardian

Bir mevsimde 50 milyar arı öldü

Ticari arıcılarla ilgili yakın tarihli bir çalışma, 2018-19 kışı içerisinde, 50 milyar arının (ki bu dünyadaki insan nüfusunun 7 katından fazla) dünyadan silindiğini söylüyor. Bu rakam, 2000’lerin ortalarında başlatılmış araştırmalarda ölçülen en yüksek değer ve Amerika’daki ticari kolonilerin üçte birine denk geliyor.

Arıcılar yüksek ölüm oranlarını pestisite maruz kalmaya, parazitlerden kaynaklanan hastalıklara ve habitat kaybına bağlıyorlar. Bununla birlikte çevreciler ve organik arıcılar, gerçek suçluların daha sistematik bir şey olduğunu savunuyor:Bu da Amerika’nın endüstriyel tarım yöntemlerine, özellikle de badem endüstrisinin kullandığı doğanın en hassas doğal süreçlerinden birinin büyük ölçekli mekanizasyonu talep edenlere güvenmesi.

Çevre savunucuları, badem çiftliklerinde kullanılan Avrupa bal arılarının büyük, ticari olarak belirlenen yayılmasının, tüm arılar için ekosistemi baltaladığını iddia ediyorlar. Bal arıları, besin için çeşitli yerli arı türleriyle rekabet ederler ve iklim değişikliğinden kurtulmak için zaten mücadele eden nesli tükenmekte olan türleri tehdit ederler. Çevreciler, ABD’deki büyük ölçekli tarımın yürütülme biçimini dönüştürmenin daha iyi bir çözüm olduğunu savunuyorlar.

Tüm arılar gibi bal arıları da doğal şartlarda biyolojik çeşitlilik gösteren bir ortamda gelişir. Ancak Kaliforniya’nın badem endüstrisi onları her yıl üretken olmalarının beklendiği bir monokültürün içine hapsediyor.

Ticari bal arıcıları ve arıcılık gıda üretimindeki hayati rolü sebebiyle ABD Tarım Bakanlığı tarafından ‘’hayvancılık’’ olarak kabul ediliyor. Ancak ticari bal arıcılarının ve arıların karşılaştığı yanmış yakılmış toprak koşullarına hayvancılık endüstrisinin içinde kabul edilen başka hiçbir çiftlik hayvanı yaklaşamaz. ABD’de her yıl katledilmek için yetiştirilen tüm balıklardan ve hayvanlardan daha fazla arı ölüyor.

Biyolojik Çeşitlilik Merkezi’nden kıdemli bilim insanı olan Nate Donley, bu durum için “Yüksek ölüm oranı arıcılar için üzücü bir iş modeli yaratıyor. Bu arıları asla geri dönemeyecekleri bir savaşa göndermek gibi” diyor.

Badem için çıldırmak

Arı kovanları Shafter, Kaliforniya yakınlarındaki çiçek açan bir badem bahçesi boyunca yığılmış durumda. Arılar, Şubat ayında badem ağaçları da dahil olmak üzere birçok ürünü tozlaştırır ve bu, besin zinciri için gereklidir. Fotoğraf: Ann Johansson / Corbis, Getty Images

Kaliforniya’nın 11 milyar dolarlık badem endüstrisi, olağanüstü bir oranda büyüdü. 2000 yılında badem bahçeleri 500.000 dönümlük bir alanı kaplıyordu. Ortalama bir Amerikalı her sene diğer ülkelerdeki insanlardan daha fazla; 900gr badem yiyor. 2018 Nielsen raporuna göre, ABD badem sütü satışları, son beş yıl içerisinde diğer bitki bazlı sütlerden dört kat fazla büyüdü.

Çiftçilerin çoğunluğu temsil eden ve kar amacı gütmeyen bir savunuculuk kuruluşu olan Kaliforniya Badem Kurulu Başkanı ve CEO’su Richard Waycott, “Bu noktada özellikle bademlerin çok yönlülüğü dikkate alındığında büyüme konusunda bir sınır öngörmüyoruz” diye konuşuyor.  Ancak bu “muazzam” bahçeler arılar olmadan işleyemez.

Arıcılığın “butik bir arayış” olması çok da uzun zaman önceye dayanmıyor. Avrupalı göçmenler Kuzey Amerika’ya kendi tarım versiyonlarıyla birlikte arıcılık sanatını ve evcilleştirilmiş bir Avrupa bal arısı olan “apis mellifera” dolu kutuları da ithal ettiler.

19. ve 20. yüzyılın başlarında arıcılar balmumu ve bal satarak mütevazı bir hayat sürüyordu. Ancak 20. yüzyılın sonlarında Dennis Arp’ın kariyeriyle örneklendirebilecek muazzam bir değişim yaşandı.

67 yaşındaki Arp, yaklaşık 20 sene önce Arizona’nın Flagstaff şehrinde Mountain Top Honey şirketini kurarak arıcılığa başladı. Ağır arı kutularının kaldırılmasından elde ettiği pazılarıyla emredici bir duruşa sahip Arp, günlerini arı kovanı alanlarında, gecelerini ise çevrimiçi arıcılık forumlarını, akar tedavisi hakkında yeni yazılan makaleleri okuyarak geçiren bir arıcı oldu.

Dennis Arp, Rye dışında kovanlarıyla ilgileniyor.

Rye dışındaki Mountain Top Honey Company için çalışan yoğun bir bal arısı kolonisi.

Ucuz ithal bal 1980’lerde Arp’ın karını kesmeye başladığında, Kaliforniya’daki bademleri tozlaştırmak için bazı kovanlarını diğer arıcı arkadaşlarıyla beraber badem çiftliklerine göndermeye karar verdi. On yıl sonra Kaliforniya’nın Kern ilçesindeki bir badem yetiştiriciyle anlaşma yaptı. Arp bu stratejik hareketiyle Amerika’da hala bal satan ancak çoğunlukla bir tozlaştırma alanından diğerine sürüklenen göçmen arıcı saflarına katıldı.

1980’lerin başında Arp sadece bal satarken, kovanlarının yılda yaklaşık %5’ini hastalık veya hava koşulları sebebiyle kaybetmekteydi. 2000 yılı civarında, Arp’ın arıları daha yüksek sayıda ölmeye başladı.

İlk olarak trekeal akarların istilasından dolayı kovanlarında yaklaşık %100 kayıp yaşadı. Sonra Afrikalılaştırılmış ‘’katil’’ arıların kendi arılarına sokulmasıyla başa çıkmak zorunda kaldı. Ve son olarak ‘’varrea’’ denilen parazit bir akar, kelimenin tam anlamıyla arılarının kanını emdi. Akar arıların tombul gövdesiyle besleniyor ve bağışıklık sistemini, diğer hayati fonksiyonlarını kaybetmesine yol açan bir tür hastalık bulaştırıyordu. Arp akarlar için düzenli kimyasal tedaviler uygulamadığı sürece arıları ölmeye devam edecekti.

Arıları kış uykusundan erken uyandırıyorlar

Dolayısıyla arıcı Arp kendisini bir kısır döngünün içinde buldu. Badem sözleşmesinin gereksinimlerini karşılamak için yeterli arıyı canlı tutmak amacıyla mücadele ediyordu ancak bademler tozlaşmasaydı belki de arıları şu an sağlıklı olacaktı.

Bu yıl Arp’ın arıları, ABD’nin ticari bal arısı nüfusunun üçte ikisinden fazlası gibi, Şubat ayında Kaliforniya’nın Merkez Vadisi’nin toksik kimyasal çorbasında harcanacak ve bademleri birer birer gübreleyecek.

Pestisitler, eyaletteki her türlü ürün için kullanılıyor ancak bademler için daha da fazla kullanılıyor. En yaygın kullanılanlarından biri arılarda öldürücü, insanlarda ise kanserojen olduğu bilinen “herbisit glifosat’’ (AKA Roundup) – İmalatçı Bayer’e ait Monsanto, insanlar Roundup’ı reçete edilen dozajda kullandıklarında kanser bağlantısını reddediyor. Ancak şimdiye kadar üç ABD mahkemesi, lenfoma formları geliştiren glifosat kullanıcıları lehine karar verdi, binlerce dava daha bekliyor.-

Pestisit tehdidi bir yana, badem ağaçlarının tozlaşması arılar için öylesine talepkar ki arı kolonileri kış uykusundan doğal sürelerden bir iki ay erken uyandırılıyorlar. Badem için gerekli olan arı kovanlarının miktarı diğer mahsullere göre çok daha fazla. Amerika’nın en büyük ikinci tozlaşma mahsulü olan elma, bu arı sayısının onda birine ihtiyaç duyuyor. Ve arılar aynı anda bir coğrafi bölgede yoğunlaşarak hastalığın yayılma riskini artırıyorlar.

Kaliforniya’da Visalia yakınındaki bir badem ağacı çiçek açıyor. Fotoğraf: Ann Johansson / Corbis, Getty Images

Arıların Kaliforniya’da her türlü hastalığa maruz kaldıklarını dile getiriyor Arp: “Bir konaklama bölgesinde birden fazla arıcının yüz binlerce kovanı olabilir. Bu, arılarınızın tek başına bir bara girmesine izin vermek gibi ve sonrasında da korunmasız seks yapıyorlar.”

Badem işi, Arp için iyi oldu – örneğin geçen Şubat, bir yetiştiricinin bahçesine 1.500 kovanını, kovan başına 200 dolara kurdu – bu yüzden arılarla sürekli sağlık sorunları ve zaman arasında doğrudan bir bağlantı kurmak konusunda isteksiz. Her baharı badem bahçelerinde geçirdi. “Arılar badem üzerinde çalışmaktan hoşlanıyor,” diyor Arp. “Ama belli ki onları risklere maruz bırakıyor.”

Başka herhangi bir sektörde iş gücünüzün üçte birinin ölümü uluslararası bir patlamaya sebep olurdu, ancak her yıl arıların %30’u veya daha fazlası kaybedilerek istatistiklere yansıyor. Ancak bu şaşırtıcı kayıp, iş yapmanın doğal maliyeti olarak kabul ediliyor. Flagsatff’daki Kuzey Arizona Üniversitesi’nde çevre çalışmaları yapan ve organik bir arıcı olan Patrick Pynes, badem bahçelerindeki arıların sömürüldüklerini ve onlarla insanların kurduğu ilişkinin çok yıkıcı olduğunu anlatıyor.

Arp ve oğlu Adam. Fotoğraf: Caitlin O’Hara / The Guardian

Büyümenin Bedeli

“Koloni çöküş bozukluğu” adı verilen fenomen ilk kez 2006 yılında tespit edildiğinde, rekor sayıda bal arısı kovanlarının dışında ölü bulunmuştu. Habitat kaybı veya iklim değişilikliği gibi çeşitli faktörlerle ilişkilendirilen koloni çöküş bozukluğunun aslında birinci suçlusu pestisitler. Araştırmacılar ‘’neonikotinoid’’ ismiyle bilinen bu tarım zehri sınıfının arılar için öldürücü olduklarını tespit ettiler.

Geçtiğimiz Mayıs ayında Çevre Koruma Ajansı (EPA), arıcılar ve çevre gruplarının başarılı davasını takiben bir düzine “neonik”i piyasadan çekti.

Ancak arıları hasta edip bağışıklık sistemlerini zayıflatabilecekleri halde arılar için toksik olarak etiketlenmeyen birçok kimyasal madde mevcut. Arılar, tozlaşma mevsiminde hayatta kalabilirken, kışı atlatamayabilirler veya tüm koloniyi yavaş yavaş zehirleyen maddeleri taşıyabilirler.

Badem yetiştiricileri tarafı büyük bir sorun olduğunu kabul ediyor. Kaliforniya’daki Badem Kuruluşu’nun tozlaşma danışmanı olan entomolog Bob Curtis, “arı ölüm oranları çok yüksek ve kabul edilemez.” diyor. “Arıcıların sıkı çalışması ve yaratıcılığı nedeniyle [badem yetiştiricileri] ihtiyaç duydukları arıları elde ettiler.”

Badem kurulunun “en iyi uygulama” yönergeleri, arıcıları Kaliforniya Merkez Vadisi’nde mümkün olduğunca az zaman geçirmeye teşvik ediyor. Bal arıları besin aramak için üç kilometreye kadar seyahat edebiliyorlar. Bu nedenle bir badem yetiştiricisi tozlaşmayı korumak için her şeyi doğru yapsa bile, arıların besin aramak için çıktıkları yolda bir pamuk ya da üzüm üreticisi mahsulünü korumak için arılara zehir olarak etki eden kimyasallardan püskürtebiliyor.

Amerika’daki badem üretimi istikrarlı bir şekilde artmış olsa da ülkedeki ticari arı kovanlarının sayısı 2000’li yılların başından beri sabit bir şekilde, 2,7 milyon kolonide kaldı. Bu da arıcıların karşılaştıkları tüm zorluklara rağmen bu sayıyı asgari seviyede korumaya çalıştıklarını ve bir mücadele verdiklerini gösteriyor.

Sadece pestisitle mücadele yetmez, sistem değişmeli

Badem endüstrisinin izlediği başa çıkma stratejilerinden biri, iki yerine tozlaşmak için dönüm başına sadece bir kovan gerektiren badem çeşitlerinin yetiştirilmesi.  Geçen Ocak ayında “Bee Where’’ (arıların bulunduğu yer)  projesi kapsamında eyalette bir tozlayıcı koruma yasası yürürlüğe girdi. Bunun için arıcıların kovanlarının bulundukları yerleri bölgenin, ilçenin tarım komiserine kaydettirmeleri ve diğer çiftçilerin de böcek zehri püskürtme planlarını önceden komisere haber vermeleri gerekiyor.

Buna rağmen, arıcıların arılarını canlı tutmaya çalışma maliyeti sürekli artıyor. Arp, geçen yıl yaşadığı %35 koloni kaybını telafi etmek için geçen yıl yaklaşık 50.000 dolar harcadı. Ayrıca, endüstrinin sadece statükoyu korumak için aldığı diğer daha agresif önlemlerden bahsetmemek için yılda en az 50.000 dolar akar tedavilerine harcıyor. Bunlar arasında, sağlam kovanların ikiye bölünmesi, yeni kovanlara ve besi şuruplarına mısır şurubu veya “polen köftesi” adı verilen taklit polen maddeleriyle arıları besleyip şişmanlatmak, posta siparişiyle kraliçe arıların getirilmesi yer alıyor.

Uzmanlar, sadece pestisit problemi üzerinde çalışmanın yeterli olmadığını ve çiftçilik politikasının baştan değiştirilmesi gerektiğini söylüyor.

Adam ve Dennis Arp kovanlar üzerinde çalışırken arıları uzak tutan duman körüğü. Fotoğraf: Caitlin O’Hara / The Guardian

Bir Çözüm Arayışı

Yeni bir sertifika programında ‘’organik’’ ve ‘’adil’’ etiketlerine sahip ürünlerin piyasaya girmesiyle beraber tüketicilerin arı dostu yöntemlerle üretilen ürünleri satın almasına dair bir umut doğdu.

Kar amacı gütmeyen Xerces Derneği tarafından 2017 yılında başlatılan ‘’Bee Better’’ sertifikasyon programı, zararları kontrol etmek ve bal arılarını beslemek için badem bahçelerine doğal bir çeşitlilik getiriyor. Xerces, badem yetiştiricileri ile birlikte, ağaç sıraları arasına Kaliforniya ay çiçekleri, hardal ve yonca ekmeye ve meyve bahçesi çevresi boyunca doğal çiçekli çitlerin arasına – arıları meyve bahçesinde tutmak için bir tür çevre dostu çit oluşturmaya çalışıyor.

Program, Häagen-Dazs dondurmasının Bee Better mührü taşıyan ilk gıda şirketi olmasıyla başarı kazandı. Şirketin arı dostu vanilyalı sütlü çikolatalı badem barı, Aralık ayında Costco, Sam’in Kulübü ve BJ’nin Toptan Kulübü’nde açıldı ve 2020’nin başlarında üç tane daha arı dostu badem aromalı dondurma piyasa sürecekler.

Doğanın yolunu bulmasına izin vermek 81 yaşındaki Glenn Anderson için yeni bir şey değil. Kaliforniya’daki San Joaquin Vadisi‘ndeki ilk ve hala birkaç organik badem yetiştiricisinden biri. 20 dönümden oluşan, 40 yıllık küçük bahçesinde hiç bir zaman kimyasal kullanmıyor. “Zararlılarımız yok; biyoçeşitliliğimiz var,” diyor Anderson. Yaşlı çiftçi, Almonds şirketi aracılığıyla doğrudan bireysel müşterilere satış yapıyor. Böcekler ve mantarlara karşı daha etkili olsun diye bahçe alanını çıplak bırakan büyük endüstriyel badem çiftliklerinden farklı olarak Anderson, toprağı doğal olarak besleyen ve ağaçları güçlendiren zengin bir alt bitki örtüsünün  büyümesine izin veriyor.

Anderson bahçesine yaklaşık 20 kovan yerleştirmek için her bahar kuzey Kaliforniya’dan bir hobi arıcısını kiralıyor. “Çiftliğimde koloni çöküşünün tam tersi var” diyor Anderson. “Bir genişleme modeline karşıyım. Bana pek uymuyor.” Endüstriyel olarak yetiştirilen bademler hakkında fikri ise, “Karton gibi tadı var.”

Arizona’da Dennis Arp ve oğlu Adam, önümüzdeki birkaç ay boyunca mümkün olduğunca çok sayıda sağlıklı arı ile birlikte üretim yapmaya çalışıyorlar. Maliyetlerin çok zorladığı günler var ve Arp, bal lekeli arı takımını duvara asması gerekip gerekmediğini merak ediyor. Ancak arıcılık en iyi bildiği şey ve bu işi oğluna aktarmak istiyor: “Henüz nasıl üstesinden geleceğimizi bilmiyorum. Ama elimizden geleni yapacağız.”

Makalenin İngilizce Orijinali

Kategori: Ekoloji