İklim KriziManşet

İnsanlar, ateş çağı Pyrocene’i nasıl başlattı?

Yeşil Gazete için çeviren: Emre Kızılırmak

Amazon, Alaska ve elbette Kalifornia… (*) Her geçen gün dünyanın daha fazla yeri yanıyor ve iklim değişikliğiyle bu gidişat duracağa benzemiyor. Yoksa yeni bir ateş çağı ile mi yüzleşiyoruz? Bu gördüğümüz Pyrocene mi?

Pyrocene kelimesi ilk defa, Arizona Devlet Üniversitesi Yaşam Bilimi Okulu fahri profesörü ve ateşin tarihi hakkında 30’dan fazla kitabın yazarı Stephen Pyne tarafından kullanıldı. “Başta, yalnızca dikkat çekici bir slogandı” diyor Pyne. Fakat daha sonraları bu kelimeye daha ciddi yaklaşmaya başlamış. Pyne bunu insanların dünyaya bıraktıkları bir işaret olarak görüyor. İnsanlar önce çevresini toplayıcılık ve avcılık için temizlerken, şimdi arabalarına, evlerine ve araçlarına güç sağlaması için aynı şeyleri yapıyor:  “Besin zincirinin tepesine çıktık çünkü çevreyi pişirmeyi öğrendik. Şimdi ise gezegeni pişirmeye başladığımız için bir jeolojik güç haline geldik.”

Nasıl son buzul çağı ırmaklarımızı ve göllerimizi dünyanın üzerine kazıdıysa, ateş çağı da dünyamızı yeniden şekillendiriyor. Pyne, “Kitlesel yok oluşlar, deniz seviyesinde değişiklikler, bitki örtüsünde, hayvan ve bitkilerin düzeninde büyük değişimler; bütün bunlar bir ateş çağı manasına geliyor” diyor.

İnsanların faaliyetleriyle şekillenen bir jeolojik zamanı tanımlamak için halihazırda kullanımda olan bir terim var. Bu terim “Antroposen” ve epey tartışmalı bir kavram. Jeologlar bu dönemin ne zaman başladığı (bu iş ile görevlendirilmiş bir grup araştırmacı Birleşik Devletlerin ilk atom bombasını attığı yıl olduğu için 1945 yılını önerdiler) veya böyle bir kategorinin var olup olmaması gerektiği üzerine halen tartışıyorlar. Sonuçta, Dünya’nın kapsamlı tarihinde insan medeniyeti küçücük bir zerre olarak kalıyor.

Pyne, Antroposen fikrine karşı değil, fakat o Pyrosen tabirinin aşırı ısınan gezegenimizle ilişkimizi anlamamızda daha yardımcı olacağını düşünüyor. Son zamanlarda ilgi çeken, gazete başlıklarına ve panellere konu olan konseptle ilgili bir de kitap yazmaya başladı.

12.000 yıllık hikaye

Pyrosen’i (ve Antroposen’i – bu ikisi onun için eş anlamlı), Holosen çağının başlangıcına, neredeyse 12,000 yıl önceki son buzul çağının hemen sonrasına kadar götüren Pyne, “Antroposen’in arkasındaki güç, bizim ateş üzerindeki kontrolümüzdü” diyor. Ve sadece yemek pişirmek ve ormanları yakmaktan bahsetmiyor, bunlar da bu işin bir parçası olsa da. Aynı zamanda fosil yakıtların yanmasından da bahsediyor:

“Nerdeyse doğada yaptığımız her şeyde, bir noktada işin içine ateş giriyor. Doğrudan olmasa bile katalizör olarak. Eğer ateşi teknoloji zincirinden çıkarırsanız, geriye pek bir şey kalmıyor.”

Pyne, özellikle fosil yakıtları ile çevre yangınları arasındaki etkileşimlere ilgili, özellikle 2016’da, pis bir fosil yakıt olan katran kumu petrolünün çıkarılmasını desteklemiş olan Kanada’nın Fort McMurray bölgesini yangınların sarmasını örnek gösteriyor. Ya da daha yakın zamanlarda eyaletin en büyük güç üreticisi PG&E‘nin yaşlanan elektrik şebekesinin ve ekipmanının Kaliforniya‘da altı yıl içerisinde sebep olduğu 1500 yangını.

“İşte size iki dünya, ölümcül yollarda kesişen iki ateş çizgisi de denilebilir isterseniz. Pyrocene, bana bu etkileşimi anlamaya çalışmanın bir yolu olarak gözüküyor” diyor.

“Son buzul çağının sonundan beri, buzulları yangınlarla geri püskürttük ve bu feci sonuçlara sebep oldu. Buzullarımız kayboluyor. Deniz yükseliyor ve evleri yutuyor” diyen Pyne, insanlığın Dünya ve ateşle ilişkisine uzun vadeli bakıyor.

Halen daha interglasial (buzul çağlar arası) dönemde olduğumuzu işaret eden yazar, bir gün, uzak gelecekte buzullar geri gelmeye mecbur olduklarını anlatıyor. O gün geldiğinde, belki de bütün bu ateşle ilgili olan acayipliklerimiz yeni buzul çağını defedebilir.

Fakat öte yandan, eğer insan çılgınca fosil yakıt yakmaktan kısa zamanda vazgeçmezse, bir hothouse dünyada hayatta kalmakta epey zorlanabilir.

Makalenin İngilizce Orijinali

(*) Bu metin Avustralya yangınlarından önce yazılmış ve çevirilmiştir. 

Kategori: İklim Krizi