Kültür-SanatManşet

Bu durumda nasıl giyinmeli?

Protocinema ve 601Artspace, 20 Ocak – 22 Mart 2020 tarihlerinde Ulya Soley küratörlüğünde gerçekleşen “Bu durumda nasıl giyinmeli?” başlıklı sergiye ev sahipliği yapıyor.

Mari Spirito mentorluğunda ve Protocinema Emerging Curator serisi kapsamında gerçekleşen sergide, Deniz Tortum, Kathryn Hamilton, Chulayarnnon Siriphol ve Pınar Yoldaş’ın işleri yer alıyor.

Sergi, bugün her zamankinden daha çok konuşulan gelecek tahayyüllerini ele alıyor ve insan ömrünün kısıtlılığı, teknolojik gelişmeler ve ekolojik çöküşü aynı anda deneyimlemenin ne anlama geldiğine odaklanıyor. Sergide ifade edilen “Geleceğin sonunu mu, yoksa geçmişin sonunu mu deneyimliyoruz? Zamanın hızlandırılmış akışıyla nasıl mücadele ediyoruz? Zamanın üzerimizdeki etkilerini yok etmek için neden birçok önlem alıyoruz? Yalnızca kişisel zamanımız değil, önümüzdeki nesillerin ne kadar zamanı kaldığı hakkında da endişelenmek bizi nasıl hissettiriyor? Dünyanın son kullanma tarihi konuşulurken, zaman ve değer arasında nasıl bir ilişki kuruyoruz? Bu durumda nasıl giyinmeli?” gibi sorular, izleyiciyi çok katmanlı ve çelişkili zaman deneyimleri üzerine düşünmeye davet ediyor.

Deniz Tortum ve Kathyrn Hamilton tarafından gerçekleştirilen video ARK (2020), sanal gerçekliği ölümsüzlüğün yerini alabilecek bir pozisyona yerleştiren görsel bir deneme. Yokoluş kaçınılmaz olsa da, 3D modelleme ve dijital teknolojiler zamanı dondurup onun çizgiselliğini aksatmak için çeşitli yollar sunuyor. Sanal gerçekliğe özgü bedenden ayrılma deneyimini kullanarak, git gide yaygınlaşan yalnızlık ve kayıp hislerinin altını çizen ARK, sonsuzluğu düşlemek imkansız olduğunda, bunun ne tür sonuçlar doğurabileceğini düşündürüyor.

Chulayarnnon Siriphol’un video yerleştirmesi Golden Spiral’de (2018), doğal ve yapay arasındaki gerilimi somutlaştıran altın rengine boyanmış deniz kabukları, mekanı ve videoyu işgal ediyor. Gezegenin yıkımını binlerce yıllık bir ölçekte ele alan ve yaşlanma konusundaki kişisel takıntılara odaklanan video yerleştirme, zaman ve doğayla kurduğumuz karmaşık ilişkiyi yeniden gözden geçirmemiz için bizlere meydan okuyor.

Pınar Yoldaş’ın doğaya farklı bir perspektiften bakan Regnum Alba (2015) başlıklı işi ise ölümlülük ve yok oluşa dair küresel korkulara eğiliyor. Latince’de “beyaz krallık” anlamına gelen Regnum Alba, doğada süregelen hiyerarşileri yansıtan bir foto-kolaj. Yavru hayvanlardan oluşan bir diğer kolajında ise Yoldaş, biyolojik dünyada güzellik algısının çıkış noktasına bakıyor. Güzellik kavramını hayvanlar alemine temellendiren feminist düşünür Elizabeth Grosz’tan esinlenen sanatçı, yaşayan sistemlerin dinamik ve tahmin edilemez doğasına odaklanıyor.

Teknolojinin ‘daha iyi bir gelecek’ vaadiyle umutlanıp, distopik senaryolar ışığında “ölmeyi öğrenirken” bu karşıt perspektifler etrafında şekillenen tartışmalar bizi zaman ile yeni bir ilişki kurmaya itiyor. “Bu durumda nasıl giyinmeli?”, gelecek hakkında nasıl düşündüğümüzü, onu nasıl öngördüğümüzü ve tanımladığımızı araştıran; zamanın akışını ve değerini sorgulayan kültürler arası bir diyalog.

2015 yılında başlayan Protocinema Emerging Curator serisi, sergileri hayata geçirme sürecinde mentorlarla beraber çalışma imkanı tanıyarak profesyonel bir öğrenme platformu sunuyor. Genç küratörlerin fon geliştirmeden partner kurumlarla iş birliği yapmaya, geniş bir yelpazede deneyim kazanması için aracı oluyor. Seçilen her küratör yerel ve uluslararası sanat çevresinden mentorlarla beraber çalışıyor ve onlardan destek alıyor.

 

Kategori: Kültür-Sanat