Hafta SonuKanal İstanbulKöşe YazılarıManşetYazarlar

Kanal İstanbul: Şimdi ne olacak?

Kanal İstanbul’un Çevresel Etki Değerlendirme Raporu (ÇED) için yapılan binlerce itiraz şaşırtıcı bir hızla reddedildi ve ÇED raporu için İnceleme ve Değerlendirme Kurulu ‘olur’ kararı verdi. Aslında binlerce dilekçenin bu kadar kısa zamanda ‘değerlendirilerek reddedilmesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın “halkın görüşünün alınması aşamasına” pek  önem vermediğinin de bir göstergesi…

ÇED raporuna halkla birlikte meslek odaları da niçin itiraz etmişti? Halk sağlığı bakışı ile ÇED raporunu değerlendirdiğimizde, itiraz noktalarımız kısaca, İstanbul’un zaten yetersiz olan tatlı su kaynaklarını kullanılmaz hale getirmesi, bölgede gelecek için korunan yer altı su kaynaklarının da tuzlanma riski doğurması, nüfus yoğunluğunu arttırması ve başta beklenen İstanbul depremi olmak üzere herhangi bir afette Trakya’ya köprülerle bağlanacak olan bölgeye müdahalenin güçleşmesiydi. Ayrıca bu projenin uygulanma döneminde hafriyat, patlatma, artan trafik sorunu gibi nedenlerle hava kirliliği ve trafik sorunu kentte inanılmaz derecede kötü boyutlara ulaşacak olması da diğer bir itiraz noktamızdı.

ÇED raporu tüm bu tehditlere karşı doyurucu bir çözüm önermekten uzaktı. Üstelik raporda bölgede bulunması çok muhtemel gerek eski yapılardan kaynaklanan gerekse çevresel asbest tehlikesine de hiç değinilmemişti. Rapor için daha birçok itiraz noktası bulunuyordu.

Normalde komisyonun bu itirazları dikkate alarak, raporu hazırlayan ilgili şirketten rapor içeriğindeki eksikliklerin tamamlanmasını, ek çalışmalar yapılmasını istemesi gerekirdi, ama yapılmadı.

Projenin ÇED Raporu’na itiraz eden binlerce kişiyi şimdi de zorlu bir dava süreci bekliyor.

30 gün içinde davalar açılmalı

Peki, bu aşamadan sonra ne olacak? İzlenecek tek yol ÇED olumlu kararının Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından ilan edildiği tarihten itibaren yasal süre içinde raporun yürütmeyi durdurma istemli olarak raporun iptali için dava açmak… Kanal İstanbul’un ÇED olumlu kararı, Bakanlığın web sayfasında 17.01.2020 tarihinde ilan edilmiş görülüyor. O nedende yürütmeyi durdurma ve iptal davası açmak için yasal süre başladı. Bu yasal sürede sadece 30 gün… Davayı meslek odaları, uzmanlık örgütlerinin yanı sıra projeden etkilenen tüm vatandaşlar açabilir. Kanal İstanbul projesi tüm ülkeyi ilgilendirdiği ve tüm insanımızı çevresel, ekonomik ve sosyal yönden etkileyebileceği için ülkemizin her köşesinde yaşayan vatandaşlarımız tıpkı ÇED raporuna itiraz dilekçesi verebildikleri gibi davacı da olabilirler.

Üstelik Anayasamızın 56.maddesinde ‘çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidirdiyerek çevreyi ve çevre sağlığını koruma görevini devletimizin yanı sıra vatandaşımıza da verdiği için; bu projenin çevre ve çevre sağlığı sorunları yaratacağına inanan her vatandaşımızın bu davayı açmak hem hakkı; hem de vatandaşlık görevi… Ancak vatandaşlarımız gerek dava açma ücretleri; gerekse bilirkişi ücretlerine katılım nedeniyle ekonomik olarak dava açma sürecinden zorlanabilirler. Böyle durum onların davadan uzak durmasına yol açmamalıdır. Bu durumdaki kişiler, meslek odalarının, sivil toplum örgütlerinin veya başka vatandaşların açtığı davaya, davacılar yanında mahkemeye verecekleri bir dilekçe ile müdahil olarak katılabilirler.

Dava açıldıktan sonra ne olacak?

Bugüne kadar bazı başta kömürlü termik santraller olmak üzere tesislerin ÇED raporlarının yürütmesinin durdurulması ve iptali için idare mahkemelerine meslek odamız adına dava açtık. Başlangıçta 60 gün olan ÇED olumlu kararının ilanından sonra dava açma süresi 2014’de 30 güne düşürüldü. Yani 17 Ocak’tan itibaren 30 gün içinde itiraz nedenlerini açık anlaşılır olarak açıklayan dava dilekçelerinin; itiraz noktalarıyla ilgili ekli bilimsel dosyalarla İstanbul’da İdare Mahkemesi’ne iletilmesi gerekiyor.

Mahkeme bir hafta içinde itiraz dilekçeleri ve bilimsel boyutta hazırlanan eklerini inceleyip davaya uygunluğuna karar verirse, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na dava ile ilgili bilgi verip Bakanlığın ÇED olumlu kararı verirken dayandığı bütün belgeleri isteyecek. Sonrasında da yürütmeyi durdurup durmayacağına karar verecek. Ardından ise davacı davalıya danışarak bilirkişi atama aşaması bulunuyor. Dava dosyasının bilimsel alt yapısı bu aşamada büyük önem taşıyor; bilirkişinin önüne konan dava konusu tüm iddiaların bilimsel verilerle desteklenmesi gerekiyor.

Kararın iptali için, üyesi olduğum Türk Tabipleri Birliği ile İstanbul Tabip Odası ve projeden etkilenecek olan Marmara bölgesinin tabip odalarının çoğunluğu; ayrıca Halk Sağlığı Uzmanları Derneği davacı olacaktır.  Çünkü ‘insanın sağlıklı bir çevrede yaşam hakkı’ herkes için olduğu gibi biz hekimler için de her şeyin önündedir…

Kategori: Hafta Sonu