Hafta SonuHaftasonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

Bu bir cinayet ilanıdır

200 milyon yıl öncesi, kıtaların daha tam olarak ayrılmadığı ve Pangea olarak adlandırılan dev bir kara parçası şeklinde olduğu bir dönemdi. Bu dönemde dinozorların büyük bir kısmı henüz yok olmuş ve karasal omurgalılar ile amfibiler de ciddi bir yok oluş sürecine girmişlerdi. Hala hayatta olan bazı dinozorların farklı formları da bir yandan ortaya çıkmaya başlamıştı. Yaklaşık 20 milyon yıl daha önce ise tüm karasal alanlarda açık tohumlu bitkilerin hakimiyeti vardı. Havada bol oksijen ve muazzam bir canlı çeşitliliği söz konusuydu. Kısacası Dünya bugün olduğundan daha farklıydı ve her tarafta devasa eğrelti otları, sekoya, palmiye ve çam benzeri açık tohumlu bitkiler mevcuttu. Bu uçsuz bucaksız ormanlar ve bu ormanlar içerisinde özgürce yaşayan binlerce canlının olduğu ortam, adeta yaşayan bir doğa tarihi müzesiydi.

Çoğunluğu doğal süreç içerisinde yok olan o dönemki türlerin bazıları, zaman içerisinde bazı farklılaşmalar yaşasa da bugüne kadar ulaşabildi. Bunlar arasında en bilinenleri mersin balığıgiller (Acipenseriformes) isimli gruptur. Kıkırdaklı olan bu grubun üyeleri görüntü olarak zaten dinozorları andırır.

Erken kratese döneminde (100-146 milyon yıl önce) bolca bulunan üyelerinden biri olan Yanosteus longidorsalis türüne ait bir fosil, hala Toulouse Doğa Tarihi Müzesi’nde sergilenmektedir. Ancak çoğu atası artık sadece fosil olsa da birçok üyesi hala deniz, göl ve nehirlerde yaşamaya devam ediyor. Triasic dönemde (200-245 milyon yıl önceki dönem) ortaya çıkan mersin balığıgillerin birçok üyesinin doğal süreç sonucu yok olması az çok biyoloji ve evrim bilen herkesin olağan karşıladığı bir durum. Ancak işin içine insan girince her şeyin rengi biraz değişiyor.

Henüz ortaya çıkışı 250 bin yıl olan insanın, evrimsel süreçteki sıçraması, diğer canlılar için de aslında bir nevi sonun başlangıcı oldu denilebilir. İlk olarak kendi benzeri olan türleri ortadan kaldırdığı düşünülen insan, zaman içerisinde başka canlıların ya neslinin tükenmesinde ya da sayılarının azalmasında önemli rol oynadı. Yaptığı keşiflerle, keşfedilen alanın talanına; gerçekleştirdiği buluşlar ile de hiç ilgisi olmayan canlıların zarar görmesine neden oldu. Hatta doğal süreçler sonucu meydana gelen tür yok oluşlarının hızı, insan yüzünden on bin kat daha da artmış vaziyette. Bu hız ile devam edersek 2100 yılına kadar, kara ve deniz türlerinin %50’sinin neslini tüketeceğiz.

Bu sürecin kurbanlarından biri de insandan milyonlarca yıl önce ortaya çıkmış ve şimdiye kadar hayatta kalabilmiş olan Psephurus gladius isimli balık türü. Bu türün yok olmasının birincil elden sorumlusu insan. Söz konusu insan olunca yeryüzü bir cinayet mahalline dönüşüveriyor. İnsan, kendi türü de dâhil diğer tüm canlı türlerinin birincil elden celladına dönüşmüş vaziyette. Her türlü faaliyetiyle hem de. Beslenmesi, giyinmi, üremesi ve hatta nefes almasıyla bile. Tüm bu faaliyetlerinin toplamı, Psephurus gladius’un yok oluş nedeni. Bu balığın karşı karşıya kaldığı yok oluşun nedenleri yaşam tarzımızla birebir ilgili. Çin’in Yangtze Nehri’ndeki kirlilik, habitat tahribatı ve aşırı balıkçılık baskısı, bu türün son üyesinin 2005 ile 2010 arası bir tarihte yok olmasına neden oldu. 1970’lerde Çin’in Yangtze Nehri’nde 25 ton civarında avcılığı yapılan bu balık artık yok.

Bu balığın katili hepimiziz. Ne bir eksik ne bir fazla.

Ruhu şad olsun.

Kategori: Hafta Sonu