ManşetYeşil GündemYeşillerden

16. Yeşil Diyalog: Türkiye’de Yeşiller Partisi’ne ihtiyaç var

Haber: Elif Ünal

Yeşil Düşünce Derneği ve Yeşiller Meclisi tarafından organize edilen 16. Yeşil Diyalog’da Türkiye ve Avrupa yeşil hareketinden aktivistler, “Yükselen Yeşil Hareketi” konuşmak üzere Taksim Hill Otel’de bir araya geldi.

Yeşil Diyalog, 16 yıldır her sene farklı bir tema çerçevesinde yeşil politikalar üzerine tartışmak, fikir alışverişi yapmak, deneyim paylaşmak ve politikaların yeniden üretim süreçlerini desteklemek üzere harekete ilgi duyan herkesi diyalog ortamına çağırıyor.

Turan: Yeni bir siyaset anlayışına ihtiyacımız var

Toplantının açılış konuşmasını yapan Yeşil Düşünce Derneği Genel Koordinatörü Sevil Turan, bu buluşmalarla Türkiye demokrasisin gelişmesi için ekolojik ve siyasi tartışmaları bir diyalog içerisinde gerçekleştirmenin önemli olduğunu söyledi. “Bir yandan krizler ve felaketler çağındayken, bir yandan da Yeşillerin oluşumunda rol oynayan toplumsal hareketlerin güçlendiği bir dönemden geçiyoruz” diyen Turan,  içinde bulunduğumuz duruma yeni bir siyaset anlayışı gerektiğini söyledi.

Özkan: Yükselen bir harekete şahit oluyoruz

Sonrasında söz alan Emine Özkan da Yeşiller Meclisi adına bir açılış konuşması gerçekleştirdi. Tüm dünyada büyük ses uyandıran Gelecek için Cumalar ve Yokoluş İsyanı hareketlerine değinen Özkan, “Sizce bizleri de derin uykumuzdan uyandırmadılar mı? Umudumuzu, cesaretimizi beslemediler mi?”  sorularını sordu. Özkan konuşmasına şu ifadelerle devam etti:

“Bu soruya cevabı evet olanların sayısı her geçen gün artıyor. Biz de yükselen bir harekete şahit oluyoruz. 28 Eylül 20019’de Yeşiller Meclisi’ni kurduk. Yeşil hareketin içinden gelen kadın, LGBTİ+, ekoloji, yerel, iklim hakları konusunda aktivizm yapan birçok kişinin bir araya gelmesiyle oluşturduk. Dünyada yükselen yeşil hareketi ele almak ve Türkiye’de bunu nasıl canlandıracağımızı konuşmak için bir diyalog oluşturmak istiyoruz.”

Küresel siyaset ve Avrupa’daki yeşil hareketler

Son yıllarda özellikle Avrupa’da Yeşillerin yakaladığı siyasi başarıların değerlendirileceği birinci oturumda yeşil hareketin dünya politik gündemi içindeki yeri, gittikçe ağırlaşan iklim krizi ve buna karşı gelişen hareketlerin sosyal ve siyasal etkileri konuşuldu.

“Küresel Siyaset ve Avrupa’daki Yeşil Hareketler” başlığında gerçekleşen oturumda moderatörlüğünü gazeteci Işıl Sarıyüce üstlendi. Konuşmacılar olarak Avrupa Yeşiller Partisi Eş Sözcüsü Evelyn Huytebroeck ile İstanbul Politikalar Merkezi Kıdemli İklim Uzmanı ve İkinci Yeşiller Partisi dönem Eş Sözcüsü (2010-2012) Ümit Şahin yer aldı.

Huytebroeck: Mesajımız umut ve değişim

Evelyn Huytebroeck “Yükselen Yeşil Hareket: Avrupa’da Yeşillerin 2019 yılı seçim başarıları/ Avrupa’da Yeşil ve Sosyal Politikalar” başlığında bir konuşma gerçekleştirdi. Uzun bir zamandır yeşil hareket içerisinde olduğunu söyleyen Huytebroeck, Yeşiller Partisi’nin tarihi hakkında bilgiler paylaştı:

Biz, çevre ve ekolojinin yanında insan hakları, dış ilişkiler ve kültür konusunda da gündemleri olan bir partiyiz. Aynı zamanda sokak hareketiyle, gençlerin protestosuyla da bağlantılı bir hareketiz. Ancak hareketleri sahiplenmeden destekliyoruz. Mesajımız: umut ve değişim.

Ekolojik krize karşı dönüşümle beraber adil dönüşümü savunuyoruz. Avrupa Birliği yanlısı bir partiyiz ancak farklı bir Avrupa tahayyül ediyoruz. İnsan haklarının korunduğu, kadın-erkek eşitliğinin sağlandığı, ulusalcılığa karşı mücadele edilen bir Avrupa istiyoruz.

‘İlk defa 5 ülkede ulusal olarak güçlüyüz’

Yunanistan’dan Portekize, Almanya’dan Türkiye’ye pek çok ülkeyi bir araya getiren bir federasyon partisi olduklarını söyleyen Huytebroeck, seçmenlerinin genel olarak genç, şehirli ve AB yanlısı olduğunu söyledi. Avrupa Yeşiller Partisi Eş Sözcüsü, 2019 yılında parti için yaşanan gelişmeleri ise şu şekilde aktardı:

Brexit ile birlikte Parlamento’daki varlığımız da azalacak. Ancak gene de umudumuz var. Bir yandan yükselen hareketler bize umut veriyor bir yandan da 2019 seçimlerinde elde ettiğimiz başarılar. İlk defa 5 ülkede Finlandiya, İsveç, Lüksemburg, Litvanya ve Avusturya’da ulusal anlamda güçlüyüz. Berlin, Viyena ve Helsinki gibi büyük şehirlerde de yer alıyoruz.”

En son İstanbul ziyaretinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile görüşme yaptıklarını söyleyen Huytebroeck, kendisiyle iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik üzerine konuştuklarını söyledi. Heytebroeck konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Eminim İstanbul içerisinde yapılabilecek çok fazla şey var. Türkiye’nin bütün bu değişiklikler için merkezi bir noktada olduğunu düşünüyorum.

Şahin: Türkiye’de Yeşiller Partisi’ne ihtiyaç var

Oturumun devamında Ümit Şahin “İklim Aktivizmi Ve Sosyal Hareketlerin Siyasete Etkisi” isimli bir sunum gerçekleştirdi. Konuşmasına en sonda söylemek istediği noktayı en başta söyleyerek başlamak istediğini söyleyen Şahin “Türkiye’de mevcut iklim hareketi, iklim krizi ile mücadele için Türkiye’de Yeşiller Partisi’ne ihtiyacımız var” dedi.   Ümit Şahin konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

30 sene önce muhalefet bize daha çok hitap ediyordu ancak şu anda yasaları değiştirerek mücadele etmek zorundayız. Birçok nedeni var. Çünkü iklim kriziyle mücadele ancak demokrasi mücadelesiyle anlam kazanıyor. Bu da ancak partileşme seviyesinde mümkün görünüyor. Daha kolay değil ama mümkün.

Dönüşüm için bir yol da iklim ve eklojik kriz konusunda adım atma niyeti olmayan mevcut iktidarları ve diğer partileri alttan gelen bir baskıyla değişime zorlamak. Ancak bu mümkün değil. Almanya’nın kömürden kurtulmak için 2035 tarihini vermesi Yeşillerin baskısıyla gerçekleşti. Ancak bu tarih çok geç. Bunu sağlayacak olan da Yeşillerin iktidarda olması.”

‘Avustralya yangınları önümüzdeki yılların ön gösterimi’

İklim krizinde yeni bir aşamaya girildiğini söyleyen Şahin, Avustralya’da Türkiye yüz ölçümünün beşte birine denk gelen 18,6 milyon hektarın yanmasının bunun bir örneği ve gelecek yılların ön gösterimi olduğunu belirtti. Bu sebeple üretilecek politikaların da bu değişime cevap vermesi gerektiğini söyleyen Şahin şu değerlendirmelerde bulundu:

Karbonsuzlaşmaya yönelik talebimizin ciddi ve duyulur olması gerekiyor. Çok hızlı karbonsuzlaşma mevcut neoliberal yapıda mümkün olmayacak. Bunun anca büyümeme dediğimiz küçük işletmelere, kooperatiflere ağırlık verilen bir ekonomi ile mümkün olduğunu, bu ekonomiyi de bugünden kurmamız gerektiğini konuşmamız gerekiyor. Bunun pilot olarak mümkün olduğunu gösterelim aşaması geçti. Artık bunu ülkenin politikası haline getirmemiz gerekiyor.

Diğer siyasetlerin iklim krizi hakkında bir politika gerçekleştirmelerini bekleyemezsiniz. Bu kalkınma anlayışları gibi temel değerleriyle çelişir. Bunu hem deneyimden hem de ilkesel olarak biliyoruz. Daha fazla felaket beklemeden, harekete geçmeliyiz.”

Huytebroeck: Çoğu kişinin günlük problemleri var

Sunumların ardından oturum soru-cevap bölümüyle ilerledi. Kolaylaştırıcı Işıl Sarıyüce’nin “İstanbul gibi koca bir metropolde yaşıyoruz.  İklim değişikliğinin somut siyasete dönüşmesi anlamında İstanbul’da yapabileceğimiz neler var?” sorusunu Evelyn Huytebroeck şu şekilde cevap verdi:

Enerji ve yalıtım konusunda yapılacak çok şey var. Biz Brüksel’de başladık ancak biliyorum çok masraflı bir süreç. Çevre ve iklim konusunu sosyal ve ekonomik koşullarla bağlamadığınız sürece çözüme ulaşamazsınız. Çoğu kişi için günlük problemleri var, işsiz insanlar var ve iklim ekoloji konularına çok önem veremiyorlar. Yalıtım, sürdürülebilir yemek gibi programlar eğer ilk olarak ekonomik olarak dezavantajlı gruplara uygulanırsa enerji için harcadıkları para azalacak ve refahları artacak. Aynı durum istihdam için de geçerli. Eğer su, yenilenebilir enerjide iş yaratabileceğinizi gösterirseniz o zaman bir şeyler kazanabilirsiniz. Sadece iklim ve biyo çeşitlilik hakkında konuşmak işe yaramayacak.

Şahin: Yeşil siyaset değişim talebine cevap verebilir

Ümit Şahin ise “Türkiye’nin malum siyasi ortamında Yeşiller Partisi’nin önemi ne?” sorusuna şu şekilde yanıt verdi:

Zor bir dönem yaşadık. Ancak şu anda demokrasi ve ekoloji krizi öyle bir noktaya geldi ki Türkiye’de mevcut iktidar büyük ölçüde bir çözülme yaşıyor. Bu çözülme dönemi yeni bir siyasi partinin oluşmasının tam zamanıdır. Değişim talebi farklı kesimlerinden, ama bu sefer ağırlıklı olarak gençlerden geliyor. Yeşiller hiç seçimlere girmediği için denenmemiş, yeni, güvenilir, dinamik bir hareket olarak görülüyor. 50 senedir söylediğimiz şeyler misliyle başımıza geliyor. Gerçekleşmesi kötü tabii ama bu durum değişim talebine yanıt verecek odağın yeşil siyaset olduğunu gösteriyor.

 

 

 

Kategori: Manşet