Hafta SonuHaftasonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

Geçen yıl kentlerde…

Kentler için bir yıl oldukça kısa ve anlamlı değişiklikleri görebilmek için yeterli olmayan bir zaman aralığı gibi. Ayrıca bütün kentler de aynı biçimde geçirmiyor yıllarını, kentlerin kendi özel nitelikleri, kentlerde olup-biteni, değişimi ya da durağanlığı, farklı biçimlere yaşayabiliyor. Zaten böylesine geniş bir alan için, böylesine kısa bir açıklama çabasıyla yetinmek, ne kadar yeterli olabilir ki?

Türkiye’de ve dünyanın pek çok ülkesinde, kentleri, kentlerde ne olup-bittiğini görmeye çalışmak, artık ülkede ne olup-bittiğini görmeye çalışmak kadar geniş ve çeşitlilik içeren bir alanı kapsamayı gerektiriyor.

Yine de geçtiğimiz yılda kentlerde olup-biteni, yeterli incelikte ve ayrıntıda olmayı başaramasa da, söylenebilecek sözler, geliştirilecek düşünceler ya da soru işaretleri olamaz mı? “Kentlerde 2019’da ne oldu, ne değişti ve neler değişmeden kaldı, ya da sorun olmadığı halde, bir krizin eşiğine doğru gelişmeye devam etti?” soruları için, kuş bakışı bir gezinti yapılabilir belki?

Kentler öylesine karmaşık ve çok boyutlu olgular ki, nasıl bakacağız kentlere? Nelere bakacağız?

Kentlerdeki değişimi anlamak için, belki,

toplumsal durum,

teknolojik gelişmelerin kentlere etkileri ve

ekolojik durum

gibi, üç ana başlık seçmek yararlı olabilir.

Toplumsal durum, kentlerin sosyal ilişkilerini, ekonomik değişimleri, politik değişimleri ve elbette ki, kültürel gelişmeleri kapsayan çok geniş bir başlık olacak. Gerçi daha alt başlıklara inmek de gerekecek, ama “kentlerde 2019 yılı içinde, bir önceki yıla göre radikal bir biçimde gerçekten farklı olan nedir?” sorusuyla yaklaştığımızda, yine de bazı düşünceler belirtmek mümkün olabilecek.

Politik bir atılım: Kent toplumları değişti ve değiştirdi

En büyük dönüşme, kuşkusuz toplumsal alanda oldu ve pek çok kentin ve nerdeyse bütün metropol kentlerin yönetimi, belediyelerindeki tutum ve anlayış değişti. Bazı kentlerde nerdeyse çeyrek yüzyıldır değişmeden kalan muhafazakar ama aynı zamanda neoliberal anlayışın ideolojik-ekonomik kurallarına göre işleyen ve dolayısıyla yolsuzluklar, hırsızlıklar, soygunlar/ yağma, rüşvetler, israf-gösteriş ve kayırmacılıklarla dolu, nerdeyse bütünüyle büyük çürüme içindeki mafyatik-bürokratik yönetimleri, kent halkları, bütün tehdit ve baskılara, korkutma ve sindirme ve menfaat karşılığı küçük rüşvetlerle satın alma çabalarına karşı devirdi ve değiştirdi.

2019 yılı içinde kentteki en büyük değişiklik, “büyük ağabey”in kurduğu baskı ve korku duvarının yıkılması oldu. Duvar, yerle-bir olmasa bile, dökülmeye başladı, köşe taşları söküldü ve sökülmeye devam ediyor. Kentler de, kent yönetimleri de, kent halkları da bütünüyle özgürleşmedi ve kentsel işleyişleri bütünüyle tersine çeviremedi elbette. Ancak bunun yapılabileceği umudunu yarattı ve bu umut, kentlerde 2019 boyunca yaşadı ve güçlendi, parlaklığını artırdı.

Kentlerdeki politik iktidarın değişmesi, sadece politik partilerin çalışmasıyla gerçekleşmedi. Kentlerin sivil toplulukları, formel veya enformel, aralarında pek çok irili ufaklı örgütlenmeler gerçekleştirdiler ve aralarındaki görüş farklarına bakmaksızın, hedef olarak, kentleri gerçek anlamda büyük bir yıkıma uğratan anlayıştan ve çürümüş yönetimlerden kurtulmak istediler.

Kentliler, artık, devletin, devletin silahlı örgütlerinin ve olmayan adalet sisteminin ve yanlı mahkemelerin, korku salmak için gösterdiği bütün çabalara rağmen direnmeye, karşı koymaya ve temel haklarını korumaya başladı. Yıl boyunca, özellikle toplumsal cinsiyet ayrımcılığının neden olduğu sorunlara ve cinayetlere, başta kentli kadınlar ve onların örgütleri olmak üzere, büyük bir meydan okuma oluştu ve gitti…

İş cinayetlerine karşı çıkışlar, insan hakları arayışları, protestolar, liselerden başlayarak her düzeydeki öğrenciler, emekliler, işlerinden atılanlar/ işsizler ve kentteki çevresine, yaşadığı yerin kimliğine-kültürüne/ tarihine sahip çıkmak isteyen bütün kesimler, kentlerde canlı ve dinamik, mücadeleci bir eylemlilik yarattı. Kimse artık kolay kolay baş eğmeyecek. Herkes, hakkını aramak için bütün güçlüklere rağmen karşı durmaya çalışacağını gösteriyor kentlerde…

2019, kentler ve kent halkları için, denilebilir ki, karanlığın ötesindeki renklerin ve parlaklığın görünmeye/ duyumsanmaya başladığı yıl oldu. Bunun önemini bilmeliyiz. Umut yaratıldı kentlerde bu yıl…

Kanal İstanbul itiraz kuyrukları.

Kent yönetimlerindeki çürümüş kadroların etkisizleşmeye başlaması ve almaşık bakış açısının belirmesiyle, kentleri zehirleyecek büyük projeler (Kanal İstanbul, yerli otomobil vb. gibi) daha dirençli bir biçimde tartışılır hale geldi. Zaten ekonomik kriz nedeniyle sarsılmış ve dökülmekte olan inşaat sektörü/ kentleri öldürmekte olan beton-asfalt çeteleri, 2019’da biraz etkisizleşti. Yeni konut ya da ofis veya AVM inşaatları yapılmadı, otomobil altyapısı olsun diye döşenen kent içi otoyollar ya da alt-üst geçit köprüler/ viyadükler gerçekleşmedi. Sadece toplu taşıma ya da kitlesel ulaşım altyapısı arayışları (ve kamu ulaşım politikaları) güçlendi.

Ekonominin kriz içinde olması ve işsizliğin çığ gibi büyümesi, enflasyonun artması gibi nedenlerle kentlerdeki sınıfsal farklar büyüdü. Yoksulluk arttı, toplu intiharlar görüldü. Gelir dağılımı biraz daha kutuplaştı. Toplumsal hiyerarşinin en dibinde bulunan milyonlarca (ve giderek artma eğilimindeki) Suriye ve diğer ülke göçmeni, bütün kentlerde aynı oranda olmasa bile, en zor koşullar altında ve ayrımcılıklarla ve tahakkümün birçok türüyle karşılaşarak, hayatta kalmaya çalıştı.

Kent ve kentliler, 2019’da biraz daha yoksullaştı, tüketimini kısmak zorunda kaldı ve zor koşullarda yaşamaya çalıştı.

(Başlı başına bir yeni yazı gerektirebilecek kültürel ve sanatların, kentteki 2019’u konusuna, bu yazıda değinilemeyecek, ancak bu, sanat alanının önemsenmemesi nedeniyle değil, özel, dikkatli ve ayrıntılı bir yaklaşım gerektirdiği için…)

Nerdeyse, herkese bir akıllı telefon düşüyor

Teknolojik gelişmeler, 2019 yılında kentleri değişikliğe uğratmadı belki, ancak dönüşüme doğru birikimi büyümeyi sürdürdü. Kenti nasıl etkileyecek ve dönüştürecek, mekansal yapı/ yoğunluklar, insanların ve nesnelerin yer değiştirme gereği ve yer değiştirme/ hareket teknolojileri nasıl biçimlenecek, üretilenlerin [kentsel üretimin giderek “mallardan hizmetlere” (belki daha açık bir biçimde “software” ya da program yazılımına) doğru dönüşmekte olduğunu biliyoruz] kentlerdeki (ya da kent dışındaki) yeri ve teknolojisi nasıl belirlenecek/biçimlenecek vb. gibi konularda, pek çok fütürist senaryodan bahsedilebilir.

Ancak artık kesin olarak tanık olduğumuz birkaç gösterge üzerinde düşünebiliriz:

  • Neredeyse herkesin bir akıllı telefonu olması ve her türlü ihtiyacını (hatta ihtiyacı olmayan tüketim nesnelerini) akıllı telefon ya da internet aracılığıyla bulması ve edinmesi, kentteki ticaretin mekansal biçimlenişini, kent merkezini, nasıl etkiledi/etkileyecek?
  • Kentin yoğunluğun giderek atması ve çok katlı bir yapılaşmaya doğru geçmesi (dikey hareketliliğin öneminin artması), ya da “uber” türü bir kent içi ulaşım sistemin (Türkiye’de henüz bastırılıyor ama) özel araç sahipliğini giderek gereksizleştirmesi (en azından ikincilleştirmesi) veya kentin yoğunlaşma eksenlerinin çok etkin toplu taşıma sistemleri ve erişim kombinasyonları ile donatılması vb. gibi teknolojik gelişmelerin alt yapısı ve makro-formu, kenti nasıl biçimlendirecek?
  • Çalışma/işyeri-yaşam yer ayrımının, giderek evden çalışmanın artmasıyla azalmaya başlaması, iş veya üretim örgütlenmelerini nasıl dönüştürecek?

Hızla çoğaltılabilecek bu tür sorular için 2019, henüz erken bir yıl sayılabilir. Ancak, teknolojik buluşlarının ivmesinin giderek artması ve teknolojik buluşla bu buluşun üretime ve kentsel yapıya etki arasındaki sürenin kısalması gibi örnekleri [buhar gücüne, elektriğe ve petro-kimya enerjisine dayanan araç (ve hizmet) teknolojilerinin: yerüstü ve yer altı trenlerinin, otomobillerin ve asansörlerin vb., kent yaşamını nasıl ve ne hızla ve ne kadar kökten değiştirildiğini] dikkate alırsak, dijital teknolojilerin ve internet teknolojilerinin kenti değiştiren birikimin, 2019 yılı içinde de, geliştiğini fark edebiliriz.

Ekolojik durum

2019 yılı, ekolojik dengeler bakımından, teknoloji konusunda olduğu gibi, gelecek bir eşiğe doğru birikimin oluşmasının devamı niteliğinde bir yıl oldu denilebilir. Sadece Türkiye’deki kentlerin değil, dünyanın bütün yerlerinin ve kentlerinin iklim değişiminden ve küresel ısınmadan etkilenmekte olduğu, genel bir kabule dönüştü. Ancak bu etki, henüz kentleri dönüşüme uğratmadı. Bazı kentlerdeki aşırı sıcaklık, seller ve aşırı yağış, fırtına ve hortumlar, kentlerin temiz su kaynaklarındaki azalma, bu yılını rutinleşmiş haberleri gibi karşılandı. Ancak kentler, iklim değişikliğine karşı hazırlanmıyor. 2019 yılı, hiçbir kentte, iklim değişikliği programları için bir hazırlık yılı olmadı.

Hiçbir kent, düzenli bir biçimde atık politikası geliştirmiş ve geri kazanımlar için sistem kurabilmiş değil. Plastiklerin doğadaki kirleticiliği (özellikle denizlerde) giderek artıyor (ve Türkiye yurt dışından plastik atık ithal ediyor). Türkiye, enerji kaynağı olarak su ve kömürde ısrar ediyor ve nükleer teknoloji geliştirmeye çalışıyor. Oysa kentlerin temiz enerji kaynaklarına ihtiyacı var.

Belediyeler, kent için temiz enerji kaynaklarını yaratamasa bile, enerji sakınımı programları geliştirebilirler, bazı kaynaklar oluşturabilirler ve orta ve uzun erimli programlar üzerinde çalışıp, kamuoyunu/ kentlileri, bu çabalara ortak etme yolları bulabilirler. Bunun için, kentlilerin ve kent yönetimlerinin ortaklaşa geniş tabanlı bir demokrasi oluşturması ve etkili bir işlevsellik sağlaması için, her kentte özgün ve yaratıcı çabalar gerekiyor.

Kirletmemek, atık üretmemek (hatta tüketimci olmamak), üretilen atığı geri kazanmak, kaynaklarını korumak ve yenilikçi yöntemlerle kaynakları çeşitlendirmek ve bunların toplamından daha geniş bir iklim değişikliği hazırlık programı geliştirmek türü çalışmalar, kentler bakımından, henüz emekleme döneminde denilebilir.

“Ekolojik sorun alanları” henüz bütün kentler için, “bir şeyler yapıyormuş gibi görünmek ve görünüşü kurtarmak” arayışının ötesine geçebilmiş değil. Kentte kullanılacak (temiz) enerji türleri, bu türlere uygun ulaşım/ısınma ve üretim teknolojilerinin geliştirilmesi arayışları, 2019 yılı bakımından da, önemsenmemiş bir yıl olarak görülebilir.

***

Özetle, kentler/ kentliler bakımından, 2019 bir politik ve yönetimsel umut yılı oldu. Bu umudun, kentin daha yaşanılabilir ve ekolojik dengeler bakımından daha duyarlı ve hazırlıklı olmasını sağlayacak teknolojik ve programatik arayışlar, henüz oluşmadı.

Başta da söylediğim gibi, çok genel bir toplam üzerinden kuş bakışıyla gezindiğimiz için, çeşitli bakımlardan, yanılma olasılıkları söz konusu olabilir bu yazıda. Kentlerde olan ama burada yansımamış “iyi şeyler” varsa, düzeltmelerin yapılabilmesi için yardımınız gerekiyor…

Kentlerde umut var…

2019, kentler için umut yılı oldu.

More in Hafta Sonu