Kültür-SanatManşet

Alman- Fransız İnsan Hakları ve Hukuk Devleti Ödülü Anadolu Kültür’den Asena Önal’a verildi

Alman- Fransız İnsan Hakları ve Hukuk Devleti Ödülü (German-French Prize for Human Rights and the Rule of Law) bu yıl Anadolu Kültür’den Asena Önal’a verildi. Almanya ve Fransa’nın dışişleri bakanları Frank-Walter Steinmeier ile Jean-Marc Ayrault tarafından hayata geçirilen ödül 2016 yılından beri veriliyor.

Ödül, insan haklarının savunulması konusundaki olağanüstü çabaları mükâfatlandırıyor, ödül alan kişilerin önemli çalışmalarının desteklenmesini ve başkalarının da cesaretlendirilip onları örnek almasını sağlıyor. Ödüle Türkiye’den ilk olarak 2017 yılında hukukçu Kerem Altıparmak değer görülmüştü.

Günal: Kültürel hayata katılım vazgeçilmez haktır

Ankara Almanya Büyükelçiliği’nde düzenlenen ödül töreninde konuşan Anadolu Kültür Genel Müdürü Asena Günal, ödül ile ilgili düşüncelerini şöyle özetledi:

Kültür alanında çalışan birisi olarak bir gün insan hakları alanında ödül alacağım aklıma gelmezdi. Sayın büyükelçinin dediği gibi ‘kültürel haklar uluslararası insan hakları çerçevesinin bir öğesi olmaktan çok daha fazlasıdır. Bir yanda toplumun kültürel hayatına katılım diğer yanda ifade özgürlüğü, her insanın vazgeçilmez hakkıdır.’ Fakat Türkiye’de uzun yıllar kültürel hayata katılım ve sanatsal ifade özgürlüğü, insan hakları mücadelesinde geri planda kaldı çünkü işkence, zorla kaybetme ve hapis gibi daha acil sorunlar vardı.

‘İnsan hakları artık kültürü de içine alıyor’

İnsan hakları mücadelesi, birileri başvurabilir diye İnsan Hakları Derneği’nde nöbet tutanlar, gözaltılar olduğunda karakol ve emniyet kapısına giden avukatlar, her türlü engele rağmen toplanan Cumartesi Anneleri’nin yürüttüğü mücadeleydi. Bugün Türkiye’de insan hakları alanı kültürü de içine alacak biçimde genişledi. Bunun iki nedeni var. İlki kültür sanata erişimi ve sanatsal ifadeyi insan hakları içerisinde düşünmenin önemi anlaşıldı. İkincisi ise kültür, sanat ve sivil toplum alanındaki devlet baskısı arttı.

Burada özellikle Osman Kavala’nın iki yıl önce başlayan haksız tutukluluğu ve onu takip eden baskı ve hedef göstermeleri vurgulamak isterim. Bu tür ödüller zor zamanlarda devam etme enerjisi verir, yalnız olmadığınızı ve yaptıklarınızın bir karşılık bulduğunu hissettirir.

Polisin bütün engellemelerine rağmen kadın cinayetlerine ve kadına yönelik şiddete dikkat çekmek için sokaklardan vazgeçmeyen feminist yoldaşlarım, güvenlik ve genel ahlâk gerekçeleriyle yürüyüşleri ve sanatsal etkinlikleri yasaklanan ve sürekli hedef gösterilen LGBTİ arkadaşlarım, barış için akademisyenler bildirisine imza attığı için ihraç edilen, yargılanan, yurt dışına gitmek zorunda kalan arkadaşlarım, %99 engelli raporu olduğu halde barış sürecinde çektiği belgesel Bakur nedeniyle 4,5 yıl hapis cezasına çarptırılan yönetmen Çayan Demirel ve yargılanan diğer belgeselciler, yirmi yıldır Türkiye’deki pek çok toplumsal hareketi belgelediği arşivine el konan ve geri alma mücadelesi veren Oktay İnce ve onun gibi elinde kamera, ihlalleri belgelemeye çalışan video eylemciler, belediyelere kayyum atanınca mekân, ekipman ve maaşsız kaldıkları halde kültür-sanat üretiminden vazgeçmeyen, bağımsız oluşumlarla devam eden sanatçılar ve onların mücadelesi… Benim hep yanımda oldular. Yalnız olmadığımı bana hissettirdiler.

‘Ödülü Osman Kavala adına alıyorum’

Ben bu ödülü Anadolu Kültür’de insanüstü bir çabayla çalışmaya devam eden iş arkadaşlarım, gözaltına alındığımda seferber olan arkadaşlarım, beni hep destekleyen ailem ve tabii Osman Kavala adına alıyorum. Osman Bey, bana bu ödülün verilmesinden büyük gurur duyduğunu iletmemi rica etti. O bize her zaman umut, cesaret ve enerji verdi. Umuyorum yakında özgürlüğüne kavuşacak, bu çalışmayı ve mücadeleyi hep birlikte yürüteceğiz.

Kategori: Kültür-Sanat