Hafta SonuHaftasonuKültür-SanatManşet

Yeldeğirmeni’nde tango rüzgârı

Tango kültürünün ana vatanı 1865-1880 yılları arasında Arjantin- Buenos Aires. Arjantin o yıllarda ticarette, tarımda ve sanayide atılımlar yapan, büyük ekonomik zenginliklerin ortaya çıktığı bir ülke. Bu zenginlik kısa sürede Avrupa’dan büyük işçi göçlerini de beraberinde getirir. Fransa’dan, İspanya’dan, Portekiz’den, İtalya’dan ve diğer bazı Avrupa ülkelerinden gemilerle Buenos Aires limanına büyük işçi kitleleri akar. Ailelerini geride bırakıp gemilerle umuda doğru yola çıkan bu insanlar için buralar hemen bir cennet olmaz; hiç bilmedikleri yabancı topraklarda, ekonomik ve sosyal birçok problemler, hayal kırıklıkları yaşarlar.

Gün boyu oldukça zor işlerde, düşük ücretlerle çalışan işçiler için akşamları liman kentinin varoşlarında yer alan salaş eğlence mekânları, genelevler birer sığınak olur. İlk tango grupları da buralarda ortaya çıkar. Avrupalı ve Afrikalı göçmenlerle kıtaya ulaşan farklı müzikal renklerin yerel müziklerle etkileşimi tangonun da zamanla ana rengini belirler. On yıllar içerisinde dünyanın birçok yerinde, birçok tango stili ortaya çıkar ama klasik tango bugün bütün dünyada Arjantin Tangosu tanımıyla anılır.

Ortaç Aydınoğlu

Tangueros De Estambul veya sahne adlarıyla TangEsta genç bir tango topluluğu. Grup altı yıl önce kuruldu. Grubun kurucusu, Genel Sanat Yönetmeni ve Müzik Direktörü Ortaç Aydınoğlu, konservatuvarda klasik müzik eğitimi aldı ve birçok müzik türüyle ilgilendi.

Aydınoğlu’nun tangoyla bugün de süren tutkulu yolculuğu ise 12 yıl önce başladı. Akordeon çalıyor olmasının tangoyla buluşmasında önemli bir rol oynadığını ifade eden Aydınoğlu, Hollanda’da akademik tango eğitimi veren Codarts’da bir yıl tango eğitimi aldı.

Ardından klasik tangonun ana vatanı sayılan Arjantin’e, Buenos Aires’e giderek, klasik ve modern tangonun ustalarıyla çalışma şansı buldu.

Ortaç Aydınoğlu, Türkiye dönüşünde bir tango grubu kurmak için kollarını sıvadı. Önce konservatuvarda öğrencisi olan piyanist Baturay Yarkın’a düşüncesini açıkladı. Tango çalmanın yegâne yolunun tango müziği eğitimi almaktan, bilineni tersine çevirmekten geçtiğine inanan Aydınoğlu’nun teşvikiyle, klasik piyano eğitimi alan Baturay Yarkın da tango eğitimi için Codarts’ın yolunu tuttu. Sonra konservatuvardan arkadaşı olan ve Hollanda’da birlikte oldukları kontrabasçı Aydın Balpınar gruba katıldı. Geçen sürede gruba çeşitli sanatçılar dâhil olurlar. Kısa bir süre önce kemanıyla Gülfem Güler de gruba girdi.

Ortaç Aydınoğlu tarafından kurulan orkestra, uzunca bir hazırlık sürecinde, tango müziğinin köklerini araştırdı, karakteristik ögelerini inceleyerek ve stiller arasındaki farklılıkları keşfederek onları orijinaline en yakın şekilde icra etmeyi öğrenmek için çalıştı. Her biri profesyonel müzisyen olan orkestra elemanları bu süre zarfında, kendi alanlarında uzman birer tango müzisyeni olarak yetişti ve böylelikle orkestra, tüm elemanları profesyonel tango müzisyeni olan ve farklı stilleri icra edebilen bir dans ve gösteri orkestrası halini aldı.

Bandoneon-Piyano-Keman ve Kontrbastan oluşan tipik tango dörtlüsü (cuarteto tipica) olarak performanslarını sergileyen orkestra, projelere göre tipik altılı (sexteto tipica) veya daha büyük orkestra (Gran Orquesta Tipica) formlarına genişleyebiliyor.

Tango müziğini, köklerine bağlı olarak, danstan ayrı düşünmeyen bir anlayışa sahip olan orkestra, repertuvarını D’arienzo, Di Sarli, Troilo, Pugliese, D’angelis gibi, altın çağın önde gelen orkestralarından seçmelerle oluşturuyor.

Dünya Tango Günü 

Tango müziğinin önemli isimlerinden Carlos Gardel’in doğum tarihi olan ve önce Arjantin’de ‘Ulusal Tango Günü’, sonra da dünyada ‘Dünya Tango Günü’ olarak kabul gören 11 Aralık’ta, TangEsta- Tangueros De Estambul (İstanbul Tangocuları) Kadıköy’de sahne aldı. 

TangEsta- Tangueros De Estambul

Yeldeğirmeni Sanat Merkezi’ndeki gösteride, grubun müzisyenleri ve dansçılarıyla tangonun büyülü dünyasına küçük bir yolculuk yaptık.Grup konserde Javier Arias’tan, Angel D’Agustino’ya; Francisco Canaro’dan, Osvaldo Pugliese’ye kadar çok sayıda usta bestecinin eserlerini ustaca yorumladı.

Ortaç Aydınoğlu, hemen her konserinde olduğu gibi, aralarda yorumladıkları tangolar hakkında küçük bilgiler vererek, dinleyicilerin şarkının ruhunu yakalamasını da kolaylaştırdı. Konser adeta küçük bir tango atölyesi gibiydi. Danslarıyla konsere renk katan Ilgın Tetikcan ve Ahmet Gezen’in performansları da izlenmeye değerdi.

TangEsta, ülkemize ilk gelişi çok eskilere dayanan tangoyu, geleneksel haliyle icra ederek kökleriyle yeniden buluşturmak ve Türkiyeli dinleyicisine sunmanın yanı sıra Türk tangolarını da Arjantin stilinde yeniden düzenleyerek dünyaya duyurmak ve yeni tangoların bestelenmesine, düzenlenmesine olanak sağlamayı amaçlıyor. Grup konserin finaline doğru Necip Celal Antel’in ‘Özleyiş’ tangosunu Ortaç Aydınoğlu’nun klasik Arjantin tangosu formundaki düzenlemesiyle yorumladı. Yorum ve danslar muhteşemdi. Konser görüntülerinden kurguladığım kısa bir bölümü şuradan izleyebilirsiniz.

TangEsta müzisyenlerini geçen yıl Açık Radyo’da konuk etmiş, tangonun ve grubun hikâyesini ilk elden dinleme şansını bulmuştum. Bu programın kaydını şuradan dinleyebilirsiniz.

Ortaç Aydınoğlu aynı zamanda bir radyo programcısı. Açık Radyo’da on beş günde bir cumartesi günleri yayınlanan El Fueye programında bizlere tangonun büyülü kutusunu açıyor. Eski program kayıtlarını şuradan dinleyebilir, programı şuradan takip edebilirsiniz.

İlk albümleri “Tangueros De Estambul”u 2017 Nisan ayında dijital olarak piyasaya süren orkestra, aynı yılın Temmuz ayında Ahenk Müzik etiketiyle CD olarak da yayımladı. Çıkışlarından itibaren dansçıların dikkatini çekerek tango gecelerinin aranan orkestralarından olmayı başaran TangEsta, ulusal ve uluslararası birçok festivalde yer alıyor ve konser çalışmalarına devam ediyor. TangEsta’yı ilk fırsatta izlemenizi öneririm.

 

Kategori: Hafta Sonu