COP25İklim KriziManşet

COP25 hüsranla sona erdi

İki haftadır İspanya‘nın başkenti Madrid’de devam eden Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi‘nde (COP25) ülkeler giderek şiddetlenen ve dünyanın birçok yerinde kayıp ve zararlara neden olan küresel iklim krizine cevap vermek konusundaki beklentileri karşılayamadı. Bilim insanlarının 2019 yılında ortaya koyduğu açık kanıtlara, dünyanın dört bir yanında düzenlenen protestolara ve giderek şiddetlenerek artan iklim etkilerine rağmen, müzakereler, ülkelerin keskin kırmızı çizgilerinin mağduru oldu.

Zirvede gözlemci olarak bulunan sivil toplum kuruluşları, başta ABD, Brezilya, Avustralya ve Suudi Arabistan olmak üzere G20 ülkelerini bu durumdan sorumlu tutuyor. STK temsilcileri, özellikle Paris Anlaşması’ndan çıkma kararı veren ABD’nin zirvede işleri zorlaştırması ve COP25’in daha güçlü mesajları vermesini önlemesi yüzünden büyük tepki gösterdi.

Kanada, Japonya, Çin ve Hindistan gibi dünyanın önde gelen ekonomileri de, iklim krizinin vurduğu yoksul ülkeleri desteklemek ve 2020 yılında küresel kolektif iklim eylemini güçlendirmek konusundaki beklentilere ve taleplere karşı kayıtsız kalmakla suçlanıyor.

Umutlar 2020’ye kaldı

Avrupa Birliği (AB) ise zirvede gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında köprü olma rolü üstlenmeye çalıştı.

Sonuç olarak, AB, ada devletleri, Afrika ve Latin Amerika ülkelerinin, bütün engelleme çabalarına rağmen başta 2020 iklim eylemlerini güçlendirme konusu olmak üzere birçok konuda, Paris Anlaşması’nın bütünlüğünü korumayı başardığı söylenebilir.

Anlaşmaya taraf olan ülkeleri Glasgow‘da düzenlenecek olan COP26‘da sonuçları çok önemli olacak zorlu müzakereler bekleniyor. Gelecek sene müzakerelerin başkanlığını yürütecek Birleşik Krallık ile Avrupa Birliği’nin önünde halen Paris Anlaşması’nın hedefleri ile mevcut emisyonlar arasındaki açığı kapatma konusunda yoğun bir gündem bekliyor. Katılımcı ülkelerin, Glasgow’da daha önce anlaşma onaylanırken verdikleri iklim hedeflerini (Ulusal Katkı Beyanı – NDC) yenilemeleri gerekiyor.

Ülkelerin önünde bulunan dört temel konu ve bu konularda zirve bitimindeki son durum şöyle:

2020 vurgusu

Zirveden çıkan karar, mevcut iklim eylemleri ile Paris Anlaşması’nın hedeflerine ulaşmak için gerekli olan emisyon azaltımı arasındaki büyük farkın kapatılmasına ve 2020 yılında, tüm tarafların mümkün olan en yüksek azaltım ve adaptasyon hedeflerini ortaya koymalarının aciliyetine vurgu yapıyor.

Karar metnindeki ilgili bölüm şöyle:

“Tarafların azaltım çabalarının 2020 yılına kadar yıllık sera gazı emisyonları ile bunun toplam etkisi arasındaki önemli farkı ele almaları gerektiğine ve aynı zamanda tüm tarafların mümkün olan en yüksek azaltım ve adaptasyon çabalarını hayata geçirmek üzere güçlü bir ivedilik aciliyetine ciddi bir endişe ile tekrar vurgu yapılmaktadır.”

Karbon Piyasaları

Ülkeler karbon piyasaları konusunda ise bir anlaşmaya varamadı ve bu konudaki karar bir sonraki iklim zirvesine bırakıldı. Müzakerelerin son saatlerinde, anlaşmanın çevresel bütünlüğünü korumak ve çift sayım konusunun önüne geçmek için 30’dan fazla ülke San Jose Principles adlı belgeyi yayımladı.

Kayıp Zarar

Kayıp ve Zararlar konusundaki çalışmaları yönetmek için Santiago Ağı kuruldu. Ancak metin uzmanlara göre bir önceki metinden daha zayıf.

Kayıp ve zarara vurgu yapan metin, giriş metninden çıkarıldı; bunun yerine karar, uluslararası kurumların kayıp ve zarar konusundaki çabaları desteklemesi gerekliliğine vurgu yapıyor. Gelişmiş ülkelerin bu konuda gelişmekte olan ülkelere verdiği desteği artırmalarının önemi karar metninde vurgulanırken, GCF yönetimini kayıp ve zararların önlenmesine verdiği desteği devam ettirmeye  ve GCF’i Varsova Kayıp Zarar Mekanizması‘nın stratejik çalışma gruplarının sonuçlarını göz önünde bulundurmaya davet ediyor. Kayıp ve zarar konusunun finansmanı tartışmaları GCF yönetimine bırakılıyor.

Okyanuslar ve karasal ekosistem

Alınan karara göre, okyanuslar ve karasal ekosistem üzerindeki iklim etkileri için yeni bir Birleşmiş Milletler çalışması başlatılıyor. Süreç, azaltım ve adaptasyon eylemini güçlendirmeyi amaçlıyor. Çalışma kapsamında özellikle karasal ekosistemlerinin adaptasyonu konusuna yoğunlaşılacak.

Yükselen aktivizm ve ‘iklim adaleti’ talebi görmezden gelindi

Bu zirvede alınan ve sonuç metnine giren kararlar, 2019 yılı boyunca dünyanın dört bir yanından yükselen iklim eylemleri ve iklim adaleti taleplerine yanıt vermekten çok uzak kaldı. Delegeler, Time Dergisi’nce Yılın İnsanı seçilen Greta Thunberg ve onunla beraber geçtiğimiz hafta Madrid sokaklarını dolduran 500.000 kişinin talepleri yerine, petrol, gaz ve kömür şirketlerini dinlemeyi tercih etti.

Bu kararlar, 2020 yılında düzenlenecek COP26 Başkanlığı’nı yapacak olan Birleşik Krallık ve İtalya‘nın üzerindeki yükü daha da arttırıyor. Mevcut iklim planları, iklim krizini önleyecek kadar güçlü değil ve 2020 yılında ülkeler gelecek on yıl içinde yapacakları azaltımı belirleyen iklim planlarını ve hedeflerini ortaya koymakla yükümlüler.

2020, iklim eylemi açısından oldukça kritik bir yol olacak. Bununla birlikte Avrupa’nın yeni yeşil düzeni ve 2050’de ilk iklim nötr kıta olma hedefi ile 2020 yılında planlarını yenileyeceğini taahhüt eden ülkeler – 70’ten fazla ülke-, Madrid’te başarılamayanın Glasgow’da başarılabilmesi açısından da umut veriyor.

Tüm kararları bu linkte bulabilirsiniz: https://unfccc.int/decisions 

Kararlara dair detaylı bir analize ise buradan ulaşabilirsiniz. 

Türkiye 

Türkiye cephesinde de beklendiği gibi her hangi bir değişiklik olmadı. Türkiye delegasyonu zirvede 25 yıldır devam ettirdiği pozisyonu sürdürdü ve EK-1’den çıkmak için müzakerelerde bulundu. Ancak, bu zirveden de sonuç alamadı ve her hangi bir ilerleme sağlanamadı.

Sivil toplum ve özel sektör temsilcilerinin zirve hakkındaki değerlendirmeleri de şöyle:

Ümit Şahin (İstanbul Politikalar Merkezi): Madrid’de Şili hükümetinin başkanlığında yapılan “İddialı Hedefler COP’u” iddialı hedeflerden söz bile edilmeden kapatılıyor. Bu sene üzerinde anlaşılması beklenen az sayıda konu, üzerindeki anlaşmazlıklar büyüyerek seneye devrediliyor. Özellikle, Brezilya ve Avustralya’nın başını çektiği bir grup ülke, Kyoto Sözleşmesi’ndeki karbon kredilerini yeni rejime taşımaya çalışarak, Paris Anlaşması’nı işlemez hale getirmek için her şeyi yapmaya devam ediyorlar. Şili Başkanlığı başta olmak üzere tüm liderler, iklim eylemi isteyen çocukların ve gençlerin zirveden hayal kırıkları ile ayrılmasına sebep oluyor.

Türkiye için de durum farklı değil. Delegasyon, 25 yıldır devam ettirdiğimiz pozisyonu hiç değiştirmeden evine dönüyor. Paris Anlaşması, Türkiye olmadan uygulanmaya başlayacak. Tek iyi haber, giderek büyüyen küresel iklim hareketi. Çocukların ileriye taşıdığı bu hareketi dikkatle izlememiz ve desteklememiz gerekiyor. 2020 yılı, iklim krizini önlemek için daha çok mücadele edeceğimiz çetin bir yıl olacak.

Mohamed Adow (Director of Power Shift Africa): “Gelecek yıl yeni ve iyileştirilmiş iklim planlarına karar veren ülkeleri görmemiz gerekiyor. Düzenli gözden geçirmeler ve derecelendirmelerle,  Paris Anlaşması’nı emisyonları azaltmada etkili bir araç haline getirmek üzere söz verilmişti ancak ülkeler ayaklarını sürüdü ve hepemizi tehlikeye attılar.

2020’de yeni iklim planları sunmaya istekli bir ülke koalisyonu oluşturmak için, zengin ülkelerin 2020 öncesi eylemler konusundaki vaatlerini yerine getirmeleri gerekiyor, bu da daha yoksul ülkelerden yeni emisyon azaltım vaatlerinin kilidini açabilir.

Paul Simpson (CEO – Carbon Disclosure Project): Bu hafta itibariyle 177 şirket, 1,5 ° C’lik bir geleceğe ayarlanmış, emisyon azaltım hedeflerine bağlı kaldı. Bu en geç 2050’ye kadar net sıfır emisyon anlamına geliyor. Bu iddialı eylemi taahhüt eden işletme sayısı eylül ayından bu yana ikiye katlandı. Aynı şekilde, 37 trilyon doları yöneten 630 kurumsal yatırımcı, hükümetleri ulusal planlarını yükseltmeye, kömürden vazgeçmeye ve fosil yakıt sübvansiyonlarına son vermeye teşvik etti.

Politik liderler, iş dünyasının COP25’te aldığı aksiyona güvenebilir, bunu yapmalıdır da.  Ancak şimdiye kadarki cevaplar ihtiyaç duyulanlarla orantılı değildi. Gelecek yıl, iklim eylemi için bir süper yıl olmalı. Hükümetler, iş dünyasının sıfır karbon geçişine yatırım yapmak için ihtiyaç duyduğu netlik ve güveni sağlama konusundaki istekleri hakkında acil adımlar atmalı.

 Jennifer Morgan (Greenpeace International Executive Director): “Hükümetlerin yaptıkları şey üzerinde tamamen yeniden düşünmeleri gerekiyor, çünkü COP25’in sonucu hiç bir şekilde kabul edilemez. Bu COP, kirleticilerin siyasetteki rolünü ve gençlerin hükümetlere derin güvensizliğiyle birlikte, Brezilya ve Suudi Arabistan gibi iklim engelleyicilerine alan açan sorumsuzca zayıf Şili liderliğini, işportacı karbon anlaşmalarını, buharlaşan bilim insanları ve sivil toplumu da teşhir etti.

İnsanların güvenebilecekleri sistemik bir değişime ihtiyacımız var ve Paris Anlaşması puzzle’ın sadece bir parçası. Bu hafta AB’den ve en savunmasız ülkelerden bunun mümkün olduğuna dair bazı erken işaretler aldık. Karar vericilerin şimdi eve gitmeleri, yeniden toplanmaları ve kritik 2020’ye girerken nasıl ilerleyeceğimizi düşünmeleri gerekiyor.

Monica Araya (Costa Rica Limpia): Bu süreç, bir avuç ülkenin –büyüğün küçüğü yüz üstü bırakmasıyla – çoğunluğun gündemini belirlemek isteğini gösterdi. ABD ve Çin’in artık iklim kriziyle mücadelede işbirliği yapmaması, yalnızca müzakerelere değil aynı zamanda reel ekonomiye de zarar veriyor. Latin Amerika’nın en büyük iki ekonomisi olan Brezilya ve Meksika da daha küçük ülkeleri Madrid’e gelirken (ve buradan giderken) eli boş bırakarak hayal kırıklığına uğratıyor.

Kategori: COP25