Ekolojiİklim KriziManşet

Kimya Mühendisleri Odası: Filtre yetmez kapatılsın

15 filtresiz termik santrale 2,5 yıl daha hava kirletme izni verilmesini öngören ve AKP-MHP oylarıyla kabul edilen Madde 50’nin AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından veto edilmesinin ardından TMMOB Kimya Mühendisleri Odası bir açıklama yayınladı. Açıklamada özel sektöre devredilmesiyle yalnızca kâr için çalışan termik santrallerin kapatılması gerektiği söylendi.

‘2019 sonuna kadar kirletmeye devam edecekler’

Santrallerin çevre mevzuatına uyum için gerekli yatırımları yapmaları getiren muafiyet süresinin uzatılmamasına rağmen bu yatırımların 2019 sonuna kadar yapılmayacağı söylenen açıklamada “ortada kirletmeye devam edilmesi için yaratılmış fiili bir durum vardır” denildi.

Açıklamada termik santraller ile ilgili sorunların santrallerin yönetiminin özel sektöre bırakılmış olması ve özel sektörün yurttaş sağlığını dikkate almamaları gösterildi:

Geçmişte enerji sektöründe özelleştirilmeler için getirilen gerekçeler arasında, sektörde kamu kaynaklarının yatırım yapmak için yeterli olmadığı, buna karşılık özel sektörün enerji alanına sermaye ve kaliteli yönetimi getireceğine dair savlar yer almıştır. Bugün görüldüğü üzere bu savlar tutmamış olup, birtakım muafiyetler ile özelleştirilen santralların yeni sahiplerine ayrıcalıklar sağlanmış; yapmaları gereken çevre yatırımlarını yapmamaları göz ardı edilerek hem yatırım maliyeti hem de işletme maliyetinden avantaj sağlamalarının yolu açılmış, tüm bunlar yurttaşların sağlığı hiçe sayılarak yapılmak istenmiştir.

‘Santrallerin kapatılması elektrik arzını tehlikeye sokmaz’

Santrallerin üretime ara vermesinin ülkedeki elektrik arz güvenliğini riske sokacağı yönündeki gerekçelerin doğru olmadığı söylenen açıklamada şu veriler paylaşıldı:

Türkiye`nin kurulu gücü 90 bin MW` ı aşmış olup, en yüksek talep, yaz aylarında 46 bin MW civarındadır. 2018 yılı rakamlarına göre güvenilir üretim kapasitesi brüt talepten 123 milyar kilowattsaat kadar fazladır. Diğer bir deyişle Türkiye`de kurulu güç fazlalığı  görünmektedir. Kaldı ki, çevre konusunda gerekli yatırımların yapılması yükümlülüğü bugünün konusu olmayıp bu santrallar özelleştirildiğinden beri bilinen bir durumdur. Yetkili makamların zamanında konuyu takip ederek gerekli yatırımların yapılmasını sağlamak yerine, şirketleri önlem almamaya teşvik edercesine sürekli olarak erteleme girişimlerini devreye soktuktan sonra, şimdi kamuoyunun önüne arz güvenliği gerekçesi ile çıkmaları kabul edilemez.

Açıklamanın devamında söz konusu yatırımların yapılmasının yeterli olmadığına değinildi. Arıtma tesislerinin gerekli kapasitede çalıştırılıp çalıştırılmadığının da denetlenmesi gerektiği ancak denetim konusunda bir boşluğun bulunduğuna dikkat çekildi.

‘Emisyonlarını önlemek neredeyse imkansız’

Çevreye ve insan sağlığına zararlarına rağmen devletten yerli kömür kullanmaları sebebiyle ve kapasite mekanizması adı altında verilen teşviklerden faydalandıkları söylenen santrallerin çevreye verdikleri zarar hakkında şu bilgiler paylaşıldı:

Partikül madde ve kükürtdioksit kömür santrallarının yıllardır bilinen ve önlem alınması gereken başat kirleticileridir. Ancak kömür santrallarının yarattığı çevre sorunları bunlarla sınırlı değildir. Azot oksitler, cıva gibi ağır metallerin yanı sıra kömür santrallarından çıkan küllerin depolama sahalarının çevresel etkilerinin de izlenmesi gerekmektedir. Sağlık açısından çok daha önemli bir sorun olarak görülen 2,5 mikrondan küçük partiküller ülkemizde yönetmeliklerde ve ölçümlerde dikkate bile alınmamaktadır. Ayrıca, kömür santralları iklim değişikliğinin en önemli nedeni olarak görülen karbondioksit emisyonları açısından da en önemli kaynaklardan biri olup, ülkemizin sera gazı emisyonları konusundaki karnesinin iyi olmadığı da bilinmektedir

Görüleceği üzere bu santraller sadece kükürt oksitler açısından tehlikeli değillerdir.  Azotoksitlerin, ağır metallerin, karbondioksitlerin ve partikül maddelerin emisyonlarını önlemek deyim yerindeyse imkansızdır.

‘Kömür santralleri kapatılmalı’

Dünyadaki finans kuruluşlarının artık kömür santrallerine kredi vermekten uzaklaştığı, yenilenebilir enerjinin maliyetinin düştüğü belirtilen açıklamada kömür santrallerinin kurtarılmaya çalışılması yerine kapatılmasının ve yenilerinin inşaatının yapılmamasının daha mantıklı olduğu belirtildi. Açıklama şu ifadeler ile son buldu:

Türkiye, 1980`lerde gündeme gelen özelleştirme-piyasa yanlısı politikaların doğrultusunda, her alanda olduğu gibi elektrik sektöründe de planlama kavramından uzaklaşmıştır. İlgili kamu kurumlarındaki teknik birikim yok edilmiş, elektrik alınıp satılan bir meta haline getirilmiş, sektör özel şirketlerin kâr etme beklentisine bırakılmıştır. Dünyada ve ülkemizde bu uygulamaların açmazları, sürdürülemezliği artık açıkça ortaya çıkmaktadır. Genelde enerji, özelde elektrik sektöründe toplum yararını, sosyal adaleti, çevrenin ve insan sağlığının korunmasını öne alan politikaların geliştirilmesi, üretimden nihai tüketime kadar verimliliği arttırarak enerji yoğunluğunu düşüren, uzun vadeli, ancak aşamaları ve ara hedefleri belirlenmiş planlama ve programların yaşama geçirilmesi zorunludur.

Kategori: Ekoloji