DünyaGündemManşet

Wikipedia davası: Türkiye’de orantısız sansür var

Wikipedia’ya erişimin 2017’den beri engellenmesine karşı firmanın AİHM’e başvurması üzerine davaya müdahil olan Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Dunja Mijatovic mütalaasını sundu. Mijatovic mütalaasında Türkiye’nin 5651 sayılı İnternet Kanunu’nda 2014’ten beri yaptığı değişikliklerle sansürün kapsamını genişlettiğini belirtti. Soruşturmaya konu edinilen içerikler yerine internet sitesinin tamamına yasak getirildiğini anlatan Mijatovic, Türkiye’de internet sansürü ve sitelere erişim uygulamalarının “son derece orantısız” bir şekilde sürdüğü değerlendirmesini yaptı.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Türkiye’yi terör örgütleriyle iş birliği halinde göstermeye çalıştığı gerekçesiyle Wikipedia’ya erişimi 29 Nisan 2017’de engellemişti. Wikipedia, itirazı yerel mahkeme tarafından reddedilince 29 Nisan 2019’da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) giderek Türkiye’den şikayetçi olmuştu. Davaya müdahil olan Komiser Mijatovic mütalaasını sundu.

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Dunja Mijatovic.

‘Anayasa Mahkemesi’ne direnç var’

Mütalaada yasaklarla ilgili olarak Anayasa Mahkemesi’nin daha özgürlükçü kararlar verdiğini ancak yerel mahkemelerin Yüksek Mahkeme’nin kararlarına direndiği değişik örneklerle anlatıldı. Bu durumun yargının tarafsızlığına ve Türkiye’deki anayasal düzen ve hukukun üstünlüğüne darbe anlamına geldiği değerlendirmesi yapan Mijatovic, “Anayasa Mahkemesi’nin iç hukuk yolu olarak etkinliğini sorgulatan bu gelişmeden üzüntü duyuyorum. İnternet erişim engellerinden kaynaklı ihlallere karşı mevcut durumda Anayasa Mahkemesi’ne bel bağlanamaz” dedi.

Wikipedia’ya erişim engelini, usulsüz kısıtlamalardan oluşan çok daha büyük bir tablonun parçası olarak gördüğünü belirten Mijatovic, mütalaasında şu ifadeleri kullandı:

“Türk idari yetkilileri ve mahkemelerinin rutin olarak  internete erişim engeline başvurmaları, ayrımcılığa yol açacak şekilde tüm dünyada kabul görmüş değerdeki önemli kaynaklara erişimin toptan engellenmesi, demokratik bir toplumda kabul edilemez ve AİHS’nin 10’uncu maddesiyle bağdaşmaz. Türkiye’deki ifade özgürlüğü konusundaki genel arka plana bakıldığında bu kısıtlayıcı önlemlere başvurulması, bu önlemlerin Türk toplumunu, kamu yararını ilgilendiren konularda  farklı, muhalif ya da eleştirel bakış açılarından mahrum bırakmaya hizmet ettiği tezini güçlendirmektedir. Sorunun sistematik doğası, ilgili Türk yasal mevzuatının tümden revize edilmesi dahil olmak üzere geniş kapsamlı önlemleri gerektirmektedir.”

 

Kategori: Dünya