Hayvan HaklarıKöşe YazılarıManşetYazarlar

[Hayvan Deneyleri] Sıçanların ihtiyacı tatlandırıcı değil, özgürlük!

Stevia, 200 yıldan da fazla bir süre önce Güney Amerika’da tatlandırıcı özelliği keşfedilerek içecek ve yiyeceklerde kullanılmaya başlanmış bir bitki. 1899’da Paraguay’da, İsviçreli bir botanikçi tarafından tatlandırıcı özelliği ilk kez bilimsel olarak açıklanmış ve birkaç yıl sonra da ayçiçeği ile aynı familyadan olduğu saptanmış. 1970 ve 80’lerde Çin’de bu bitkinin yetiştiriciliğinde hız kazanılırken, Japonya’da da ilk kez gıdalarda ticarî olarak kullanılmış. 2011’de ise Avrupa gıda güvenlik otoriteleri tarafından yiyecek ve içeceklerde kullanımı onaylanmış.

Özellikle son yıllarda obezite ve buna bağlı hastalıkların artması sonucunda, hayli revaçta olan kalorisiz yiyecek ve içeceklerle ilgili binlerce çalışma yapılıyor. Bu çalışmalara, ülkemizden bir örnek vermek istiyorum. Bu, bir tıpta uzmanlık tezi çalışması. Amaç; sıklıkla raflarda gördüğümüz, Stevia rebaudiana bitkisinden elde edilen stevia özütü ya da bileşenlerini içeren bu tatlandırıcıları araştırmak.

‘Mide yıkanarak’ şeker yükleme

Bunun için, 26 wistar albino ırkı yetişkin sıçan temin edilmiş. Ve hayvanlar rastgele seçilerek iki gruba ayrılmış. İlk grup kontrol grubu ve 10 sıçandan oluşuyor. Bu grup, bir ay boyunca standart yemlerle beslenmiş. On altı sıçanın bulunduğu ikinci gruba ise (deney grubu) gene aynı süre boyunca standart yemin yanında, günde 22mg stevia özütü içeren bir tatlandırıcı verilmiş. Hayvanın bunu kendi iradesi ile yutmasını sağlamak imkânsız olduğu için de orogastrik lavaj yöntemi kullanılmış. Mide yıkama olarak bilinen bu işlemde, ağızdan sokulup mideye kadar gönderilen bir boru sayesinde mide, borudan ulaştırılan temiz su ile yıkanarak mide içeriği geri çekilir. Daha önce zehirlenme vs sebebiyle midesi yıkananlar bunun ne kadar stres ve rahatsızlık yaratan bir işlem olduğunu, o borunun ağızdan (bazı durumlarda burundan) aşağı doğru mideye kadar indirilmesinin yarattığı sıkıntıyı çok iyi bilirler.

Çalışmaya dönecek olursak, deney grubuna her gün verilen 22mg stevia özütünün neye eşdeğer olduğunu özellikle vurgulamak istiyorum: Stevia, şekerden 350 kat daha tatlı. Önerilen güvenli günlük kullanım dozu ise vücut ağırlığına göre hesaplanıyor: 12mg x kilo. Yani 50 kiloluk bir insan, bir gün içinde toplamda en fazla 600mg stevia alabilir. Bu çalışma zaten daha önceden defalarca (200 kez) yapılıp, sağlıklı kalmak için uyulması gereken azamî doz bilgisi paylaşılmış. Dişi sıçanların vücut ağırlıkları 250-300gr, erkeklerin ise 300-500gr arasıdır. Çalışmadaki sıçanların cinsiyeti belirtilmemiş, ortalama ağırlığı 350gr kabul edersek, insandan sıçana uyarlanan günlük azamî stevia alımı 4mg kadar olmalıdır. Yani çalışmada bir ay boyunca sıçanlara zorla verilen miktar, güvenli dozun 5 katından fazla. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, günlük şeker tüketimimiz 50mg’yi geçmemeli. Düşünün ki her gün bunun beş katı – bir su bardağından da fazla şeker tüketiyorsunuz. Sıçanlara yapılan tam olarak bu.

Bir ‘hiç’ için, 26 hayvan öldü

Peki çalışmanın devamında ne oldu, buna da bakalım… Bir aylık çalışma sonucunda sıçanlar “sakrifiye edilerek” (hayvan deneylerinde kullanılan tabir budur) yani öldürülerek karaciğer dokuları çıkarılmış ve bu dokularda oksidan ve antioksidan parametrelerin analizi yapılmış (aynı konunun araştırıldığı çalışmalara iki dakikalık bir Google aramasıyla ulaşabilirsiniz). Buna ek olarak da biyokimyasal analiz ve histopatolojik inceleme yapılmış. Sonuç: Yüksek dozda kullanılan stevia, karaciğer dokusunda hasara sebep olabilir.

Şahsen çok etkilendim! Çünkü güvenli dozu belirli olan bir içeriğin bir ay boyunca sıçanlara beş katı dozda zorla vermek ve sonuç olarak “güvenli dozun beş katının güvenli olmayabileceğini” söylemek etkileyici. Sonucu söyleyeyim: 26 sıçan öldü. Bir hiç için. Birileri de “uzman” oldu.

Kategori: Hayvan Hakları