İklim KriziManşet

İklim değişikliği düşündüğümüzden daha pahalıya mal olacak

Mike McQuade

Yeşil Gazete için çeviren: Aslıhan Ulu

Ekonomistler, yükselen deniz seviyesinin ve şiddetli hava koşullarının maliyetini küçümsüyorlar. Neden?

Bir süredir, iklim değişikliği etkilerinin bilim insanlarının beklediğinden daha hızlı ilerlediği ortada. Şimdi, bilimsel olan küçümsemeden daha kötü veya daha beter bir başka küçümseme biçimi olduğu ortaya çıktı: Ekonomistlerin maliyetleri küçümsemesi.

Ekonomistlerin bu başarısızlığı, dünya liderlerinin ne halkın geçim kaynaklarına dair risklerin önemini ne de eylem aciliyetini anlamalarına neden oluyor. Bunun nasıl ve neden gerçekleştiği, Londra Ekonomi ve Siyaset Bilimi Okulu, Potsdam İklim Etkisi Araştırma Enstitüsü ve Columbia Üniversitesi Dünya Enstitüsü bilim insanları ve ekonomistler tarafından hazırlanan son raporda açıklandı.

Bir nedeni çok açık: İklim bilimcilerin, iklim değişikliği oranının ve etkilerinin ciddiyetini hafife alındığından, ekonomistler de ister istemez maliyetlerini küçümseyeceklerdir.

Eksik riskler

Ancak bundan daha da kötüsü, ekonomideki bir dizi varsayım ve uygulama, ekonomistleri, hem birçok iklim riskinin ekonomik etkilerini hafife almaya, hem de bazılarını tamamen gözden kaçırmaya yönlendiriyor. Bu bir sorun çünkü raporun da belirttiği gibi, bu “eksik riskler” “vatandaşlar, topluluklar ve şirketler üzerinde ciddi ve olası yıkıcı etkiler yaratabilir”.

Bir problem de iklim değişikliğine uğramış dünyada riskin doğasını içeriyor. Şu anda, atmosferdeki karbondioksit üç milyon yıllık en yüksek seviyede (ve hala artıyor). En son bu seviyelerde olduğunda dünya yaklaşık beş derece Fahrenheit (2.8 santigrat derece) sıcaktı ve deniz seviyesi 32-65 fit (9,75-19,8 metre) daha yüksekti. İnsanların, bu tür hava şartlarında yaşamak için bir hayat tecrübesi yok.

Genellikle, ister bir çift ayakkabı, ister bir somun ekmek ya da kasırganın etkileri üzerine olsun maliyet değer tahminlerimiz tecrübeye dayanır. İstatistikçiler buna “durağanlık” diyorlar. Ancak şartlar çok fazla değiştiğinde – durağanlık artık geçerli olmadığında – deneyim artık geleceğe yönelik güvenilir bir rehber değildir ve tahminler giderek daha belirsiz hale gelir.

Su bilimciler (hidrologlar), bir süredir iklim değişikliğinin su yönetiminde durağanlığı baltaladığını kabul ettiler – dahası durağanlığın öldüğünü açıkladılar. Ancak ekonomistler bunun, herkesi ilgilendiren iklim etkileri olduğunu kabul etmedi. İklim hasarına, ekonomik büyümenin patikasındaki küçük karışıklıklar olarak yaklaşıyorlar ve karşı karşıya kalabileceğimiz temel yıkımın, insanlığın daha önce hiç tecrübe etmediği bir şey olacağını çok az dikkate alıyorlar.

‘Ölçülemeyen parametreler’

İkinci bir zorluk, biyoçeşitliliğin değeri veya okyanus asitleşmesinin maliyeti gibi, bilim insanlarının yeterince ölçemediklerini düşündükleri parametreleri içeriyor. Araştırmalar, bilim insanları bir değişken için iyi veriye sahip olmadıklarında, belirgin olduklarını bilseler bile “telafi edecekleri” korkusundan bir değer vermekte zorlandıklarını gösteriyor.

Bu nedenle birçok durumda, onu modelden, değerlendirmeden veya tartışmadan çıkarıyorlar. İklim değişikliğinin ekonomik değerlendirmesinde, küçük bir değişiklik sistemi yıkıcı şekilde sarsabileceğinden, uyum için insanın olası adaptasyon sınırları, iklim sistemindeki eşikler gibi en büyük faktörlerin bazıları göz ardı edilmiştir. Aslında ekonomistler, risklerin kesin olarak belirlenemediği durumlarda onlara sıfır değeri vermişlerdir. Rapordan bir örnek: Himalaya buzullarının ve karın erimesi, yüz milyonlarca insanın yaşadığı toplulukların su kaynaklarını etkileyecek ve yaşam alanlarının sular altında kalmasına sebep olacak, ancak bu çoğu ekonomik değerlendirmede bulunmuyor.

Ardışık etkiler

Üçüncü ve dehşet verici problem ardışık etkileri içeriyor. İklim değişikliğinin zararlarının anlaşılmasının zor olmasının bir nedeni, bu zararın tek başına gerçekleşmeyip birbirlerini zincirleme olarak etkilemesidir. Bazı durumlarda, ciddi ve belki de geri dönüşü olmayan bir hasar dizisi oluşturabilirler.

Örneğin, Grönland veya Batı Antarktika kara buzunun hızlı bir şekilde kaybedilmesi, çok daha yüksek deniz seviyelerine ve fırtına dalgalanmalarına neden olabilir, bu da su kaynaklarını kirletecek, kıyı şehirlerini tahrip edecek, bölge sakinlerini göç etmeye zorlayacak ve tüm bunlar kargaşa ve çatışmaya neden olacak.

Bir başka örnek: Artan ısı, gıda üretimini azaltarak yetersiz beslenmeye yol açabilir, bu da insanların sıcağa ve hastalığa dayanma kapasitelerini azaltabilir ve iklim değişikliğine uyum sağlamalarını imkansız hale getirebilir. Sürekli yüksek ısı, endüstriyel üretkenliği azaltabilir ve beraberinde ekonomik buhranları getirebilir.

En kötü senaryoda; iklim değişikliği ekonomik zararlara neden olabilir, bununla birlikte sosyal ve politik yozlaşmalara yol açabilir, bu da demokrasiye ve daha fazla iklim değişimi hasarlarını önleme kapasitemize zarar veren bir geri besleme döngüsü oluşturabilir. Bu türden iklimin ekonomik modellere aşamalı etkileri nadiren göz önünde bulundurulur. Ve bu, bilinen yok sayma kümesi, elbette tespit edemediğimiz ilave riskler içermez.

Kaçınılmaz ve olası geri çevrilemez iklim etkileri, araştırma sonuçlarının anlayışımızı derinleştirmesi ve bu risklerle ilgili belirsizliği azaltması için bekleyemeyeceğimiz anlamına gelir. Bu özellikle böyledir; çünkü araştırma, değerlendirmelerimizde bir şeyleri kaçırdığımızda bunun sorunu daha da kötüleştiren bir durum olduğunu öne sürüyor.

Bu, daha yeni yeşil ekonomik yol, büyüme ve gelişme için bir başka önemli neden. Eğer bunu yaparsak, mutlu bir son hala mümkün. Ancak daha fazla emin olmayı beklersek, emin olacağımız tek şey pişmanlığımız olacak.

Makalenin İngilizce orijinali

Kategori: İklim Krizi