Editörün SeçtikleriEnerjiGündemİklim KriziManşetTürkiye

İstanbul’da kirli hava alarmı

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Ulusal Hava Kalitesi İzleme Ağı olan www.havaizleme.gov.tr’de İstanbul-Alibeyköy ve Kâğıthane istasyonlarının ölçüm sonuçları “Hassas gruplar için sağlık etkileri oluşabilir” özetiyle ve açık hava sporları, bisiklet sürme, yürüyüş ve dışarıda piknik yapmak için iyi bir hava değil önerileri ile yayınlandı.

TMOBB Çevre Mühendisleri Odası, sonuçları yorumladı. “Hava kirliliğinin belirleyici parametrelerinden biri olan PM10 basit olarak havada askıda kalan küçük toz parçacıklarını ifade eder. Solunması halinde yaratabileceği onlarca hastalığın başında, akciğer hastalıkları sayılır” ifadesine yer verilen açıklamada özetle şöyle denildi:

“Türkiye’de yayınlanan Hava Kalitesi Değerlendirme ve Yönetimi Yönetmeliği’ne göre PM10 limit değerleri 24 saatte ortalama 50 μg/m3, yıllık ortalama ise 40 μg/m3’tür. Son bir ayın (14 Ekim / 13 Kasım) PM10 verilerine bakıldığında Alibeyköy İstasyonu’nun 10 Kasım 2019 tarihi ortalamasının 525,10 μg/m3 olduğu, bir aylık ortalama PM10 değerin ise 117,41 μg/m3 olduğu görülmektedir.

Kanser riski

“Ülkemizde henüz bir limit değeri bulunmayan PM 2,5 (PM10’den daha küçük çaplı solunması halinde bronşlarda hapsolması muhtemel parçacıklar olarak düşünülebilir) verileri de aynı şekilde endişe vericidir. Çeşitli hastalıkların yanı sıra kanser riskini de arttırdığı bilinen PM2,5’in Dünya Sağlık Örgütü tarafından belirlenen limit değerleri günlük 25 μg/m3 ve yıllık ortalama 10 μg/m3’tür.

Alibeyköy İstasyonu’nun 14 Ekim / 13 Kasım aralığındaki verilerine bakacak olursak, son bir ayda ölçülmüş en yüksek değerinin 10 Kasım 2019 tarihi 164,70 μg/m3 olarak kaydedildiğini ve son bir ayın ortalamasının da 25,41 μg/m3 olduğunu görebiliyoruz.  PM10 ve PM2,5 kirliliğinin anlık patlamalarla yükselip takip eden süreçte normalleşmeler halinde seyretmediği ve limit üzerindeki seyirde bir kararlığa sahip olduğunu da görmekteyiz. 12-13 Kasım 2019 tarihlerini kapsayan PM10 değerlerinin normal seviyelerde seyretmediğini göstermektedir.

‘Sadece mevsimsel değil’

NO2 limit değerleri, ilgili yönetmelikte 200 μg/m3 olarak belirtilen limit değerin yılda 18’den fazla aşılamayacağı ifade edilmiş ve limit değer yıllık ortalama 40 μg/m3 olarak belirlenmiştir. Alibeyköy’de son bir ay içerisinde limit aşımlarının yaşandığı ve ortalama değerin 50,95 μg/m3 olduğu görülmektedir.

Hava kirliliği verilerindeki olumsuz seyrin mevsimsel etkilerle gerçekleşebileceğini, sonbahar aylarının hava kirliliğinde olumsuz bir etki oluşturduğunu biliyoruz. Ancak Ekim ve Kasım ayı ortalama sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi, ısınma kaynaklı kirleticilerin havaya önceki yıllara göre daha az yayılıyor olması mevcut tablonun salt mevsimsel olmadığı yönündeki endişelerimizi güçlendirmektedir.

‘Kirlilik değerleri ile iklim krizi arasında bağ var’

Elimizdeki veri ve araştırmaların sınırlılığına rağmen, mevsimsel etkenlerin azlığı ve ölçüm sonuçlarının olumsuzluğundan hareketle;

  • Öncelikle mevsim normallerinin üzerinde bir sıcaklıkta seyreden ve normalin altında yağışın olduğu koşullar altında küresel iklim krizi ile mevcut kirlilik değerlerinin arasında güçlü bir bağ olduğunu ifade edebilir.
  •  Alibeyköy’ün bir ulaşım merkezi haline getirilip yoğun bir trafik yüküne maruz bırakılmasının, kentsel dönüşümün hava akımları hesaplanmadan yapılarak engebeli arazi içerisinde hava akımlarının iyice azaltılmış olması ihtimalinin, yıkım ve yapım süreçlerinde inşaat faaliyetleri kaynaklı hava kirliliğine dair önlemlerin alınmamasının, Alibeyköy ve Kâğıthane’deki hava kirliliğinin sebepleri olabileceğini düşünmekteyiz.

‘Kamuoyuna açıklama yapılmalı’

  •  Bu sebeple endişe verici tablonun tersine çevrilebilmesi için öncelikle İstanbul İl Halk Sağlığı Müdürlüğü tarafından sağlık açısından ne tür tedbirlerin alınması kamuoyuna açıklanmalıdır. Ayrıca İstanbul Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü ve İlçe Belediyeleri hava kirliliğine karşı kişisel korunma yöntemleri hakkında bilgilendirme ve denetimlere başlaması gerekmektedir.
  •  İklim krizinin kentlerdeki hava kalitesinde de düşüşe yol açtığı bilinmekte, iklim krizi ile birlikte dünyanın birçok bölgesinde durgun hava olaylarının yerel hava kalitesini etkilemesi beklenmektedir. Uzun vadeli ve kalıcı çözümler için kentlerin iklim eylem planlarını oluşturmaları ve bu planın gerekliliklerinin yerine getirmeleri gerekmektedir. Ayrıca tüm imar planlarının (yol, bina ve her türden tesis dâhil olmak üzere) hava akımları ve çevre kirliliğine etkileri planlanarak yapılması gerekmektedir.