Hafta SonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

Orman diye diye (3): Fidan dike dike…

Tarım ve Orman Bakanlığı dosta güven ve mutluluk, düşmana korku ve kıskançlık verecek bir kampanyaya imza atacak birkaç gün içinde. 11.11 günü saat 11’de tam 11 milyon fidan dikilecek ve dünya rekorları alt üst olacak. Böylece güzel ülkemizin güzide halkına doğayı en çok seven, en bi çevreci hükümetin bu hükümet olduğunu, üç beş ağaçla uğraşmayıp tüm Türkiye’yi yeşile boğduklarını gösterecek bir hikaye daha yaratılacak.

Peki, olay bu kadar basit mi? Ya da başka açılardan bakıldığında görünen tablo da bunun tıpa tıp aynısı mı? Bakalım; sorular sorup yanıtlar arayalım.

Nereden çıktı bu 11.11. meselesi?

Rahatlıkla hatırlanacaktır, yaz aylarında bir yandan yangınlar bir yandan da Kazdağları’ndaki “Altıncı Filo” olayı genelde doğa ve özelde orman hassasiyetini zirveye ulaştırmış, hükümet ve özellikle Tarım ve Orman Bakanı son derece zor bir durumla karşı karşıya kalmıştı. Tam da o sıralarda, ne hikmetse sıradan vatandaşın biri, senede bir günü ağaç dikme[1] bayramı olarak ilan edip o gün tüm Türkiye’de ağaç diksek mealinde bir öneri getirmişti sosyal medya pazarında. Ve ne hikmetse Cumhurbaşkanı bu öneriyi olumlu karşılayıp alkışlamış ve fitili de ateşlemişti. Ancak unuttukları şey şuydu; Türkiye’nin zaten bir ağaç bayramı vardı ve neredeyse bütün dünyayla birlikte 21 Mart günü kutlanıyordu. Bir süre sonra işte bu 11.11 projesi çıktı ortaya. Tarım ve Orman Bakanlığı ile Orman Genel Müdürlüğü yatıp kalkıp düşünerek bu ihtişamlı ve başka kimsenin aklına gelemeyecek kadar özgün projeyi ilan ettiler. Yetmedi, tam ben bu yazıyı yazarken bir de ne göreyim; 11 Kasım’ı “Milli Ağaçlandırma Günü” olarak ilan eden Cumhurbaşkanlığı Genelgesi Resmi Gazete’de yayımlandı. Almanlar şimdi de kıskançlıktan çatlamasınlar da göreyim!

11 milyon fidan dikince ne olacak?

Öncelikle ormancılıkta fidan sayısı yalnızca fidanlık işlerinde kullanılır. Orman ve ormancılık açısından fidan ya da ağaç sayısının başlı başına hiçbir önemi yoktur. Orman bir ekosistemdir. Ağaç bu ekosistemin yalnızca bir bileşenidir. Ekosistemin diğer bileşenleri ve bunlar arasındaki ilişkilerdir ormanı orman yapan.

Diğer yandan bu projeyle ilgili bazı detaylar benim açımdan muamma. 11 milyon fidanın 2023 farklı noktada 3 saat içinde dikileceği söyleniyor. Bu noktalar nerelerdedir? Doğru saptanmış mıdır? Hangi noktalara hangi türler dikilecektir? Dikimler tekniğine uygun olarak yapılabilecek midir? Bu fidanlar hangi fidanlıklarda üretildi? Uygun fidanlar uygun ekolojik ortamlara mı dikilecek? Buna benzer bir yığın soru ortada öylece duruyor.

Bütün bu soruların çok makul yanıtlarının olduğunu düşünelim bir an için. Ve dikilen 11 milyon fidanının tamamının başarılı olacağını, hatta hemen orman olacağını kabul edelim.[2] Dikilen 11 milyon fidanın karşılığı ne kadar orman alanıdır, diye basit bir hesap yapabiliriz. Genellikle orman ağaçlandırmaları 2,5×2,5 m dikim aralıkları ile yapılır.[3] Bu şekilde 25 fidanla 100 metrekare alan ağaçlandırabiliriz. 11 milyon fidanla ise yalnızca 44 milyon metrekare alan ağaçlandırılabilir. Yani ormancılıkta kullanılan alan ölçü birimi ile yalnızca 4 bin 400 hektar. Hatırlatmakta fayda var; bu tür bir şova dönüştürülen fidan dikim kampanyası ile dikilen fidanların çoğu yaşamayacaktır. Ama %100 başarı elde edilebilecek bir kusursuzluk örneği yaratabilsek bile bunca patırtının karşılığı 4 bin 400 hektar. Oysa ormancılık örgütü 1946 yılından beri sessiz sedasız her yıl zaten ortalama 30 bin hektardan fazla ağaçlandırma yapıyor.[4]

Denilebilir ki halkın katılımı ile 11 milyon fidan dikmek hem bilinç artırmak hem de sorumluluk duygusu yaratmak açısından olumlu etki yapacaktır. Doğru! İyi de, bunun için zaten 21 Mart günümüz vardı. Neden o gün bir kenara itilip bu gün uyduruldu? Cevap olarak Yeni Türkiye sözlerini duyar gibi oluyorum. Ama “yeni” kavramı böyle bir şey değil, bilinsin isterim.

Projenin finansmanı neden bağışa dayalı?

Daha açık sorayım: Yurttaş zaten devlet bu hizmetleri yerine getirsin diye vergi ödemiyor mu? Devlet, aslında hiç ilgilenmemesi gereken, örneğin dinsel inanç konularına bunca kafa yorup bunca para harcarken (Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2019 yılı bütçesi 10 milyar 445 milyon lira civarında ve bu kurum yalnızca bir dinin bir mezhebine hizmet ediyor), halkın tamamını ve hatta bugün doğmamış olan çocukları bile ilgilendiren bir faaliyete kaynak tahsisinde elleri titriyor. Nereden mi çıkardım devletin ellerinin titrediğini? Yine devletin resmi raporlarından. Orman Genel Müdürlüğü tarafından ağaçlandırma tesis çalışmaları için 2016 yılında yaklaşık 146 milyon liralık harcama yapılmışken 2018 yılında bu miktarın 133 milyon liraya düştüğünü görüyoruz.[5]

İnsanın aklına ister istemez şu soru geliyor: 2018 yılında Orman Genel Müdürlüğü yalnızca 138 milyon liralık harcama ile yaklaşık 45 bin hektar ağaçlandırma yapmış. Peki ya Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçesinin yalnızca %10’undan (1 milyar 45 milyon TL) tasarruf edilip bu kaynak ağaçlandırmaya aktarılsaydı ne olurdu? Diğer koşullar sabit kalmak kaydıyla 340 bin hektar daha ağaçlandırma yapılabilirdi. Fakat inanın mucizeler olsa ancak 4 bin 400 hektara karşılık gelecek bu 11 milyonun şaşaası olmazdı. Herhalde tarih bu dönemi gerçekler hiçbir şeydir, algı her şey diye yazacak.

Her zaman söylediğimi yinelemek istiyorum. Fidan dikmek kutsal bir iştir. Dikilen her fidanın topluma sayısız yararı olur. Ama neredeyse 75 yıldır yapılan işi sanki ilk defa yapıyormuş gibi algı yaratmaya çalışırsanız; ağaçlandırma gibi kutsal bir görevi doğal ormanlara verilen sayısız zararın alternatifi gibi göstermeye kalkarsanız, üstelik bunu bile devlet bütçesinden yapmak yerine yurttaşın üstüne yıkıp duruma sosyal farkındalık ve sorumluluk havası katmaya niyetlenirseniz samimiyet ve inandırıcılıktan uzaklaşırsınız. Bazıları bu gerçeği şimdi görmeyebilir. Fakat er ya da geç herkes gerçeği anlayacaktır. O nedenle, hazır yol yakınken, 200 yıla yaklaşan mesleki ve bilimsel birikimimizi daha fazla heba etmeyelim ve ormancılığımızı sağlıklı bir rotaya oturtalım. O rotada algı yaratacak şova dönük faaliyetlere ve abartılmış sayılara yer yok. O rotada ülkenin dağını, taşını, ağacını, suyunu, böceğini, kuşunu korumak ve geleceğe cıvıl cıvıl bir doğa bırakmak var. Sözüm siyasetçiye değil ormancı meslektaşlarıma, çünkü bu mesleğin hamurunda sadece ve sadece bu var.

[1] Ağaç değil fidan dikilir ama öneri o şekildeydi.

[2] Bilimsel olarak bu mümkün değil elbette. Sadece bir an öyle olduğunu düşünelim.

[3 Dikim aralığı dikilecek türe ve dikim alanının koşullarına göre değişebilir. Ben en yaygın dikim aralığını varsayıyorum.

[4] Ağaçlandırmalar ile ilgili detaylı bilgi için bu yazı dizisinin ikinci bölümü okunabilir.

[5] İlgili yıllara ait OGM Faaliyet Raporlarından alınan verilerdir.

Kategori: Hafta Sonu