16. İstanbul BienaliManşet

Suzanne Treister: Daha az bencil insanların gücüne başvurmak, hayatta kalmak için tek umudumuz.

Yeşil Gazete’nin 7. Kıta serüvenindeki üçüncü sanatçı Suzanne Treister.

Fransa‘da yaşayan İngiliz sanatçının 16. İstanbul Bienal’ için getirdiği eser kurgusal bir karakteri anlatan derleme çizimlerden oluşuyor. Hillel Fischer isimli karakter kendisini bankacılık hayatından sıyırdıktan sonra  bitkilerin hayatıyla ilaçlar; yüksek sermayeli işlemlerle şamanizm, psikotropik ilaçlarla bağlantılar kuruyor. Kendisine borsa simsarı veya “tekno şaman” diyen Fischer’in hikayesini anlatan projenin adı, Bahçıvan HFT(2014-15).

Sanatçının kurgusal eserini Mimar Sinan Üniversitesi Resim ve Heykel Müzesi’nde, 10 Kasım’a kadar ziyaret edebilirsiniz.

***

Bahar Topçu: 16. İstanbul Bienali’nin teması olan Yedinci Kıta kendi sanat çalışmalarınıza yönelik perspektifinizi nasıl etkiledi?

Suzanne Treister: Tüm yaşamım boyunca antroposen döneminde yaşadım. Henüz ergen yaşlarda olduğum 1970’lerden bu yana, insanların gezegene etkisi önem verdiğim bir konu. Bu yüzden söz konusu temalar o zamandan beri çalışmalarımın içeriğinde kendiliğinden yer buluyor.  Projenin ana temasına bağlı olarak daha çok ya da daha az öne çıkabiliyorlar.

B.T: Antroposenle ilgili konularda çalışırken yaratım sürecinizde sanat çalışmalarınıza farklı bir yaklaşımınız var mı? 

S.T: Örneğin HEXEN 2.0 (2009-11) çalışmamda uygarlığın ve teknolojinin ilerlemesine yönelik farklı tutumları sunmayı denerken, izleyicinin bu olguların tarihine ilişkin büyük resmi görebilmesini sağlamayı amaçlıyordum. HEXEN 2.0 Tarot takımıyla toplumun ve gezegenin geleceğine dair alternatif, olumlu fikirler geliştirmelerine yardımcı olmaya çalıştım. Yaptığım çalışmaların görece bütüncül olmasını ve birden çok konuyu ve fikri, aydınlatıcı bir etki yaratmasını umarak bir roman gibi tutarlı bir anlatı yapısında birleştirmeyi amaçlıyorum.

Bienalde gösterdiğim proje, Bahçıvan HFT (HFT The Gardener), 2014-15’te yapılmıştı ve kendisini bankacılıktan psikoaktif bitkilerin kullanımı yardımıyla aykırı bir filozof-sanatçıya dönüştüren bir insanın yaşamı üzerinden bankacılık, şamanizm, psikoaktif bitkiler ve holografik evrenle ilgili fikirler arasında bağlantı kuruyordu.

B.T: Nicolas Bourriaud’a göre antroposenin nedenleri bir çeşit aydınlanmaya ve yeni bir sanatçı akımına yol açtı. Bu yeni sanat akımının rolü insan dışındaki canlı türlerinin yaşamını kapsayarak estetiği merkezilikten kurtarmak. Bu rolü bir sanatçı gözüyle nasıl yorumluyorsunuz?

S. T: İnsanlar her zaman gezegenin geri kalanıyla ve daha ötesiyle etkileşimlerini sürdürdüler: yıldızlarla, hava durumuyla, bitki ve hayvanlarla, yiyecek, barınma, tören vb. amaçlarla etkileşimde bulundular. Tarih boyunca da değişik kültürlerden insanlar bunlara farklı derecelerde saygı gösterdi, huşuyla yaklaşmaktan sömürüye kadar.  İnsanların hayvan figürlerini resimlediği mağara resimleri gibi en ilkel sanat formlarına bakın.

Şimdi içinde bulunduğumuz kriz, sadece gezegendeki belirli insanların davranışlarından kaynaklanıyor, bütün kültürler aynı değil ve bu kültürlerin içindeki bütün insanlar da aynı değil. Bir çok insanın sonunda anlamaya başladığı gibi, daha az bencil insanların gücüne başvurmak, hayatta kalmak için tek umudumuz ve insanların bencil hayatta kalma güdüsü belki de yok olmayı önlemek için daha çok kişinin bu saflara katılmasını sağlayabilir. Yoksa bu yeni dalga sanatçıların insan dışı yaşam formlarıyla ilgili yaptıkları çalışmalar insan ırkından daha uzun ömürlü olabilir, ama bazı insanların görüşüne göre olumlu bir sonuç olabilir.

B.T: Şiddetsiz sivil itaatsizlik eylemleri sırasında iklim protestocuları sosyal bilimler ve sanat bakımından yorumlanabilecek sanatsal yöntemler kullanabilirler. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Bir protesto gösterisi sırasında sanatsal bir perfomansla karşılaşırsanız bununla ilgili ne hissedersiniz?

S.T: Bir protestoda sanatsal bir performansla karşılaşırsam, bunun şiirsel, cömert ve olumlu bir jest olduğunu hissederim.

B.T: Yedinci Kıta ve İstanbul’daki sergiler hakkında ne hissediyorsunuz?

S. T: Bienalin bir parçası olmak benim için olumlu bir deneyimdi, çünkü insan dışındaki sorunlarla ve insanın bunlarla ilişkisiyle daha olumlu ve sorumlu bir biçimde bağ kurarak yeni çalışmalar yapan bir çok sanatçı dikkatimi çekti.