Köşe YazılarıYazarlar

Eskişehir’in tek sorunu altın madeni değil

Murat Dağı’nda açılmak istenen ve kentin ortasından geçen Porsuk Çayı’nı zehirleyecek altın madeni bir yana, yedi kez iptal edilmesine rağmen hala gündemde tutulan Alpu Kömürlü Termik Santrali de sadece tarım alanları ve su kaynaklarını değil, insan sağlığını da riske atıyor.

Son yıllarda kamuoyunun en çok ilgisini üzerinde toplayan kentlerimizden biri Eskişehir… Bugün Eskişehir’i görmek isteyen turist sayısının yılda 500 bine ulaştığı ve bunun azımsanmayacak bölümünün de yabancı turist olduğu konuşuluyor. Ancak kentin önemi, sadece son yıllarda büyüyen ve güzelleşen kent boyutunda değil. Eskişehir aynı zamanda önemli bir tarım alanına da sahip; yüzölçümünün %26’nı ovalar oluşturuyor ve ülkemizin sulu tarım alanlarının %5.6’sı Eskişehir il sınırlarının içinde*… Bu ovaların önemli bir bölümü ise Porsuk Çayı tarafından sulanıyor. Yetiştirilen ürünler temelinde bakıldığı zaman TÜİK verilerine göre ülkemizin ürettiği buğdayın %2.5, arpanın %3,6, mısırın %1.2, şeker pancarının % 4.7’si tek başına Eskişehir’de üretiliyor.  Yine toplam mera alanımızın %2’si bu bölgede; 170 bin büyükbaş hayvan ve 1 milyon küçükbaş hayvan Eskişehir’de bu meralardan faydalanılarak yetiştiriliyor. Eskişehir tek başına ülkemizin yumurta üretiminin yaklaşık %20’sini karşılıyor. Kent tek başına yakınlığının da avantajını kullanarak İstanbul, Ankara ve İzmir’in tarımsal ve hayvansal besin gereksiniminin önemli bir bölümünü karşılıyor.

Tablo1: Türkiye’de ve Eskişehir’de bulunan tarım alanları ve oranı

Bu güzel, verimli ve gittikçe turistikleşen kent için sorun bu noktada başlıyor; Eskişehir de ülkemizde yaşanan çevre talanından payını alıyor. Geçen yazımda da belirtmiştim; Eskişehir ve Kütahya il sınırları içinde yer alan Murat Dağı’na siyanür liçi yöntemi ile çalışacak altın madeni kurulmak isteniyor. Bir ton cevherden bir gram altın elde edilip; geri kalan 999 kilo 999 gramı özellikle ağır metallerden zengin bir atık olarak terk edilecek; böylece milyonlarca ton atığı arkasında bırakacak altıncı şirket…  Üstelik bu girişim büyük su talebi nedeni ile bölgenin tüm su kaynaklarına da el koyacak. Sonuçta Eskişehir’e ve Eskişehir ovasına can veren Porsuk çayının başta ağır metaller olmak üzere kimyasallarla kirlenmesinin yan sıra su miktarı da azalacak; belki de kuruyacak. Ama Eskişehir’deki ovalar için tek tehdit Murat Dağı’ndaki altın madeninden kaynaklanmıyor; ülkemizin birçok yöresinde olduğu gibi kömürlü bir termik santral de var sırada, yapılmayı bekleyen…  Gıda güvencesizliğinin dünya da ana gündem maddelerinden biri haline geldiği günümüzde ülkemiz için önemli bir tarımsal üretim merkezi olan Eskişehir’de bu önemli tarımsal üretim alanının tam ortasında, Alpu’da…  Bilindiği gibi kömürlü termik santraller hava kirliliğinin en önemli nedeni… Üstelik Eskişehir; Temiz Hava Hakkı Platformu’nun Kara Rapor’una göre son üç yıllık dönemde yeterli hava kalitesi ölçümlerinin yapılmadığı, Şırnak ile birlikte iki kentten biri…

Hem Türkiye’de hem de dünyada hacimsel olarak tehlikeli hava kirleticiler olan kükürt oksit (SOx), partikül madde ve azot oksit (NOx) emisyonuna, en fazla elektrik üretimi neden oluyor. Bu emisyonların tamamına yakınının kaynağı ise fosil yakıtlar; özellikle de kömürden elektrik üretimi…

Halen Türkiye’de işletmede toplam 19,9 GW kurulu gücünde 27 kömürlü termik santral bulunuyor ve santraller yıllık elektrik üretimimizin yaklaşık %36’nı karşılıyor. Bunun yanı sıra 33,4 GW kapasitesinde yeni kömürlü termik santralin yapımı planlanıyor. Türkiye bu yaklaşımı ile hem sayı hem de kapasite bakımından Avrupa ülkeleri arasında en fazla yeni kömürlü termik santral yatırımı planlayan ülke durumunda… Eğer planlanan bu santraller inşa edilirse Türkiye’nin kömürden elde edilen elektrik kurulu gücü yaklaşık 2,5 katına çıkacak, kömürlü termik santrallerin elektrik üretimimiz içindeki payı da %60’lara dayanacak… Üstelik ülkemizde 2017 verilerine göre elektrik üretimi, elektrik dağıtımı ve ısı üretimi toplam SO2 emisyonlarının %66’sından sorumlu ve bu oran 1990’dan bu yana iki kattan daha fazla artmış iken… Yeni planlanan santrallerle bu artışın dört-beş kata ulaşacağı tahmin ediliyor.

Alpu ovası, Porsuk Çayı; mısır tarlaları ve termik santralinin kurulması istenen bölge…

Planlanan yeni santrallerden biri de Eskişehir’in en verimli ovasında; 1.sınıf tarım arazilerinin üstünde kurulmasına çalışılan Alpu Kömürlü Termik Santrali… Santralin kömür gereksinimi ise yine aynı bölgeden çıkarılacak olan düşük kalorili kömür. Üstelik ovanın tam ortasında; santralle beraber açılacak kömür madeni için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından ‘Çevresel etki değerlendirme raporu (ÇED) gerekli değildir’ kararı verilmiş. Neyse ki bu kararlar Eskişehir Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere meslek odaları ve sivil toplum örgütlerinin açtığı dava sonucu mahkeme tarafından iptal edilmiş. Ama termik santral projesi büyük bir inatla sürdürülmeye çalışılıyor. ÇED süreci her türlü itiraza rağmen başlatılan santral; imar planının iptali için açılan davanın sürdüğü dönemde ihale edilmeye çalışılmış. Ancak biraz da ekonomik krizin etkisi ile ‘şimdilik’ talibi çıkmamış.  Bunun üzerine yedinci defa yapılmak istenen ihale iptal edilmiş ama bu Eskişehir’in, verimli tarım alanlarının, hayvan yetiştiriciliği çiftliklerinin ve bölge insanının Alpu Termik Santralinin yaratacağı kirlikten kurtulduğu anlamına gelmiyor… Çünkü projenin tamamen iptal edildiğine dair net bir açıklama yok…

Eskişehir Alpu ve benzeri bölgelerimizin; zaten gittikçe kıtlaşan su kaynaklarımızın, verimli tarım alanlarımızın ve insanımızın sağlığının gerçek anlamda kömürlü termik santral tehlikesinden kurtulabilmesi için yeni termik santraller yapma politikalarından kesin olarak vazgeçilmesi şart. Unutmayalım; sadece tarım alanlarımız, su kaynaklarımız risk altında değil; insanımızın da sağlığı tehdit altında; Temiz Hava Hakkı Platformu’nun yaptığı analizlere göre 2017 yılında ülkemizde meydana gelen 30 yaş üstü ölümlerin 51.574’ü doğrudan hava kirliliğine bağlı…

Eskişehir’de veya ülkemizin başka yörelerinde kömürlü termik santrallere karşı hukuksal ve bilimsel mücadeleyi insanımız ve çevremiz için yeni kömürlü termik santraller kurulma projelerinden geri dönüşümsüz olarak tamamen vazgeçilinceye kadar kesintisiz sürdürmemiz gerekiyor…

Başka çaremiz yok; insanımızı, doğamızı, gezegenimizi korumak için…

*Alpu Ovasını bana tanıtan Veteriner Hekimler Derneği Eskişehir İl Temsilcisi Yücel Ekici’ye teşekkür ederim.

(Yeşil Gazete)