İklim KriziManşet

‘Çevre stresi’ ölüme neden oluyor- Kaos haritası

Yeşil Gazete için çeviren: Şehnaz Güven

Ekim 2019’un ilk 12 gününde 8 kişi öldürüldü, 1300’den fazla kişi yaralandı ve Ekvador’daki gösterilerin şiddetlenmesiyle 1200 kişi tutuklandı. Gösteriler, Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından desteklenen tasarruf tedbirlerinin bir parçası olarak uygulanan yakıt sübvansiyonlarının sona ermesine odaklandı. Protestolar ancak Cumhurbaşkanı Lenín Moreno‘nun sübvansiyonları geri uygulamayı kabul etmesiyle sona erdi.

2016 yazında Venezuela‘nın kuzey bölgesi şiddet yüzünden sarsıldı. İthalatın maliyeti arttıkça gıda ve basit ihtiyaçlarda ciddi kıtlıklara sebep olan petrol fiyatlarındaki sert düşüşün sonucu huzursuzluk yarattı. Gıda için sıraya giren çoğu kişi öldürüldü.

Bir adamın 2011’de Kahire’de ekmeğin fiyatı yüzünden parlamentonun önünde kendini ateşe vermesi ve ardından gelen protestolar, hükümetin çöküşüne yol açmıştı. 2007’de Hindistan, Batı Bengal’deki ayaklanmalar sırasında, köylüler yozlaşmış gıda dağıtım sistemine karşı isyan ettiklerinde 300 kişi yaralanmış, 2 kişi polis tarafından vurularak öldürülmüştü.

Peki bu görünüşte alakasız uluslararası trajedileri birbirine bağlayan nedir? Herkesin yaşamak için gıda, yakıt ve suya ihtiyacı var. Bu yaşamın bir gerçeği. Bunlar sınırlı olunca, kaosun ortaya çıkması kaçınılmaz: İsyan, protesto, ölüm. Ölüm oranındaki artışlarla bu bağ doğrudan – açlık, susuzluk gibi – veya eğer intihar oranlarında ya da şiddetli toplumsal olaylarda ciddi bir artışa yol açıyorsa, dolaylı olabilir. Dolaysıyla genellikle, bu hayati doğal kaynakların fiziksel eksikliğine, erişim sıkıntısına veya yanlış yönetilmesine neden olan bir tetikleyici vardır.

Bu elbette her zaman böyle oldu. Yiyecek, su veya yakıtın sınırlı olması her zaman ölüme yol açtı. Ve modern zamanlarda insanlar kıtlık söz konusu olduğunda, en azından dünyanın birçok yerinde, güvenlik hissine kapılıyor. Genellikle, her şeyin eskinden daha iyi olduğu, her zaman daha çok kaynak olduğu ve işler zorlaştığında gelişmiş uluslararası protokoller olduğu varsayılır. Ama bu gerçekten doğru mu? İklim değişikliği çağında, belki de değil.

Mısır’da sübvanse edilmiş ekmek. Khaled Elfiqi/EPA

İklim değişikliği, sadece kaynak kıtlığını – ve dolayısıyla ölüm oranlarını – kötüleştirecek. Aşırı hava koşullarındaki artışların gıda üretimi ve su bulunabilirliği üzerinde olumsuz etkileri olacak. Hatta, şimdiden var. Bu arada, fosil yakıt tükenmesi ve dengesiz ihracat bölgeleri enerji maliyetlerinde büyük artışlara yol açacak. Gelecekteki gıda, yakıt ve su fiyatları en azından daha değişken olacak.

Bu, dünya nüfusunun gittikçe artan bir kısmı için temel kaynaklara erişimin giderek zorlaşacağı anlamına geliyor. Hassas ve genellikle daha fakir topluluklar, yaşam ve geçim için gerçek tehditlerle karşı karşıya kalacaktır. Bir birey veya topluluk adaletsizlik yaşarsa ya da gittikçe daha da hassas ve kırılgan olan bir ülkede yaşadığında, işlerin daha iyi hale geleceği konusunda beklenti düşecek, bu da stresi arttıracaktır. Umutsuzluk veya öfke tezahür edebilir; bu da cevaplara ve eyleme olan ihtiyacı artırır.

Gereksiz ölümleri önlemek, sosyal huzursuzluğu azaltmak ve doğal varlıkları etkin bir şekilde yönetmek için hükümetler ve devletler, afet risk yönetimi ve barış inşası için politikalar ve erken müdahale programları geliştirmelidir. Bu, gelecekte olması gereken bir şey değil, şimdi yapılması gerekiyor.

Kaosu takip etmek

Elbette, bunun için yapılan herhangi bir girişim, tarihte çevresel stresin ölüme neden olduğu örneklere dayandırılmalıdır. Ancak, çevre çatışması hakkındaki veriler nadir ve dağınık, bu da kaynakların güvensizliği nedeniyle çatışma araştırmalarını zorlaştırmakta. Bu boşluğu doldurmak için, son 12 yılda çevresel stresin küresel olarak kaosa neden olduğunu gösteren  bu tür olayların etkileşimli bir haritasını çıkardık. Kaosu, doğal kaynak güvensizliği, sosyal huzursuzluk ve en az bir ölümün bir kombinasyonu olarak tanımlıyoruz. Haritaya buradan erişebilirsiniz.

Temeli gıda, yakıt veya su güvensizliği sorunları olan en az bir ölüm içeren olaylara eşleşmesi için ‘’gıda protestoları’’ veya ‘’yakıt krizi’’ gibi anahtar sözcüklere odaklanan haberlerden veriler topladık. İncelenen dönemdeki toplam kolektif “kaos figürü” olan 1625 ölümden, kaos haritasındaki ölümlerin %20’si intihara bağlı. Tamil isyancıları ve Sri Lanka ordusunun Trincomalee yakınlarındaki bir sulama kanalını kontrol etmek için savaştığı Ağustos 2006’daki tek bir olay en yüksek ölü sayısıyla 425.

Bu harita bir pilot proje ve şu anda 2017 yılına kadar olan etkinliklerle ilgili verileri içeriyor. Ancak, araştırma toplumu, hükümetler ve STK’lar için tutarlı bir açık erişim verisi sağlamak için güncellemeyi ve sürdürmeyi hedeflediğimiz bir proje. Bu tür bir kaosu yönlendiren eğilimleri anlamalarını kolaylaştırabilir. Bu harita, doğal kaynak güvensizliği ile bağlantılı ölümlerin zaten yaşanmakta olduğunu gösteriyor. Bunun altını çizerek, hükümetlerin kaos olasılığını göz önünde bulundurarak gıda, su ve enerji stratejileri geliştirme ve dolayısıyla, küresel ve yerel ekonomiyi esnekleştirmesine olan baskıyı artıracağımızı umuyoruz.

İzlemekte olduğumuz kaos, küresel manşetler oluşturan sansasyonel birinci sayfa haberleriyle sınırlı değil. Avusturalya’daki çiftçilerin intiharları veya Fransa’daki Sarı Yelekliler protestosu sırasında ölen bir kadının hikayesi gibi daha az duyurulan olayları da ele aldık. Bu daha küçük çaplı olaylar, yiyecek, yakıt ve su sistemlerinde devam eden baskıları vurguladıklarından, sivil huzursuzluğun başlıca patlak verme sebepleri kadar önemlidir.

Muhafazakar bir tahmin

Topladığımız veri noktalarının, çevresel güvensizliğin tetiklediği dünyadaki kaos gerçeğinin son derece muhafazakar bir tahminini ortaya koyması muhtemel. Bunun nedeni, başlıca gıda, su veya yakıta erişim sorunları arasındaki gecikmeler ve protesto sonucu gerçekleşen ölümler ve hatta sansür, İngilizce medyanın kapsamaması nedeniyle önemli miktarda eksik raporlamadır.

Örneğin, birçok yorumcu o zamandan beri gıda güvensizliğini, Suriye’deki isyana yol açan erken protesto gösterilerine bağlamış olsa da hiçbir haber, bir ölümü açıkça bu protestolara bağlamıyor. Ya da en azından hiçbir haber hem gıda güvensizliği protestolarını hem de birinin ölümünü aynı makalede içermiyor. Dolayısıyla, veritabanımızda aradığımız hiçbir haber yoktu ve bu gibi olaylar haritaya dahil edilemedi.

Bu, ölüm içermeyen, yakıt veya gıda güvensizliği ile ilgili olayların artabileceği ve başka protestolara yol açabileceğini (potansiyel olarak artık temelinde yatan gıda veya yakıt güvensizliği ile doğrudan bağlantılı olmayan) vurgulamaktadır. Elbette ki daha sonra, binlerce ölüme yol açan Arap Baharı veya Suriye iç savaşı gibi çok daha büyük etkilere neden olabilirler.

Duma’daki hava saldırısından sonra enkazın incelenmesi. 22 Şubat 2018 Mohammed Badra/EPA

Topladığımız verilerin yanı sıra, belirli kaos olaylarını seçerek ve doğrudan içerik üzerinde daha fazla bilgi toplayarak, bu olayların nasıl geliştiğini açıklayan ve yinelenen ortak temaların belirlenmesini sağlayan bir yorum serisi geliştirdik. Başkalarının, kaoslara yol açan ve ortak koşulları ve tetikleyicileri tanımlayan bileşik faktörler hakkındaki anlayışımızı geliştirmek için kaydedilen her olayla ilgili belirli konularda araştırma yaparak çalışmalarımızı geliştireceğini umuyoruz. Bu, mevcut iklim krizi bağlamında yapılması gereken çok önemli bir çalışma.

Çalışmalardaki zorlukları göstermek için, haritamızdaki kaos noktalarının iki örneğini ele alalım. 2007’de gıda fiyatlarındaki sübvansiyonlardaki değişikliklerle bağlantılı gıda ayaklanmaları yaşayan Batı Bengal ile ihracattaki yakıt fiyatlarında değişiklik yaşayan Venezuela ve sonrasında bu değişikliğin yol açtığı gıda kıtlığı. Bu iki örnek, farklı yerel ve uluslararası dinamiklerin hala nasıl kaotik durumlara yol açabileceğini vurgulamakta.

Batı Bengal’de yozlaşma

Eylül-Ekim 2007’de Hindistan, Batı Bengal’de düzenlenen protesto gösterileri sırasında 300 kişi yaralandı, iki kişi polis tarafından öldürüldü. En az üç yiyecek dağıtıcısı yakalandı ve para cezasına çarptırıldı. Bu cezaları ödeyemediler ve halkın kınamasıyla birlikte kendilerini öldürdüler.

Bu nasıl oldu? Hindistan’ın kaynak güvensizliğiyle başa çıkmak ve kaosu uzakta tutmak için gereken sistemleri var. Uzun yıllar boyunca ülkenin yoksulluk seviyesinin altındaki hem kırsal hem de kentsel haneleri devlet tarafından sübvanse edilmiş Kamu Dağıtım Sistemi (PDS) tarafından işletilen geniş, makul fiyatlı bir dükkan ağıyla sübvanse edilmiş.

Ancak Şubat 2007’de yapılan merkezi soruşturma, kuzey ve doğu Hindistan’daki kırsal kesimlerin çoğunun düzenli yiyecek paylarını alamadıklarını tespit etti. Kırsal Batı Bengal’in yoksulluk sınırının altında en fazla sayıda haneye sahip olduğu ve mevsimlik açlık ile karşı karşıya kalındığı, ev geçiminin %28’inin tarım işçiliğine dayandığı tespit edildi. Artan buğday fiyatları aynı zamanda yoksulluk seviyesinin üstündeki hanelerin PDS’den buğday payları talep etmelerini sağladı. Araştırma ayrıca, gıda dağıtımcılarının tahıl istiflediği ve açık piyasada yüksek fiyatlar için sattığını ortaya koydu.

Örneğin, Batı Bengal’deki Radhamohanpur’da en az iki kez, köylüler köy dışında sübvanse edilmiş tahıl satan yerel gıda satıcılarını yakaladılar. Bunu iktidardaki Marksist Hindistan Komünist Partisi’ne (CPM) bildirdiler. Ancak köylüler, CPM’nin sadece satıcıları korumadığını (satıcılara hiçbir işlem yapılmadı), aynı zamanda bayilerin artan servetinden gelen parti bağışlarından finansal olarak faydalandığını düşünüyorlardı.

Yoksul köylülerin kırılma noktasına ulaşması sadece bir zaman meselesiydi ve 16 Eylül 2007’de mükemmel bir fırtına toplandı. Ulusal araştırma milyonlarca insanın inancını doğruladı – yozlaşmış sistem açlığa, zengin ve fakir arasındaki farkın genişlemesine yol açtı.

Ayrıca köy lideri ve bayisinin pay hırsızlığında ortak olduklarına ve iddiaları CPM liderlerine resmi olarak sunmaya, onları harekete geçmeleri için baskı altına sokmaya çalıştıklarına inandılar. Köylüler, aralarından en eğitimlisini gıda satıcılarının yaşadığı dört köyle iletişim kurması için seçtiler ve çekçekler, mikrofon ve sloganlar organize ettiler. Satıcıyla yüzleşmek için 20 kişilik bir çekçek kalabalığı topladı ancak CPM, yüzleşmeyi önlemek için satıcıları koruyordu.

Parti liderlerinin şikayetlerini dile getirmek için düzenledikleri kongreye 12 kadar köylü katıldı. Ancak parti, köylülere onları dinlemek için vakti olmadığını söyledi. Bir bölge meclisi üyesi, protesto eden köylüleri okulda bulunduğu için satıcıya istediklerini yapabileceklerini söyledi. Kalabalık arbedeye başladı. Kalabalığın onlara karşı geldiğini gördüklerinde, bir barikatın arkasında duran parti üyeleri sopalar çıkardı ve kalabalığa saldırgan bir şekilde salladılar.

Bu aşamada, kalabalık kitlesel olarak büyümüştü; sayılar 1000 ile 5000 arasında değişen, çoğunlukla erkek köylüler okul dışında toplanmıştı.

Polis çağrıldığında kalabalığa şiddet uygulandı. Parti yönetimine ve polis memurlarına taş ve tuğlalar fırlatıldı. Hızlı Eylem Gücü (RAF) konuşlandırıldı. Atılan kuru sıkı mühimmat protestocuları hızla dağıttı. RAF huzuru sağlamak için bir ay boyunca köyde konuşlanmak zorunda kaldı. Ancak iki protestocunun ölümüyle sonuçlanan şiddet, komşu köylerde ve Murshidabad, Bankura ve Birbhum kentlerinde meydana gelen olaylara yol açtı.

Kalküta’da 12 saat süre grev sırasında Kamu dağıtım sistemindeki iddia edilen yozlaşmaya karşı göstericiler protesto düzenliyor. 30 Ekim 2007

Venezuela’nın petrol krizi

Gıda kaosu aynı zamanda yakıt krizlerinden de kaynaklanabilir.

Venezuela’nın kuzey bölgesi, özellikle Sucre eyaleti ve başkent Caracas, 2016 yazında şiddet, 10 kişinin ölümü ve izleyen yıllarda daha birçok kişinin ölümüyle sarsıldı. Huzursuzluk, Venezuela petrol fiyatlarındaki hızlı düşüşün bir sonucu olarak ithalat yapılamamasından ötürü gıdalarda ve temel ihtiyaçlarda ciddi kıtlıklara neden oldu.

2013’te göreve başladığından beri Cumhurbaşkanı Nicolas Maduro, sosyalist ekonomi politikalarını izlemeye devam etmişti. Ancak yıllarca süren yanlış yönetim ülkeyi ithalata daha bağımlı hale getirdi. Petrol, Venezuela’nın ihracat gelirinin %95’ini oluştururken, fiyatlar düştüğünde ülke, gelirine ciddi bir darbe aldı.

Yiyecek ithalatını ve ulusal borçları ödemek için temel gereklilikleri azaltma kararını takiben 2016 yılının başlarında ekonomik acil durum ilan edildi. Ortaya çıkan gıda kıtlığı kötüleşti ve ardından gelen öfke huzursuzluğa yol açtı. Siyasi muhalefet başkanı, Maduro’ya referandum çağrısı yapmak için çaba sarf etti, ancak hükümet konseyleri bu çabaları engelledi.

Silahlı kuvvetlere toplumsal huzursuzluğu çözme gücü verildi ve General Vladimir Padrino Lopez savunma bakanlığına terfi ettirildi. Ordu, limanların korunmasına, Venezuela’nın en büyük bankasının işlenmesine ve bir televizyon kanalının yönetimine ek olarak, tüm yiyecek taşıma, dağıtımı ve fiyatların kontrolü ile üretimi simüle ediyordu.

30 milyondan fazla bir nüfusa yetecek kadar yiyecek üretememek veya ithal edememekle beraber, marketlerde ve yiyecek kamyonlarında yağmalar başladı. 2016 ortasında, ayda ortalama 35 saatini gıda kuyruğunda harcayan insanlarla birlikte, %200’lük yüksek enflasyon kaydedildi. Kuyruktaki gerginlik, daha fazla yağmayla sonuçlandı. Böyle bir olayda 80 yaşındaki bir kadın izdihamda ezilerek öldü. Sabit kuyruklar, silahlı askerlerin varlığına rağmen soygunlarla ve silahlarla karşılaştı.

Onlarca kişi Caracas’ta gıda alabilmek için sırada. 16 Ocak 2016. Miguel Gutierrez/EPA

Çöken sağlık sistemi ve 100.000 kişiden 90’ında görülen cinayet oranları, Venezuela’yı dünyadaki en ölümcül yer olan El Salvador’a rakip hale getirdi. Binlerce Venezuelalı temel yiyecek ve ilaç ihtiyaçlarını karşılamak için Kolombiya’ya gitti. 2015 ortasından 2016 ortasına kadar gerçekleşen şiddet olayları ve ayaklanmalar, sırada beklerken öldürülen 24’ten fazla kişi, 30 yaralı ve 400’ü aşkın tutukluyla sonuçlandı.

Gelecekteki olası kaosun haritalanması

İklim değişikliği yakın zamanda bir yere gitmiyor. Ne de yakıt kıtlığı veya sosyal yoksunluk gibi konular. Öyleyse gıda, su ve enerji sistemlerindeki – talebin artması da dahil olmak üzere – eğilimler fiyatlarda daha fazla dalgalanma ve erişimde eşitsizliğe yol açacak. Bu özellikle potansiyel olarak güvensiz hale gelebilecek kilit bölgeler için (örneğin Orta Doğu veya Kuzey Afrika) geçerli.

Farklı kaynaklar (gıda, su ve yakıt sistemleri), farklı seviyeler (yerel ve küresel) ve farklı boyutlar (çevresel, politik ve sosyal) arasındaki bağlantılar açık. Bu bağlantılar, şokların küresel ekonomik sistem boyunca art arda gelmesini sağlayan ağı oluşturuyor. Örneğin, bir lokasyondaki yakıt çıkışındaki bir çöküş, uluslararası gıda fiyatlarındaki ani artışı tetikleyebilir ve bunun sonucunda yaygın etkiler, politik olarak kırılgan veya hassas ortamların olduğu durumlarda kaos meydana gelebilir.

Toplum, daha değişken bir geleceğe daha iyi hazırlanabilir, hatta daha önceki ‘’kaos olayları’’ tarafından yönlendirilerek ve dünyadaki çevresel çatışma riskini anlayarak ve anlatarak olası çatışmaları azaltmaya yardımcı olabilir.

Önceki örnekler bize, hükümetlerin gıda ve enerji tedarik zincirlerindeki kilit dar boğazları daha iyi eşleştirmeleri gerektiğini gösteriyor. Böylece gelecekteki küresel şok fiyatlarda artışa veya bulunabilirlikte bir düşüş olduğunda yanıt vermeye hazırlanabilirler. Bu arada milletler ve devletler, iklim değişikliği veya bozulması (kimyasal kirlilik veya tuzlu su girişi) nedeniyle arzdaki olası değişiklikleri anlamanın yanı sıra talebi tahmin edebilecek bir su stratejisine sahip olmaları gerekiyor.

Uluslararası toplumun hangi ülkelerin gıda ve yakıt fiyat şoklarına daha duyarlı olduğunu anlamasına ihtiyaç var ki bu riskleri azaltmak için yardım proaktif olarak kullanılabilsin. Bu tür olaylar için daha hazırlıklı olmak, ‘’kaosun bedelini’’ azaltabilir, yardım harcamalarının niteliğini ve verimliliğini arttırabilir.

Venezuelalılar Kolombiya sınırını geçiyorlar. 10 Temmuz, 2016. Gabriel Barrero/EPA

Göç ve sivil itaatsizliğin önlenebileceği yollar var. Doğru yardım ve destek verildiğinde, bir topluluk geçim kaynaklarını çeşitlendirebilir ve alternatif ve sürdürülebilir yakıt, yiyecek ve su seçenekleri geliştirebilir.

Bazı yerel temalar olası yerel müdahaleleri açıklayacak olanı yansıtmaktadır. Örneğin, Batı Bengal davası devletin yolsuzluğu, yoksulluk ve sübvansiyonlarla ilgili riskleri vurgulamaktadır. Arazi ilhakı, gıda paylarının çalınması ve bayilerin satış oranlarını sattıklarını köye bildirmedeki eksikliğinden kaynaklanan uzun bir güvensizlik mirası söz konusuydu. Hükümetlerin güven inşa etmesi, bir topluluğun meşru şikayetlerinin duyulması için yer açması, topluluk seslerini protesto etme haklarını kullanması için desteklemesi ve herhangi bir yolsuzluğu suçlarından sorumlu tutması gerekir.

Venezuela’nın durumunda, devletin yanlış yönetilmesi, askeri varlık, enflasyon, ithalata güven ve uzun kuyruklar tüm faktörlerdi. Borç ödemelerini askıya almak için yüksek seviyeli anlaşmalar yapmak, ek kredi talep etmek veya uluslararası toplumlardan yardım istemek ve temel malzemeleri temin etmek, orta vadeli krizle mücadelede kritik öneme sahip olacaktı.

Kısa vadeli çözümler, isme dayalı olarak yemek bırakılan günleri sıraya koyma gibi alternatiflerin tanımlanması, kaosun azaltılmasına yardımcı olabilir. Bu davaya yapılan erken bir müdahele, milli gelirin petrolden uzaklaştırılmasına odaklanacaktı. Ek olarak, yerel gıda ve su güvenliği girişimlerinin desteklenmesi, yerel esnekliği artıracak ve toplulukların uluslararası fiyatlara maruz kalma ihtimalini azaltacaktır.

Daha erken etkili müdahaleler yapılabilir, kaos riskinin önlemesi bu şekilde daha muhtemeldir. Müdahaleler genellikle en düşük sosyoekonomik gruptaki kişilerin temel ihtiyaçlarını karşılayan merkezi olmayan, demokratik, katılımcı ve temsili modeller gerektirir. Yenilenebilir, esnek ve çeşitli gıda sistemleri ve entegre su yönetimi gibi enerji alternatiflerini içeren uyarlanabilir planlar yerel olarak çalışmalıdır.

Kaos haritamız, kaosa yol açan faktörler hakkında düşünmeye yardımcı olabilecek verileri bir araya getiriyor. Daha iyi bilgilerle, daha az kaotik bir sistem elde etmek ve umarım gelecekteki ölü sayılarını azaltmak için, genel kuruldaki insanlarla – karar verenler, akademisyenler, uygulayıcılar ve yerel topluluklar – birlikte çalışabiliriz.

Makalenin İngilizce orijinali

Kategori: İklim Krizi