Avrupa'da Yeşil DalgaGünün ManşetiManşet

İsviçre’de Yeşillerin yükselişi ne anlama geliyor?

Röportaj: Elif Ünal

Göçmenlik ve kültürler arası iletişim uzmanı ve Sosyalist Parti (SP) Prilly Şehir Parlamentosu üyesi gazeteci İhsan Kurt ile İsviçre’de seçim sonuçlarını ve yükselen yeşillerin ülke siyaseti için ne anlama geldiğini konuştuk.

İsviçre’de 20 Ekim günü gerçekleşen seçimlerde Yeşiller’in yükselişi tüm ülkede bir heyecan dalgası yarattı. Yeşiller Partisi‘nin yüzde 13,6, Yeşil Liberal Parti‘nin ise yüzde 7,8 oy aldığı seçimde sağ partiler ise oy kaybetti.  İsviçre yeşillerinin koalisyon oluşturarak hükümetin yedi kişilik yürütme erki Federal Konsey’de bir sandalye alıp alamayacakları ise tartışma konusu.

Göçmenlik ve kültürler arası iletişim uzmanı, aynı zamanda da Sosyalist Parti (SP) Prilly şehir parlamentosu üyesi gazeteci İhsan Kurt, Yeşil Gazete’ye verdiği röportajda seçim sonuçlarını değerlendirdi ve yükselen Yeşilllerin ülke siyaseti için ne anlama geldiğini anlattı.

-Son seçimlerde Yeşiller Partisi ‘nin oy oranındaki artışı nasıl değerlendiriyorsunuz? Seçim sonuçlarının İsviçre’deki siyasi ve toplumsal arka planı nedir?

Yeşiller burada oldukça eski bir parti, 1971’de ekolojist parti olarak kuruldu. 200 sandalyeden oluşan mecliste 2011’de 15 milletvekilleri vardı. 2015 yılında 11’e düştü. 2019’da ise 28’e çıktı. Bunun dışında bir de bundan on yıl önce bölünerek sağ kanat Yeşiller diyebileceğimiz Liberal Yeşiller doğdu. Onlar da sandalye sayısını arttırdı ve 16 milletvekili yerleştirdi. Her iki partinin toplam milletvekili sayısı 44.

‘Sağ popülizme bir cevap’

Ben bunu iki sebebe bağlıyorum. Birincisi SVP dediğimiz aşırı milliyetçi partinin yaptığı yabancı ve göçmen karşıtlığından, anti sosyal politikalarından gına gelmesi. Aşırı popülizme, alışılagelen geleneksel politikalara bir cevaptı. En çok oyu merkez sağ partisi olan Radikal Liberal Parti (FDP) ve aşırı sağ Halk Partisi’nden (SVP) aldılar. Sosyalist Parti de ülke genelinde dört sandalye kaybetti ve bunların ikisinin yeşillere gittiği söyleniyor.

‘İklim yılını fırsata çevirdiler’

Yeşillerin avantajı yeni bir dalga olması. Sosyalist Parti iktidar ortağı yani konseydeki yedi sandalyeden ikisine sahip. Bu bir süre sonra dezavantaj haline geldi. Sosyalistlerin geleneksel söylemlerine, aynı programı kullanmasına karşı insanlar yeniyi istiyor.

Üçüncü etken ise bu yıl iklim yılı. Yeşiller bu dalgayı çok iyi kullandılar. Her ne kadar Sosyalistler de bunda yarıştaysa da, yapılan bütün sokak gösterilerinde öncülük etmelerine rağmen de bunu fırsata çeviren Yeşiller oldu. Bu sayede sandalye sayılarını arttırdılar. Medyatik ajandayı çok iyi kullandılar diyebiliriz.

Yeşiller Partisi’nin seçim vaatleri

Yeşiller Partisi’nin 2019-2023 seçim programında Paris İklim Anlaşması’nın şartlarının uygulanması, çevre kirliliğinin önlenmesi, biyolojik çeşitliliğin korunması ve yeşil bir ekonomiye geçilmesine dair ekolojik vaatlerinin yanında; teknolojinin tüketim kalitesini düşürmemesi, iş kaybına sebep olmaması ve çalışanların ücretlerini düşürmemesi gibi İsviçrelilerin günlük problemlerine yönelik konular da yer alıyor.

Sosyal politikalar başlığı altında herkesin gelirine göre toplu ve ekolojik konut sahibi olması, modern ailenin korunması ve sosyal güvencenin arttırılması konularına değiniliyor. Seçim vaatlerinde çoğulculuğa büyük önem veren parti, kamu kuruluşlarında ve özel şirketlerde çoğulculuğun arttırılması, kadın erkek eşitliğinin hayatın her alanında sağlanması, yazılı basının korunarak iletişim alanında çoğulculuğun ve şeffaflığın korunması gerektiğini vurguluyor. Uluslararası politika önerilerinde ise iltica ve göç politikalarının daha insancıl hale getirilmesi ve uluslararası barış için çalışarak silahsızlanmaya gidilmesi gerektiği söyleniyor.

İhsan Kurt, Yeşiller Partisi’nin sunduğu seçim vaatlerinin birçoğunun sosyalist partilerin programında da, İşçi Partisi’nin veya solun solu dediğimiz grupların oluşturduğu kanadın da programlarında olduğunu söylüyor.

-Diğer partilerden farklı ne söylüyor peki?

Yeşiller bunları son bir yıldır söylerken diğer sol partiler bunları yıllardır söylüyorlar. Fakat söylem farklı.  Bunu iklim programıyla beraber söylemeye başladılar. İnsanlarda da “ya bir de bunları deneyelim, yeşil bir kuşak” bakış açısı var. Profil olarak sosyalistler arasında bir fark yok. Şöyle bir fark var ama; gençler. 25-40 yaş arasındalar. Sosyalistlerde 10 yıl eklemek lazım. Böyle bir sosyolojik gerçeklik var.

‘Yeşiller içerisinde milliyetçi bir kanat var’

Yeşillerin seçmeni kentli orta tabaka. En çok oy aldıkları yer Zürih şehriydi. Sonra Lozan, Cenevre şeklinde gidiyor, büyük şehirlerde… Kırsal daha çok aşırı sağ ve genel eski partilere oy veriyor. Mesela orta sınıf bir İsviçreli, gıda ürünü satın alırken ambalaja bakıyor, İsviçre’de yetişip yetişmediğine vs. dikkat ediyor. Fakat dar gelirli kesim daha çok fiyatına bakarak karar veriyor. Öyle olunca da yerli ürün tüketin demek biraz burnu havada bir yaklaşım olabiliyor. Bizde de bir dönem vardı yerli malı  milliyetçi vurgusu. Elbette yerli mali tüketmek lazım, ama bu beraberinde tamamen içe kapanmayı getirmemeli. Senegalli, Güney İspanyalı veya Mersinli üretici de domatesini, fasulyesini dışarıya satabilmeli zira dışarıdan traktör ve yakıt alıyor. Yani onun da geçinmesi lazım. Yoksa milliyetçiliğe dönüşür. Yeşiller içerisinde milliyetçi bir kanat var ve bunu yeşil bir örtü altında saklıyorlar. Bazen düşünüyorum, Yeşiller iktidara gelirse onlar da popülizm yapmazlar mı?

Yeşiller partisi göçmenler konusunda geride

Bundan birkaç yıl önce üst düzey bürokraside müsteşarlık, rektörlük ve müdürlüklerde kadın sayısının az olduğu ve dolayısıyla kadınların da o alanlara yerleşmesi gerektiği yönünde politikalar ve ardından kamusal alanda projeler geliştirildi. Son 5,6 yıldır çok yoğun bir şekilde yapıldı bu. Ama burada yeni eşitsizlikler doğmaya başladı: Göçmenler. Kimse göçmenlerden bahsetmiyor ve yüzde 24 oranında göçmen var. Özellikle Avrupa dışı göçmenler ayrımcılığa maruz kalıyor ama kimse şunu sormuyor aynı pozitif ayrımcılık neden göçmenler için de uygulanmıyor?  Yeşillerin bu konuda eksiklikleri var.

-Yeşiller Partisi’nin hükümet koalisyonunda yer alması mümkün gözüküyor mu?

Federal hükümet “sihirli formül” denilen ve 1959’den beri anayasal olarak yürürlükte olan “yedi akıllar” dediğimiz dört partili bir koalisyon tarafından yönetiliyor. Bunun sayısı sekize veya dokuza (tek sayı olması gerek) çıkarılsa veya arttırılsa nasıl olur? İsviçre’nin gündeminde uzun süredir bu var. Yeşiller de bunu uzun süredir istiyor. Ülkedeki dengeler açısından konuşursak evet böyle bir hakları var. İsviçre geleneklerine göre rüştlerini ispatlamaları gerek. Yani 2023 seçimlerinde de bunu arttırırlarsa o zaman yer alabilirler. Bunun için yetki parlamentoda eğer çoğunluk sağlanmazsa referanduma gidilir. Ama önümüzdeki seçimden önce mümkün gözükmüyor. 2023 yılında mümkün olabilir.

Şu anda parlamentoda dörtte bir oranında yer alıyorlar. İsviçre siyaseti dengeler üzerinedir, geleneksel dengeler ve uzlaşı siyaseti güçlüdür. Sanırım Yeşillerle uzlaşmaya gidilecek ve bir sonraki seçimlerden sonra bunun sözünü almak üzerine bir politika yürütecekler. Yedi bakanlıktan birini alabilirler. Veya yediye değil de dokuza çıkarırlar. Bu da bir tartışma çünkü bu olduğunda (1952’de) yedi bakanlı sistem kurulduğunda ülke nüfusu 5 milyon civarındaydı, oysa bugün bu 8 milyona ulaştı.

İsviçre’de nasıl bir siyasi sistem var? 

İsviçre Federal Cumhuriyeti 26 kanton ve 2942 belediyeden (komünlerden) oluşuyor. Yasama gücü iki kanatlı Federal Meclis‘te bulunuyor. Federal Meclis 46 üyesi bulunan Senato (Kantonlar Meclisi) ve 200 sandalyeye sahip Ulusal Meclis‘ten oluşuyor ve seçimler dört yılda bir gerçekleşiyor. İki aşamalı senato seçimlerinin ikinci turu 10 Kasım’da. Ülkenin yürütme organını oluşturan Federal Konsey ise parlamentoda temsil edilen siyasi partiler arasında uzlaşıyla göreve getirilen yedi kişiden oluşuyor. Aralık ayında da yer alacak konsey üyeleri belirlenecek.

1959 yılından itibaren Federal Konsey‘de Hristiyan Demokrat Parti (CVP), Sosyalist Parti (SP), Radikal Liberal Parti (FDP) ve Halk Partisi (SVP) bakanları temsil ediliyor. Her yıl ise aralarından biri Konfederasyon Başkanı olarak görev yapıyor.

-Yeşiller partisinin varlığı diğer partilerin söylemlerini nasıl etkileyecek?

Etkiliyor şimdiden. Liberal radikal parti bile çevreden söz etmeye başladı. Mesela, 14 Haziran Kadın Grevi var, kadınlara seçme ve seçilme verilmesinin 40. yılı olarak kutladığımız. Bunu sosyalistler başlattı, yeşiller de doğal olarak içerisine dahil oldu. Öyle olunca diğer partiler de desteklemeye başladı. İklim konusunda da aynı şekilde diğer partiler seçmenlerini korumaya yönelik bir söylem geliştirdiler. Sağ partilerin bu konuda bir projesi yok ama bu söyleme geçmeleri onları projelendirmeye itecek.