EkolojiKazdağları GünlüğüManşet

Kazdağları’nda şirketin belediye ile denetim mekanizması teklifine ret

Haber: Elif Ünal

Kazdağları’ndaki maden arama çalışmaları sebebiyle eleştirilen Kanadalı Alamos Gold’un Türkiye’deki iştiraki Doğu Biga Madencilik’in Proje Müdürü Çağın Şen, İşte Çanakkale gazetesine röportaj verdi.

Şirketin, Kirazlı’da yürütecekleri altın ve gümüş madeni arama çalışmaları kamuoyunda büyük tepki yaratmış, günler süren protestolara sebep olmuştu. Son olarak şirketin 13 Ekim’de dolan maden arama ruhsatları yenilenmemiş, projenin bir yıl erteleneceği açıklanmıştı.

Çağın Şen: Protestolar bilgi eksikliğinden kaynaklanıyor

Ruhsat yenilenmemesinin ardından verdiği röportajda Proje Müdürü Çağın Şen, protestoların bilgi eksikliğinden kaynaklandığını; projenin etki alanındaki köyleri bilgilendirdiklerini ve onaylarını aldıklarını öne sürdü. Bunun yanı sıra Kazdağları’nda gerçekleştirilmek istenen “Kirazlı, Ağı Dağı ve Çamyurt olmak üzere toplam üç projede altın üretimi gerçekleştirildiğinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne 551 Milyon Dolarlık doğrudan katkı sağlanmış olacağını” açıkladı.

“Belediye ile denetim mekanizması oluşturabiliriz”

Çanakkale Belediyesi’ne sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte bir denetim mekanizması oluşturma çağrısında bulunan Şen, “Belediyenin, sivil toplum kuruluşlarının belki üniversitenin de içerisinde yer aldığı ikinci bir denetim mekanizması oluşabilir.  Nasıl kamu kurumları bizi denetime tabi tutuyorsa, komisyon da bizi denetleyebilir. Belediye bu çağrımıza olumlu ya da olumsuz bir cevap vermedi. Çağrımızı yineliyoruz” dedi.

İrfan Mutluay: Bizi riske ortak etmeye çalışıyorlar

Açıklamayla ilgili Yeşil Gazete’ye değerlendirmede bulunan Çanakkale Belediyesi Başkan Yardımcısı İrfan Mutluay “bu çağrının aldatmaca olduğunu ve ikna çalışmalarının parçası olduğunu” söyledi.

Bu çağrıya geçmişte olduğu gibi şimdi de olumsuz yanıt verdiklerini söyleyen Mutluay “Buradaki denetleme görevi Çanakkale Belediyesi’nin değil. Biz madencilik faaliyetine, bizim buradaki tek su kaynağımız olan Akhisar Barajı’na yönelik kirlenme riskinden dolayı onay vermiyoruz. Burada oluşabilecek en küçük sorun burayı etkileyecektir. Biz bu riski kabul etmeyeceğimizi belirttik” dedi.

 

“Kendileri de riskin olduğunu kabul ediyor”

Doğu Biga Madencilik Proje Müdürü’nün açıklamasında “riskleri en aza indiriyoruz” ifadesini kullandığını belirten Mutluay, “Demek ki riskin olduğunu kabul ediyorlar. Bu en küçük risk dedikleri riskin sonucu dahi bir felaketle sonuçlanacak. Yer altı kaynaklarının kirlenme riski var. ‘Biz önlem alacağız’ diyor. Bunun dünyada yaşanmış kötü örnekleri var. Çok uzağa gitmeye de gerek yok. Türkiye’de Fatsa örneğinde gördük. Oradaki insanlarla yapılan röportajlar halkın bu işlemler sonucunda hayatının nasıl etkilendiğini ortaya koyuyor. Biz bunların yaşanmasını istemiyoruz” diye belirtti.

Kazdağları Savunması’ndan cevap

Çağın Şen’in vermiş olduğu röportaja cevap vermek için Kazdağları Savunması tarafından bir metin kaleme alındı.  Metinde, 16 maddeden oluşan bir soru listesi yöneltildi. Doğu Biga Madencilik’in kurumsal sayfasındaki rakamların Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporundan neden farklı olduğu soruldu. Listede şu sorular yer alıyor:

  1. İlk denetim sorumuz ÇED’de 6 yılda 495 bin onsluk altın, 3 milyon altı bin onsluk gümüş üreteceğinizi söylüyorsunuz, sayfanızda farklı rakamlar var. Devletimize beyan ettiğiniz gelire göre devlet hakkı bırakacağınıza göre, bu durumu nasıl açıklıyorsunuz?

  2. Yerel Halkı bilgilendirdiğinizi söylüyorsunuz; bilgilendirme yaparken (kirazlı köyü sakinleri) tepelerinde 5200 ton patlayacı ile Balaban tepesini patlatacağınızı da anlattınız mı? Bu bilgi yalan mı, yalansa ÇED mi yalan söylüyor?

  3. Yerel halka 6 sene içinde (kirazlı ve civar köylerden) en fazla 600 kişi (ki bunların ne kadarı teknik eleman, ne kadarı dışarıdan bilmiyoruz) ama işletme aşamasında 300 kişi çalıştıracağınızı ve sonra işsiz kalacaklarını söylediniz mi? Ya da 6 sene sonra yanınızda Kanada’ya mı götüreceksiniz? Çocuklarını işe aldıklarınız ve servis işi verdiğiniz 3 muhtar dışında destekleyen var mı? Bir de açıklamanızda yerel topluluk demişsiniz, bizde böyle ifade biçimi yok, kim bu yerel topluluklar?

  4. Kamuoyunda dünyanın terk ettiği vahşi madencilik ile altın işleyeceğinizi söylüyorsunuz, yalan mı? 1 gr altın için 4 ton su kullanacaksınız ve bu su Siyanürlü olacak, ağır metalle kirletilecek. 25 milyon cevher ( içinde altın ve gümüş bulunan kayaç) işleyeceksiniz ve kullanılan su miktarını düşünürsek, o su en son nerede duracak?

  5. Dünyanın neresinde tenörü 0,75 olan bir altın madeni işletiliyor, örnek verir misiniz? Yani bir ton kayayı 1 gram bile olmayan altın için toz haline getireceksiniz, neden tonunda 7-8 gram altın bulunan bir yerde değil de bu kadar düşük tenörde altın arıyorsunuz? Vahşi madencilik ile daha ucuza mı mal oluyor?

  6. Deprem haritanızı bizimle de paylaşır mısınız? Kuzey Anadolu fay hattının orta zonu mesela Ağı Dağı’ndan geçiyor, bunu da tespit ettiniz mi?

  7. Açık ve net bir dille işletmeyi kurduğunuz alanın Atikhisar Barajı’nın uzun mesafeli koruma planı içinde olmadığını söyleyebilir misiniz? Kamuoyuna Siyanür havuzu orada değil demek algı yönetimi değil mi? Şu an işletmenin tam girişinde bir dere vardı, o dereye ne oldu ve o su nereye gidiyordu?

  8. ÇED’e göre proje alanında 56 familyaya ait 283 tür bitki tespit edilmiştir; bunlardan 7’sinin endemik olduğu belirlenmiştir. Bu da mı yalan ve bitki örtüsünü sıyırdığınızda o endemik bitkileri ne yaptınız? Denetim yapsınlar demişsiniz ya: ilk denetim, bize 7 endemik bitkiyi gösterin.

  9. Biz yanlış bilgi veriyorsak siz açıklayın: ÇED alanında veya işletmeyi kurmak için bitki örtüsünü sıyırdığınız alanda: kaç kuş türü, kaç memeli hayvan, kaç sürüngen, kaç balık türü, kaç bitki türü ve kaç endemik bitki tespit ettiniz siz açıklayın (ÇED’den olsun).

  10. Ağı Dağı, Kirazlı, Çamyurt’taki toplam ruhsat alanınız kaç hektar? Her ÇED alanını bitirdiğinizde geriye kalan ruhsat alanlarında da ÇED başvurusunda bulunacak mısınız?

  11. Siyanür, hidroklorik asit, asit Kaya drenajı ve ağır metallerle dolu yığın liçinin üzerini hatıra ormanınız ile kaplayacaksınız ya, o hatıranın içine endemik bitkileri, flora ve faunayı da koyacak mısınız? Yani altınla ekosistem satın alınabiliyor mu? (Bakınız size bir ekosistem tanımı verelim: orman ekosistemini -ağacı, çalısı, makisi, orman altı bitkileri, mantarı, yosunu, likeni, akarsuları, yeraltı suyu, toprağı, toprak canlıları dahil tüm biyolojik çeşitliliği ve gen kaynakları ve yaşam birlikleriyle birlikte- bir bütün ve bütüncül olarak korumaktır!)

  12. Kanada’da ki işletmeleriniz de de vahşi madencilikle mi altın arıyorsunuz? Ha bir de tondaki altın oranı kaç? Bu madenlerimizin isimlerini de açıklar mısınız?

  13. Dünyanın neresinde tarım alanlarını sulayan yerin tepesinde vahşi madencilikle altın ve gümüş işleniyor? Bir örnek açıklayın! Siz tarım alanlarımızı sulayan havzada vahşi madencilikle yapılan işletmeyi kurarak marka tarım ürünlerimize zarar vermiyorsunuz da, bizler insanları başlarına gelecekler konusunda uyardığımızda mı zarar veriyoruz.

  14. 212 hektarlık alanda toprak sıyırdınız. Hadi yuvarlak 2000 bin dönüm diyelim. Bunu 13 bin ağaca böldüğümüzde 6,5 ağaç ediyor, dönüm başına. Yani o bitki örtüsünü sıyırdığınız alanda dönüm başına 6,5 ağaç mı vardı? Kaldı ki ÇED’de ÇED alanının yüzde 97’sinin orman olduğunu yazmışsınız. Bize değil açıklamalarınızda bahsettiğiniz o “yerel topluluklara” sorun, bir dönümde 6 ağaç olan yere orman denir mi? Balaban’da hem orman ekosistemi katledildi hem de iklim değişikliği ve çölleşmeye katkıda bulunuldu, bu da mı yanlış! (kaldı ki ÇED’de orman arazisindeki kapalılık oranın sadece %16’sının seyrek alan yani metrekarede 0-10 ağaç olduğunu söylüyorsunuz, geriye kalanı orta ve üstü kapalılık olduğu aşikarken yani metrekarede en az 11 en fazla 100 ağaçla kaplı olduğu gerçeğini kim saklıyor?)

  15. Devlet katkı payından aldığınız teşviki de düştünüz mü? Ha bir de işletmeyi burada kurduğunuzda devlet katkı payı yarıya düşmüyor mu? Maden yasası mı doğru söylüyor, siz mi?

  16. Son olarak maden yasasına göre bütün yükümlülükleri yerine getirdiğinizi açıklamışsınız. Öyleyse soruyoruz: Bakanlık ruhsatı neden yenilemedi?

 

Kategori: Ekoloji