Doğa MücadelesiEkolojiManşet

Çanakkale, Kazdağları için bir arada: Ruhsatı yenilemeyin

Kazdağları’nda doğa talanına neden olan Kirazlı altın madeni için alınan ruhsat süresi bugün doluyor. Çanakkaleliler ruhsatın yenilenmemesi, projenin durdurulması için bir kez daha sokaklara çıktı.

Kanadalı Alamos Gold şirketi ve yerli taşeronu Doğu Biga Madenciliğin, Kazdağları’ndaki Kirazlı Köyü yakınlarında, büyük bir doğa talanına sebep olduğu altın madeni projesinin durdurulması ve süresi 13 Ekim’de dolan işletme ruhsatının yenilenmemesi için yörede yaşayanlar, çevre aktivistleri ve sivil toplum örgütleri Çanakkale’de bir araya geldi.

Kaz Dağları Dayanışması’nın düzenlediği protesto eyleminde, İskele Meydanı’nda toplananlar, “Kirazlı giderse tüm Kazdağları gider. Kirazlı durdurulmaz ise  diğer projeleri durdurmak daha da güçleşir” dedi. Eyleme,  Körfez Dayanışması, Kazdağları Sanatçı Dayanışması, Ayvalık Tabiat Platformu, Esenyurt Doğa ile Dayanışma İnisiyatifi, Efem Çukuru Yürüyüşçüleri, Kaz Dağları İstanbul Dayanışması, Yalova Kaz Dağları Dayanışması, Kazdağları Kardeşliği, Ekoloji Birliği, Politek, EGEÇEP, İzmir Yaşam Alanları, Burhaniye Çevre Platformu, Kazdağları Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Gökkuşağı Dergisi, Bozcaada Forum, Gömeç Çevre Platformu, demokratik kitle örgütleri ve yerel STK’ler katıldı.

Kalabalık grup adına Kazdağları Dayanışması’ndan Ferzan Aktaş, Ayşegül Sandıkçıoğlu ve Necla Kanbur’un yaptığı basın açıklamasında taşeron şirket Doğu Biga Madencilik’in süresi biten ruhsatının yenilememesi istendi.

Şirketin, ÇED raporunda belirtilen sayının üzerinde, en az 200 bin ağaç kestiği, verimli üst toprağın sıyrıldığı belirtilen açıklamada, proje henüz başlangıç aşamasındayken bile Kazdağlarının ekosisteme büyük zarar verildiği kaydedildi. Açıklamada projenin devam etmesi halinde yaşanacaklara dikkat çekildi: “Projenin bulunduğu Bölge, dünyada sadece Türkiye’de yaşayan 7 bitki türünün yaşam alanıdır, ayrıca Çanakkale’nin tek içme suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı’nın da su toplama havzası üzerindedir. Projenin devam etmesi halinde, kırma eleme tesisleri, siyanür liç tesisleri, atık havuzları yapılacak, cehennem çukurları açılmaya başlanacak ve Kazdağları’nda gerçekleştirilecek doğa tahribatı telafisi mümkün olmayan bir hale gelecektir. Projede 47 milyon ton cevhersiz, 25,6 milyon ton cevherli, yaklaşık 70 milyon ton kaya parçalanacaktır. Toprağın sülfürlü olması nedeniyle pasa dağlarında asit maden drenajının oluşacağı büyük olasılıktır. Oluşacak sülfirik asit yani kezzap da ağır metalleri çözecektir. Yeraltı ve yerüstü suları ve onların ulaşacağı Atikhisar Barajı ve ayrıca civardaki topraklar yüzyıllarca sülfirik asit ve ağır metallerle zehirlenecektir. Bölgedeki tarım ve hayvancılık yok olacaktır. Türkiye’nin en yaşanılır kenti seçilen Çanakkale’yi yaşanmaz bir yer haline getirecektir. Proje hemen durdurulmazsa, çölleşmiş, kuraklaşmış, zehirlenmiş topraklar ve akışı bozulmuş ve kirletilmiş yeraltı ve yer üstü suları ile karşı karşıya kalacağız. ÇED Dosyasında iddia edildiği gibi rehabilite edilmeye çalışılsa ve binlerce ağaç dikilse bile orman ekosistemi hiçbir zaman aynı eski ekosistem olmayacaktır.”

Altın madenciliğinin tehlikelerinden birinin de siyanür kullanımı olduğuna dikkat çekilen açıklamada, projede 18 bin 900 ton siyanür kullanılacağını anlatıldı: “Siyanür açık havada buharlaşacak ve ayrıca atık yığınları ve havuzların altında yer alan membranların yüzlerce ton basınç altında delinme, yırtılma, çürüme, çökme ve deprem gibi nedenlerle sızdırması sonucu yeraltı sularına ve toprağa karışacak, insan ve diğer tüm canlıların   üzerinde ölüm ve hastalık saçacaktır.”

 ‘Onler gidene kadar Kazdağları’nı terketmiyoruz’

Çanakkale ve yöresinin birinci derece deprem bölgesinde olması ve projenin fay hatlarına çok yakın olması nedeniyle kaza riskinin büyük olduğu vurgulanan açıklamada, Kazdağları ve çevresinde sırasını bekleyen onlarca projeye dikkat çekildi:

“Bu aşamada Kirazlı’ya sahip çıkmak ve Kirazlı’yı durdurmak çok önemli. Kirazlı giderse tüm Kazdağları gider. Kirazlı durdurulmaz ise  diğer projeleri durdurmak daha da güçleşecek. Ülkemizin her yanı hem vahşi madenciliğin, hem de sermaye yanlısı enerji politikalarının kurbanı olacak. Türkiye adeta yangın yerine dönecek. Termikler, HES’ler, RESler, JES’ler ve şaşaalı mega projelerle eşsiz ekosistemlerimiz ve yaşam alanlarımız mahvolmaya devam edecek. Mücadeleyi Cerattepe’den Edirne’ye, Bartın’dan Adana’ya, Fatsa’dan Aydın’a, Hasankeyf’ten Kışladağ’a, Samsun’dan Karaburun’a, Munzur’dan Kazdağları’na birleştirmek ve el ele olmak gerek. Madencilerin ve iktidarın her türlü karalama kampanyalarına, yaratmak istedikleri provokasyonlara, sosyal rüşvetlere karşın, hiçbir kamu yararı olmayan, karı şirketlere her türlü riski doğaya ve halka olan bu yıkım ve talan projelerine ve politikalara karşı yan yana gelecek, dayanışacak ve bu saldırırılara karşı barışçı mücadelemize kesintisiz devam edeceğiz.

Bizler, yani yaşamdan yana olanlar, bu yıkım ve talanın hemen sonlandırılarak, Kazdağları’nda yapılması planlanan Kirazlı ve diğer madencilik projelerinin iptal edilmesini, Kazdağları ekosistemine daha fazla zarar verilmemesini istiyoruz. Anayasanın güvence altına aldığı, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkımıza dayanarak; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı-Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’ne sesleniyoruz:  Doğu Biga Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ne ait 82225 sayılı işletme ruhsatı 13 Ekim’de süresi dolacaktır.  Hukuka ve bilime aykırılığına rağmen onaylanan ÇED raporuna dahi aykırı çalışmalar yapılan bu işletmenin İşletme Ruhsatı yenilenmemelidir! Onlar ormandan gidene kadar biz Kazdağları’nı terk etmiyoruz.”