EnerjiGünün ManşetiManşet

10 ülke ‘Nükleersiz Asya’ için bir araya geldi

30 yıldır Asya’nın çeşitli ülkelerinden nükleer enerji ve nükleer silahlanmaya karşı olan bilim insanı, akademisyen ve aktivistlerin buluştuğu Nükleersiz Asya Forumu (NNAF) bu sene Tayvan‘ın başkenti Taipei‘de 20-23 Eylül 2019 tarihlerinde gerçekleştirildi. Tayvan, her birinde ikişer reaktör olan dört nükleer santral tesisi bulunan, fakat dördüncü tesisin henüz devreye alınmadığı gibi Almanya , Belçika , İspanya, İsveç gibi nükleer enerjiden 2025’e kadar çıkmayı planlayan bir ülke.

Etkinliğin başlangıç  tarihi olarak seçilen 20 Eylül ise Türkiye’de de Marmara ve Düzce depremlerinin meydana geldiği 1999 yılında; Tayvan’da da 2400 kişinin yaşamını yitirmesine ve 11 bin kişinin yaralanmasına neden olan 7,7 şiddetindeki büyük depremin yıl dönümü. Etkinliğe ev sahipliği yapan Tayvan Çevre Koruma Örgütü‘nün “Nükleersiz bir Asya için gücümüzü birleştirelim” sloganıyla gerçekleştirdiği etkinlikte, nükleer santrallerin risklerine karşı Fukuşima Nükleer Felaketi’nden ders alınması gereği ve deprem gerçeğine dikkat çekildi. Sunumların ardından, delegelerle birlikte Cumhurbaşkanı’nın makamına bir ziyaret de yapıldı.  

 

2017’de Nobel Ödülü alan Nükleer Silahlanmanın Durdurulması için Uluslararası Kampanya‘nın (ICAN) Avustralya temsilcisi Dave Sweeney‘in de katılımcısı olduğu etkinlikte 10 Asya ülkesinden delegeler sunumlar yaptı. Avustralya, Çin, Hindistan, Japonya, G.Kore Moğolistan, Filipinler, Vietnam ve ABD‘den delegelerin katıldığı NNAF 2019’e Türkiye‘den Yeşil Gazete yazarı Pınar Demircan katıldı. Aynı zamanda Nükleersiz. org koordinatörü olan ve daha önce Japonya ve Filipinler‘in ev sahipliğinde gerçekleştirilen forumlara davet edilen Demircan bu sene Tayvan’da yapılan Forum’a ilişkin şunları söyledi :

“Türkiye’de tam da deprem gerçeğinin hatırlandığı bir dönemde bu Forum’un Tayvan gibi yoğun fay hatlarının bulunduğu  bir coğrafyada yapılmış olması Fukuşima Nükleer Felaketi’nden bugüne bir kez daha nükleer santral-deprem ilişkisine dikkat çekmeyi olanaklı kılması bakımından ayrıca anlamlı oldu. Zira sivil toplum özellikle Fukuşima sonrası endişelerin yükselmesiyle ülkede 1970’lerdeki sıkıyönetim zamanında inşa edilmiş olan nükleer santrallerin devreden çıkarılmasını planlıyor. Yine en son inşa edilen santralin çalıştırılmasından bir sonraki  hükümetin döneminde yapılacak referandum oylamasıyla vazgeçilmesi hedefleniyor. Tayvan için dileğim  halkın iradesinin referandumda manipülasyona uğratılmaması”.

Yazarımız Pınar Demircan ve Forum organizatörlerinden Yoko Unoda.

Nükleersiz Asya Forumu‘nun önemini gezegenin bugününü ve yarınını tehlikeye atan, devlet ve şirket ortaklığıyla beslenen küresel kapitalizmin karşısına sivil toplumun benzer ölçekte bir gücü çıkarmak zorunda olduğunu düşündüğünü söyleyen Demircan dünya genelinde bölgesel işbirlikleriyle daha hedef odaklı hareket edilebileceğinin altını çizdi. Demircan, bu açıdan NNAF’in aynı kıta üzerinde kültürel olarak da görece birbirine yakın toplumlar arasında nükleersizlik diyaloğunun güçlendirilmesi için önemli bir misyon taşıdığını ifade ederek “Türkiye’nin hem Asya hem de Avrupa kıtalarında yer alması nedeniyle bölgesel işbirlikleriyle nükleersiz dünya ideali açısından önemli hatta Asya ve Avrupa’yı birleştirici bir pozisyonda olduğumuza inanıyorum”dedi.

Etkinlik süresince katılımcılar NNAF ürünü olan  The People of Asia say No To Nuclear, Türkçesi Asya’nın İnsanları Nükleer Güç İstemiyor adlı kitapla buluştu. Kitaptaki Türkiye kısmının içerik editörü Demircan Asya ülkelerinin benzer bir kültüre sahip olmasının onları tarihsel olarak da yakınlaştırdığını söyledi. Özellikle sıkıyönetim dönemlerinin Tayvan’da da Filipin Cumhuriyeti‘nde olduğu gibi  nükleer santrallerin kurulduğu dönem olduğunu, nükleer karşıtı enerji mücadelesinin demokrasi mücadelesiyle birlikte yürüdüğünü belirtti.

Nükleersiz Asya Forumu kapsamında gerçekleştirilen ülke sunumları ve görüş alışverişi yapılan iki günün ardından delegeler  program kapsamında Cumhurbaşkanı Tsai Ing-wen‘in makamına bir ziyarette bulundu. Tayvan’ın ilk kadın Cumhurbaşkanı olan ve Ocak ayında göreve gelen Ing-wen’in makamında delegeleri karşılayan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Chen Chien Jen 2025 yılına kadar nükleer santrallerden çıkış yapma kararı alan hükümetin yaklaşımını “ülkemizde yenilenebilir enerji kaynaklarına yaptığımız yatırımlar ve nükleer santrallerden çıkma eğilimimiz bu sene Nükleersiz Asya Forumu’na uygun bir ortam oluşturmuştur” sözleriyle ifade etti, güvenli bir gelecek için nükleer enerjiden vazgeçilmesi gerektiğini söyledi. 

Nükleersiz Asya Forumu delegeleri ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Chen Chien Jen birlikte

2017 yılında Nobel Ödülü’nü alan Nükleer Silahların Tamamen Ortadan Kaldırılması İçin Uluslararası Kampanya (ICAN) temsilcilerinden Dave Sweeney görüşmede, Tayvan’ın nükleerden çıkış kararını kutlayarak Avrupa’da Almanya’nın nükleerden çıkışa liderlik ettiği gibi Tayvan’ın da Asya ‘ya model ve lider olması yönündeki temennilerini iletti. Cumhurbaşkanı yardımcısı “farklı dillerimiz ve kültürlerimizle farklı ülkelerden geliyoruz fakat tek bir dünyamız var ona saygı duymalıyız” diyerek delegelere geldikleri için teşekkür etti.

Delegeler daha sonra başkentteki üç nükleer santrale saha ziyaretinde bulundu. Sırasıyla ülkenin kuzeyindeki üç nükleer santral tesisine giden kafile bu ziyaretlerde özellikle soğutma suyunun alınıp verilmesi neticesinde balık türlerinin azaldığını, denizdeki canlı yaşamının gördüğü zararları uzmanlardan dinledi. 

Nükleersiz Asya Forumu delegeleri iki gün süren Forum’un ardından aşağıdaki sonuç bildirgesini kabul etti . Buna göre: 

  • Nükleer enerji, tüm canlılar üzerinde kalıcı tahribat oluşturan niteliği ile yanlış bir tercihidir. İklim krizine de cevap olabilecek yegane enerji kaynağı olarak yenilenebilir enerjilere geçiş zaruridir. Ancak bu geçiş yerli halkların yaşamına zarar verilmeden gerçekleştirilmelidir.

  • Nükleer enerji temiz, güvenli ve ekonomik değildir. Nükleer enerjinin yenilenebilir enerji olduğu iddia edilemez ve fosil yakıtlara göre karbonsuz enerji yeşil enerji şeklinde tanıtılamaz. Nükleer enerji, elektriğin elde edilmesi için ham madde olan uranyumun yerin altından çıkarılmasından işlenmesi, yakıt sevkiyatı, santral inşaatı ve geçici atık depolarının hazırlanmasına kadar tüm bir nükleer zincir içerisindeki karbon adımlarıyla değerlendirilmelidir. İşletme sürecinde karbon salmasa dahi zararlı olan radyoizotopları salar, dışsallıklarıyla deniz suyunu ve atmosferi ısıtır, çözümsüz radyoaktif atık sorununu ortaya çıkarır.

  • Nükleer enerjinin bir çözüm olarak önerilmesinin kabul edilmemesine bir neden de on yıllardır nükleer atık sürecine dair çözüm dahi üretilememiş olmasıdır. Kaldı ki nükleer santraller kullanılmaya devam edilirse iklim krizi şartlarında kuraklık ya da afetlerle boğuşan dünyada endüstri için yoğun su kullanılması kabul edilemez.

  • Nükleer enerji, nükleer silahlar ve kimyasal silahlar birbiriyle çok yakın ilişkide olarak ekosistem ve dünya barışı için çok büyük bir tehdittir.

  • Yerli halklar ve azınlık halkları, özellikle merkezden uzakta, siyasi gücü veya sesi çok az olanlar – madencilik, nükleer silah testleri, nükleer santral işletmesi ve nükleer atık yakma gibi imha yöntemlerinden kaynaklanan – radyasyon kirliliğinin mağduru olmuşlardır. Avustralya, Tayvan, Çin, Hindistan, ABD ve Güney Pasifik’te bir çok örneği vardır.

  • Ekonomik kalkınma” efsanesi, azınlık halkları için yıkımı ve ölümü hak göremez. Arazilerinin kamulaştırılması ve kirletilmesi kültürel ve fiziksel soykırım olarak değerlendirilmelidir. Maddi ve manevi tazminatlar ödenmeli sağlık şartları iyileştirilmelidir.

  • Pek çok nükleer reaktör operasyonel ömürlerini tamamlamıştır. Bu reaktörlerin sökümü onlarca yıl sürecek zorluklarla doludur.

  • Gelişmiş ülkelerde nükleer enerjiden çıkış yaşanırken Çin, Hindistan ve diğer gelişmekte olan ülkelerde özellikle otoriter hükümetler altında yeni tesisler bir çok teknik eksikliğe rağmen planlanmakta ve inşa edilmektedir. Fukushima Nükleer Felaketi’nden edilen deneyime rağmen hükümetler tarafından mevcut nükleer reaktörlerin ömrünün uzatılması bu reaktörleri çok daha riskli hale getirmektedir.

Nükleersiz bir dünyanın mümkün olduğu tahayyülüyle geleceğin tek enerjisi olarak yenilenebilir enerjiye geçilmesi için ortak hareket etme kararlılığında olduklarını açıklayan Nükleersiz Asya delegeleri yapılması gerekenler bağlamında aşağıdaki konulara dikkat çekti..

  • Tüm dünyada Nükleer Silahların Yasaklanması Uluslararası Antlaşmasının desteklenmesi, imzalanması ve onaylanması gereklidir.

  • Kazanç sağlamak amacıyla gezegene ve tüm canlılara zarar vermekten imtina etmeyen nükleer endüstriye karşı mücadele devam etmek zorundadır.

  • Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı(IAEA), Fukushima Nükleer Felaketi’nin sonuçlarından ders çıkararak özellikle Hindistan, Tayvan ve Türkiye gibi fay hatları olduğu bilinen ülkelerin hükümetlerine nükleer projelerinden vazgeçmeleri bu projeleri durdurmaları için çağrıda bulunmalıdır.

  • Uranyum madenciliğinden atık süreci dahil tüm nükleer zincir içinde radyoaktif kirliliğın önlenmesi için çalışılmalıdır.

  • Tayvan halkı referandumda “Nükeerden çıkış ve yenilenebilir enerjiye geçiş” seçeneğini tercih etmesi ve inşaatı devam eden nükleer santral tesisi için söküm kararı verilmedir. Tesis yenilenebilir enerji üretim tesisine dönüştürülmelidir. Operasyon sürecini tamamlayarak devreden çıkarılan nükleer santrallerin atıklarının ekositemsel kirlilik oluşturmayacak şekilde bertaraf edilmesi gerekmektedir. Tayvan’daki Orkid Adası nükleer atık çöplüğü değildir, nükleer atıklardan temizlenmelidir.

  • Uluslararası Radyoloji Düzenleme Kurulu nükleer kazadan sonra maruz kalınacak dozun kapalı bir mekanda kalınırsa mağduriyet riskinin azalacağını savunan düzenlemesi kabul edilmemelidir.

  • Tokyo Eyalet Mahkemesi’nin Fukuşima Nükleer Felaketi’nin sorumlusu olduğu iddiasını reddederek üç Tokyo Elektrik Şirketi Yöneticisinin suçsuz olduğu yönünde verdiği kararı kınıyoruz. Suçluların değil felaketin mağdurlarının yanında olunmalıdır.

  • 2020, gerek Tokyo’da planlanan Olimpiyat Oyunları gerekse Hiroşima ve Nagazaki’ya ABD’nin atom bombasını atmasının üzerinden 75. yıl geçmiş olacağı için önemli bir yıldır. Olimpiyat oyunları Fukuşima Nükleer Felaketi’nin badirelerinin atlatıldığına dair bir gösteri aracı olarak kullanılmamalı, bu şekilde olimpiyat ruhuna aykırı hareket edilmemelidir.

 

Kategori: Enerji