Hayvan HaklarıManşet

Hayvan hakları örgütlerinden TBMM’ye: Komisyon’da avcılar dinlenemez

Hayvan hakları savunucusu 47 sivil toplum örgütü ve oluşum, avcıları dinlemek üzere davet eden TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu’na tepkili: Örgütler, Komisyon’un hayvan haklarını gözetme çizgisinden uzaklaştığını ve bu davet ile geçerlilik ve misyonunun tartışmaya açıldığını belirtti.

TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu’nun yarınki toplantısında avcıları dinlemeye karar vermesi hayvan hakları savunucularının tepkilerine yol açtı. Komisyon’un avcılığı sınırlandırma önerisinde bulunacağını açıklamasının ardından, komisyon başkanı ve üyeleri avcıların sosyal medyada hedefi hâline getirilmişti. Avcıların avcılığın yasaklanmaması için yoğun baskıları sonucu,  Komisyon, avcıları dinlemeye karar verdi. Yarın, Meclis’te yapılacak komisyon toplantısında, Avcılık ve Av, Yaban Hayatı Koruma Konfederasyonu (AYHAK) ile Silah Savunma Sanayici Satıcı ve Kullanıcıları Derneği (SİLSAD) temsilcilerinden oluşan bir heyet dinlenecek.

Komisyonun bu tutumuna tepki gösteren ve hayvanları, doğayı ve kenti savunan 47 sivil toplum örgütü ve oluşum, bugün yayınladıkları ortak bildiride, hayvan haklarını gözetmek amacı ile kurulmuş olan bir meclis araştırma komisyonunda avcıların dinlenmemesi gerektiğini savundu:

“Bu komisyon, hayvanların haklarını teslim edecek ve hak ihlallerini ortadan kaldıracak çözüm önerilerini üretmekle görevlidir.

İki örnekle daha açık izah etmek isteriz: TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesindeki “Kadına ve Aile Bireylerine Yönelik Şiddetin İncelenmesi Amacıyla Kurulan Alt Komisyon”un, kadınlara cinsel şiddet uygulayan failler dinlediğini düşünün. Bu örnek ilgili komisyonun amacı ile ne kadar çelişirse, TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu’nda da hayvanların yaşam hakkını gasp eden, hayvanlara işkence eden, yavru yaban hayvanlarını annesiz bırakarak açlık nedeniyle ölmelerine sebebiyet veren avcıların da dinlenememesi de aynı çelişkiyi içinde barındırır. Tıpkı, geçtiğimiz aylarda, CİMER aracılığıyla dernek bilgilerini edinemediğimiz Deniz Memelileri ve Yunus Parkları Derneği adıyla yunus parkı sahiplerinin bizzat “davet edilerek” konunun uzmanları sıfatıyla komisyon üyeleri tarafından dinlenmesi gibi…

Bu çelişkili durumun yanında, avcılığı hem bir hak ihlâli olarak tanımlayıp hem de hak ihlâllerinin faillerine, konuşmaları için alan açmak, komisyonun samimiyetinin sorgulanmasına neden olacaktır. Unutulmasın ki avcılık, avcılar tarafından bir “spor” olarak lanse edilse de bir toplu katliam eylemidir; avcılar yaşam hakkını gasp eden şahıslardır.”

Avcılığın ve av turizminin yasaklanması gerektiğini savunan örgütler, 2018’de yurtdışından gelen 1.026 avcının ülkemize geldiğini ve 2 bin 546 yaban hayvanını öldürerek ülkelerine döndüğünü; 2018’de çoğunluğu avcıların vurarak yaraladığı 12 bin 178 hayvandan, 4 bin 744’ünün yaşamını yitirdiğini, 1.701’inin ise doğaya geri dönemeyecekleri için hayvanat bahçelerine kapatıldıklarını açıkladı. Avcılığın ve av turizminin, bir av sezonunda onbinlerce yaban hayvanının canını aldığı ve sebep olduğu silahlanma nedeniyle de yasaklanmasını talep eden örgütler, komisyonu hayvan haklarını gerçekten gözetmeye çağırdı: “TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu’na avcıların katılmasına, hayvan haklarının gözetilmesi ve korunması çalışması gereken bir kamusal alanın failler tarafından manipüle edilmesine dair sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz.”

Bildiriyi imzalayan örgütler şöyle:

Adalar Savunması, Alakır Nehri Kardeşliği, Animal Save Ankara, Ankara Patileri ve Hayvanları Koruma Derneği (ANKAPATİ), Başka Bir Hayat Diliyorum Derneği, Dayanışma Hayvan Hakları Federasyonu (DAYANIŞMAFED), Deneye Hayır Derneği, Diyarbakır Doğayı Hayvanları Koruma Derneği (DİHAYKO), Doğa ve Çevreyi Koruma Yaşatma Derneği (DOĞÇEV), Doğa ve Hayvanseverler Derneği (DOHAS), Dört Ayaklı Şehir, Empati Doğa ve Hayvan Savunucuları Derneği, Eyüp Hayvan Hakları Yasal Dayanışma Grubu, Faytona Binme Atlar Ölüyor İnisiyatifi, Gaziantep Doğa ve Hayvan Dostları Derneği, Göktürk Hayvan Sevenler Derneği, Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM), Hayvan Hakları ve Etiği Derneği, Hayvan Özgürlüğü İnisiyatifi, Hayvanları Koruma Derneği Manisa (HAKDEM), Hayvanları Koruma Kurtarma ve Yaşatma Derneği (HAYKURDER), Hayvanlarla Dayanışma İnisiyatifi (HAYDİ), İnegöl Doğal Hayatı ve Hayvanları Koruma Derneği (İDOHA), İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi, İstanbul Kent Savunması, İstanbul Vegan İnisiyatifi, İTÜ Vegan Topluluğu, Karaman Vegan İnisiyatifi, Kepez Hayvanları Koruma Derneği, Kıtmir Sokak Hayvanlarını Koruma ve Yaşatma Derneği, Konya Vegan İnisiyatifi, Koşuyolu Çevre Gönüllüleri, Lapseki ve Çardak Hayvanları Koruma Derneği, Meliha Yılmaz Doğal Hayatı Koruma, Geliştirme, Sağlık, Eğitim ve Kültür Vakfı, Ordu Vegan İnisiyatifi, Ortaca Hayvan Dostları Derneği (HAYDOS), Patileri Koruma Derneği (PATİKO), Samsun Vegan Topluluğu, Sarıyer Kent Dayanışması, Sokak Hayvanları İçin Mücadele ve Organizasyon Derneği (SİMORG), Sokaktaki Patili Canları Yaşatma Derneği (PADER), Tüm Sokak Hayvanları ve Yaban Hayatı Koruma Derneği (TÜSYAD), Validebağ Gönüllüleri, “Veganizm Özgürlüktür” Topluluğu, Yedikule Hayvan Dostları Derneği, YTÜ Vegan Vejetaryen Topluluğu, Yunuslara Özgürlük Platformu.

Bağımsız aktivistler: Türcülük abidesi

Komisyon’un taslak raporu bağımsız hayvan aktivistlerince de eleştirildi. Taslağın, medyaya yansıdığı haliyle bir türcülük abidesi olduğunu belirten aktivistler bazı hayvanlara şiddet için cezalar artırılırken, bazılarına yönelik şiddetin, esaretin ve katlin koşulları belirlenerek yasal dayanakları güçlendirilmesinin kabul edilemez olduğunu belirtti: Bağımsız aktivistlerin açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“Hayvan dövüştürmenin açıkça yasaklanmaması,

Atlı faytonların sadece sayısının azaltılarak olumlanması,

Hayvan deneylerinin engellenmemesi,

Petshoplarda sadece kedi ve köpek satışına karşı olunması,

Avcılık denilen vahşetin bazı şartlarla sürdürülmesi,

Deniz memelilerinin esareti için refah koşullarının dile getirilmesi,

Hayvanat bahçelerinin şehir dışına çıkarılarak korunması…

gibi öneriler, 21. yüzyılda hiçbir koşulda kabul edilebilir değildir. Sokak hayvanlarına yönelik şiddet çığırından çıktığı için zorunlu hale gelen birkaç olumlu öneri öne çıkarılarak medyada sanki hayvan hakları alanında devrim yapılıyor gibi bir algı yaratılıyor.

Biz yaşam hakları savunucuları, bu taslak raporun hayvanlardan ekonomik yarar sağlayanlara dokunma cesaretini gösteremediğini kamuoyunun bilgisine sunuyoruz. Birçok hayvan türü yine mal, eşya ve köle gibi görülmeye devam edilmiş, insan çıkarları için sömürülmelerine onay verilmiştir.

Mezbahalardaki çığlıkları duymayanların; bedenleri ve bedensel çıktıları için zulmedilen hayvanları sadece satılacak bir eşya gibi görenlerin, sırtına kırbaç vurulan atlara bakıp “nostalji” diyenlerin hayvan haklarını geliştirme adına yazacakları rapor da ancak bu olabilir…”

 

Kategori: Hayvan Hakları