16. İstanbul BienaliGünün Manşetiİklim Krizi

Bienal’in fosilci sponsorlarına Bienal performansıyla yanıt

16. İstanbul Bienali’nin Kamusal Programı çerçevesinde, fosil yakıtların itibarsızlaştırılması amacıyla gerçekleştirilen performansa, Bienal’in fosil yakıt destekçilerinin protestosu damga vurdu. Aktivistler ve sanatçılar, bir bildiri okuyarak “iklim krizi ve plastik atıklar temalı bir sanat etkinliğine fosil yakıt sektörü şirketlerinin destekçi olması, yeşil badana örneğidir” dedi.

16. İstanbul Bienali Kamusal programı kapsamında birbuçuk ekoloji ve sanat kolektifi tarafından düzenlenen Sindirim Programı’nın ikinci buluşması olan BENZİN, Bienal’e fosil yakıt sektörünün sponsorluğunu eleştiren bir açıklamayla başladı. 5 Ekim’de, iklim uzmanları ve aktivistlerinin fosil yakıtların itibarsızlaştırılmasını hedefleyen sunum ve performanslarında, iklim krizinin aciliyeti karşısında enerji politikalarının, fosil yakıtların gündelik halinin ve erilliğin; kan, benzin ve savaş politikalarının gündeme getirildiği etkinlikte, çevre ihtilaflarına ve çevresel adalete, kentteki geçicilik ve canlılığa dikkat çekildi.

Etkinliğin başında ve sonunda katılımcılar, Jale Karabekir ve Eymen Aktel  tarafından okunan  bildiri ise, Bienal’in fosil yakıt sektöründen gelen sponsor ve destekçilerine yönelik eleştirileriyle dikkat çekti.

“Bienal’i düzenleyenlerin yerinde olsaydık, bu etkinlik için petrol şirketlerinden destek alıp iklim krizinin en önemli sorumlusu olan fosil yakıt sektörünün kendilerini aklama çabalarının parçası olmazdık” denilen açıklamada, daveti aldıklarında Bienal web sitesinde Tüpraş, Opet ve Aygaz gibi fosil yakıt sektörü şirketlerinin logolarına “katkı veren kuruluş” adıyla yer verileceğini önceden bilmeleri halinde kararlarını gözden geçireceklerine yer verildi.

Açıklamada, Bienal’in bu yılki teması olan Antroposen’in iklim krizi ve plastik atıklar temalı bir sanat etkinliğine fosil yakıt sektörü şirketlerinin destekçi olmasının greenwashing’in (yeşil badana) bir örneği olduğuna da dikkat çekildi.

Performansa katılan iklim uzmanı, Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi kıdemli araştırmacısı ve Yeşil Gazete yazarı Dr. Ümit Şahin, antroposen başlıklı bir sanat etkinliğinde petrol şirketlerinin logosunun olmasını doğru bulmadıklarını bir kez daha vurguladı. Kendisinin ve diğer iklim aktivistlerinin birbuçuk’un daveti üzerine performansa katıldığını belirten Şahin, performansları sırasında eleştiri metnini başta ve sonda iki kez okuduklarını ve etkinliklerinin ana konusunun fosil yakıtlar üzerinde odaklandığını anlattı:

“BENZİN etkinliğinin ana gündemlerinden biri zaten ‘greenwashing-yeşil badana’ idi.  Grubumuzdaki Cihan Küçük, bütün dünyada sanat müzelerini destekleyen BP gibi fosil yakıt şirketlerine karşı düzenlenen sanat protestoları üzerine bir sunum yaptı. Begüm Özkaynak, sunumunda petrol şirketlerinin yaptığı yeşil badana örneklerine yer verdi. Yine Sindirim Programı kapsamında geçen hafta gerçekleştirilen ‘Su’ etkinliğinde de bu konu gündeme getirilmişti.”

16. İstanbul Bienali’nin bu yıl için seçtiği Yedinci Kıta-Antroposen temasına rağmen, madencilik ve fosil yakıt sektöründen firmaların sponsorluk ve katkılarıyla hayata geçirilmesi, çevreciler ve aktivistler tarafından da eleştiriliyor. Sosyal medya üzerinden de Bienal’e gidilmemesi için boykot çağrıları yapılıyor.

Ümit Şahin’in boykot çağrıları ve eleştirilere yönelik değerlendirmesi ise şöyle:

“Bu hassas bir konu. İKSV’yi değil, orada yer alan aktivistleri kınamak bana doğru gelmiyor. Boykot çağrıları her Bienal’de olur. Zira hepsine büyük sermaye gruplarının sponsor olduğu, hatta bunlar tarafından organize edildiği bir sır değil. Eleştiri ve boykot çağrılarına da bir itirazım yok. Ancak bu tür büyük sanat etkinliklerinin, büyük finans kaynakları olan kuruluşlarca desteklenmeden yapılması da çok mümkün görünmüyor. O yüzden bir seçim yapılmalı. Yaşadığımız kapitalist sistemde, böylesi büyük organizasyonların ücretsiz olarak halkla buluşturulmasının başka bir yolu varsa, o yapılsın. Ama o zamana kadar, ben kişisel olarak, sermaye destekli de olsa bu tür etkinliklerin sürdürülmesi gerektiği kanısındayım.”

Şahin, şirketlerin izlenmesi (cooperate watch), mülksüzleştirme ağları gibi aktivizm biçimlerinin birer mücadele yöntemi olduğunu hatırlattı, ancak belli bir anlayışı ve yöntemi herkese dayatmanın da doğru olmadığını kaydetti: “Çevre, iklim ve ekoloji mücadelelerinde tek bir yöntem yoktur. Herkes kendi yolunu kendi belirler. Bazen sistemin içerisinden mücadeleni verirsin. Burada performans gösteren insanların hepsi her şeyin farkında. Hepsi greenwashing nedir, petrol şirketleri ne yapar, bunları biliyor. Zaten bizim etkinliğimizin ana mesajı fosil yakıtların suç aleti ilan edilmesiydi. Boykot ve protesto yöntemlerden biridir, mümkün olan her platformu kullanmaya çalışanlar da olabilir. Herkes kendine uygun yöntemle meselesini anlattığı sürece de bir problem olmaz.”

Petrol şirketlerinin tıpkı kapitalizmin hücresel olarak yayılması gibi her yere sızdığına dikkat çeken Şahin, “Elinizi temiz tutmak bir tercihtir. Bizim tercihimiz gerektiğinde elini kirletmek yönünde” dedi.

BENZİN performansçılarının açıklama metninin tamamı şöyle:

Hoş geldiniz.

Birbuçuk Ekoloji ve Sanat Kolektifi’nin davetlisi olarak katıldığımız Sindirim başlıklı kamusal program kapsamında bugün Bienal’de sizlere iklim krizi temalı bir performans sunmak üzere bir aradayız.

İklim kriziyle mücadelenin giderek daha acil bir hal aldığını, her yerde, her olanağı kullanarak iklim krizinin aciliyetini en geniş kesimlere duyurmanın ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Çünkü hemen bugün harekete geçmezsek yarın çok geç olacak.

Sanat, iklim krizine ve yokoluş tehlikesine nasıl yanıtlar oluşturacağımız konusunda gerekli diyalogu başlatmanın en etkili yollarından biri. Bu nedenle İstanbul Bienali’nin bize sunduğu bu platformu son derece önemsiyoruz.

Ancak biz Bienal’i düzenleyenlerin yerinde olsaydık, bu etkinlik için petrol şirketlerinden destek alıp iklim krizinin en önemli sorumlusu olan fosil yakıt sektörünün kendilerini aklama çabalarının parçası olmazdık.

Ayıca biz bu daveti aldığımızda Bienal web sitesinde Tüpraş, Opet ve Aygaz gibi fosil yakıt sektörü şirketlerinin logolarına “katkı veren kuruluş” adıyla yer verileceğini bilseydik kararımızı gözden geçirirdik.

Çünkü antroposen, iklim krizi ve plastik atıklar temalı bir sanat etkinliğine fosil yakıt sektörü şirketlerinin destekçi olması greenwashing’in (yeşil badana) bir örneğidir. Bunu doğru bulmuyoruz.

Yine de Bienal’in bu hayati konuyu gündeme getirme konusundaki katkısını değerli buluyoruz ve sözümüzü söylemek için açtıkları bu platformu kullanmaktan heyecan duyuyoruz.

İyi seyirler.”

BENZİN

5 Ekim Cumartesi günü birbuçuk’un 16. İstanbul Bienali Kamusal Programı kapsamında düzenlediği Sindirim Programı’nın ikinci buluşması BENZİN, Begüm Özkaynak; Ümit Şahin, Jale Karabekir, Ömer Madra, Burcu Tokuç, Cansın Asarlı, Eraslan Sağlam, Gül Şener ve Yasemin Çolak; Cihan Küçük, Kaybid ile Yokoluş İsyanı‘ndan Eymen Aktel’in katılımıyla gerçekleşti.

Performansta, Begüm Özkaynak’la “1 Litre Benzinin Bedeli”ni, petrolün arama çalışmalarından başlayarak yaşam döngüsü boyunca toplumsal ve çevresel adalet etkilerini konuşuldu. İklim krizinin aciliyetini, Greta Thunberg ve yeni neslin taleplerini Ümit Şahin, Jale Karabekir, Ömer Madra, Burcu Tokuç, Cansın Asarlı, Eraslan Sağlam, Gül Şener ve Yasemin Çolak “Evimiz Yanıyor!” performansıyla duyurdu. Cihan Küçük’le sanat ile aklama, petrol şirketleri ve sanat alanları arasındaki ilişki ve müze protestoları masaya yatırıldı. Kaybid’le bazı yaban hayvanlarının şehirdeki sessiz kulaç ve adımları takip edildi. Eymen Aktel’le Yokoluş İsyanı’nın yolculuğu,  çocukların ve gençlerin talepleri, yeni neslin öncülüğünü üstlendiği iklim hareketi tartışıldı.