ManşetTürkiyeUncategorized

Yeniden yargılanan Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın tutukluluğuna devam

Altan Kardeşler ve Nazlı Ilıcak davasında savcı Yargıtay kararına uyulmasını istemişti. Bir sonraki duruşma 4 Kasım’da.

Gazeteci, yazar Ahmet Altan, kardeşi Prof. Dr. Mehmet Altan ve gazeteci Nazlı Ilıcak, Yargıtay 16. Daire’nin haklarındaki “ağırlaştırılmış müebbet hapis” kararlarını bozmasının ardından bugün yeniden görülmeye başlayan mahkemede hakim karşısına çıktı.

İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmayı Sınır Tanımayan Gazeteciler’den (RSF) Erol Önderoğlu, Uluslararası Af Örgütü ve Article 19’un yanı sıra çok sayıda hak örgütü temsilcileri takip etti.

Tutuklu bulunan Ahmet Altan 1111, Nazlı Ilıcak ise 1161 gündür cezaevinde.

Duruşmaya Ahmet Altan Silivri Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığı ile katılırken diğer sanıklar duruşmada hazır bulundu.  Duruşma yargılanan sanıkların Yargıtay’ın bozma kararıyla ilgili beyanlarının alınmasıyla başladı. Beyanda bulunan Nazlı IIıcak “Yargıtay’ın yeniden yargılama kararına uymanızı bekliyorum. 75 yaşındayım, derhal tahliyemi talep ediyorum” dedi.

Yakup Şimşek’i beyanda bulunurken Mahkeme Başkanı Şimşek’in savunmasının Yargıtay’ın bozma kararı üzerine olmadığı gerekçesiyle uyardı. Şimşek’in “Sizi Allah’a havale ediyorum” sözleri üzerine ise Başkan Yakup Şimşek’i salondan attı.

Ahmet Altan: Fikirleri yargılamaya uğraşıyorsunuzi

Daha sonra söz alan Ahmet Altan savunmasında şunları söyledi:

“Bu davanın başından beri imkansızı gerçekleştirmeye, fikirleri yargılamaya uğraşıyorsunuz. Bunu başarmak mümkün değildir. Fikirlerin sınırsızlığı yargının sınırlarının içine sığmaz çünkü. Yargının sınırları vardır ve o sınırlar sadece eylemleri yargılamaya imkân tanır. Fikirleri yargılamaya kalkışıp eylemle fikir arasındaki derin farklılığı yok farz ettiğinizde fikirleri sınırlı, yargıyı sınırsız hale getirirsiniz.

Fikirlere sınır çizip, yargının sınırlarını sildiğinizde, olması gerekeni tam tersine çevirdiğinizde adalete ulaşma ihtimali kalmaz. Bugün Türkiye’de olduğu gibi yargı ve devlet çöker. Yargının sınırlarını hukuk belirler. Yargı bu sınırların dışına çıkıp fikirleri cezalandırmak istediğinde hukukla çatışır. Hukuksuz bir yargıyla karşılaşırız.

Yargının, varlık nedeni olan hukukla çatışması, kendi can damarlarını keserek intihar etmesi anlamına gelir. Üç yıldan beri ben karşımda intihar eden, kan revan içinde bir yargı görüyorum. Acıklı bir görüntü bu. Zaten bu görüntü yüzünden ben bütün bu süreç boyunca ‘sübliminal mesaj’, ‘manevi cebir’, ‘soyut tehdit’ gibi hukukla ilgisiz tuhaf gerekçelerle karşılaşıyorum.”

Mahkeme Başkanının savunmasını Yargıtay’ın bozma kararıyla sınırlı tutması konusunda uyarması üzerine, Ahmet Altan “Biz üç senedir sabırla bekliyoruz, ben de sizin biraz sabırlı olmanızı bekliyorum” diyerek şöyle devam etti:

“Biz savunmalarımızda sürekli olarak hukuku hatırlatarak yargının bu kanlı intiharını, bu acıklı sonunu engellemeye, onu kurtarmaya uğraşıyoruz. Eğer bu mahkeme bizim savunmalarımızı ciddiyetle dinleseydi AYM’nin kararına uymamak gibi vahim bir hataya sürüklenmez, kendi varlık nedeniyle çatışmazdı.”

Ahmet Altan’ın “Geçen hafta AYM’nin hakkında hak ihlali kararı verdiği Sırrı Süreyya Önder için aldığınız tahliye kararıyla 1.5 yıl önce yaptığınız vahim hatanın farkına vardığınızı görüyorum” şeklinde konuşması üzerine Mahkeme Başkanı Altan’ı tekrar uyardı. Altan bunun üzerine savunmasını “Bugün size tavsiyem hukuka uymanız, fikirleri yargılamaya kalkmamanızdır. Uyup uymamak sizin bileceğiniz iş” diyerek bitirdi. 

Mehmet Altan: Hayasız bir kampanyaya kasten hedef yapıldım

Tutuksuz yargılanan Mehmet Altan ise beyanına “Yargıtay 16. Ceza Dairesi benim suçlanmamın ve hüküm giymemin yersizliğini ifade etti” diyerek başladı. Mehmet Altan “Başlangıçta içinde soruşturma savcısının da yer aldığı hayasız bir kampanyaya kasten hedef yapıldım. Rezilliğin ve alçaklığın her türlüsünü gördüm, iğrenerek seyrettim. Deli saçması bir iddianamenin ciddiye alınması nedeniyle 21 ay hapis yattım. Dört kişinin anayasayı yok sayması nedeniyle zorla 5.5 ay fazladan hapiste tutuldum. Aylarca her hafta polise imza verdim. Halbuki AYM Genel Kurulu, AİHM bana “ağırlaştırılmış müebbet” verilen dosyanın son hali üzerinden “gözaltına” bile alınmayacağımı karara bağlamıştı. Şimdi soruyorum, suçsuzluğum daha ilk baştan belli iken bu düşmanlık kime ne kazandırdı, elinize ne geçti?” diye konuştu.

Mehmet Altan son söz olarak beraatine hükmeden Yargıtay kararına göre karar verilmesini ve yurt dışı yasağının kaldırılmasını talep etti.

Tutuklu sanıkların tutukluluğunun devamına…

Verilen aranın ardından mahkeme Yargıtay’ın kararı bozmasına uymaya hükmetti, Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın tutukluluklarına devam kararı verdi. Mehmet Altan’ın yurt dışı yasağını kaldıran mahkeme, bir sonraki duruşma için 4 Kasım tarihini belirledi.

Ne olacak?

Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak, 3 yılı aşkın süredir tutuklu. Yerel mahkeme, ilk kararında direnmez, Yargıtay’ın kararına uyarsa Altan ve Ilıcak’a 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası verilebilecek. Alt sınırdan ceza verilmesi ve indirim uygulanması durumunda, infaz kanuna göre, her iki gazetecinin yatacağı süreler 2,5 yıl ila 5 yıl arasında değişecek. Ancak her iki gazeteci de bin günü aşkın süredir tutuklu oldukları için karara uyulması durumunda tutuksuz yargılanmaları gündeme gelecek.. Ancak yerel mahkeme ilk kararında direnirse, tahliye taleplerini reddedebilecek. Bu durumda dosya Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gidecek.

Altan kardeşlerin avukatı Figen Çalıkuşu, yeniden yargılamayı yapacak 26. Ağır Ceza Mahkemesi hakkında, Yargıtay kararına rağmen duruşma öncesinde tutuklu sanıklar için tahliye kararı vermediği için Hakimler ve Savcılar Kurulu’na suç duyurusunda bulunmuştu.

Kategori: Manşet