İklim ve EnerjiManşet

Lütfen iklim değişikliği tartışmalarımızı gerçekler üzerine kurabilir miyiz?

Yeşil Gazete için çeviren: Ali Serdar Gültekin

Küresel ısınmaya ilişkin hatalı varsayımlardan biri, nükleer gücün çözümün bir parçası olması gerektiğidir Allen J. Schaben / Los Angeles Times

Geçen hafta, ( 5 Eylül 2009) küresel ısınma hakkında CNN’deki iklim değişikliği meclis toplantısı, politika tartışmalarının hatalı öncüller üzerine kurulduğunu açıklığa kavuşturdu. Perşembe günkü münazarada Demokratik başkan adayları yine iklim meselelerini tartışacaklar. Burada, onların reddetmeleri gereken bazı hatalı varsayımlar yer alıyor.

Sürekli tekrarlanan asılsız konulardan birisi, net sıfır karbondioksit salımına nükleer gücü tekrar benimsemeden ulaşamayacağımız. Bazı adaylar geçen hafta bunu desteklemedikleri, çünkü nükleer gücün çok pahalı olduğu ve henüz atık sorununu çözemediğimiz yönünde cevap verdiler. Bu ikisi de doğru fakat burada esas önemli nokta tartışmanın dışında bırakılıyor.

Eğer bizim enerji talebimizi nükleer güç olmadan karşılayamamamız gerçekten mevzu ise, maliyetleri yutmalı (şu an güneşin 2, rüzgarın 3 katı) ve atık bertaraf çalışmalarına dönmeliyiz. Fakat, enerji sistemimizi ek nükleer güç olmadan karbonsuz hale getiremeyeceğimiz savı kusurlu.

Uzmanlar bölünmüş durumdalar, fakat yakın tarihli bazı çalışmalar nükleerin genişletilmesine dayanmaksızın karbonsuzlaşmanın muhtemel yolunun ana hatlarını çiziyor. National Oceanic and Atmospheric Administration (Ulusal Okyanus ve Atmosferik İdare) (NOAA) tarafından yürütülen bir çalışma bu işin başarılmasının anahtarının şebekenin entegre hale getirilmesi olduğunu öneriyor. Öyle bir sisteme ihtiyacımız var ki güç üretildiği yerden ihtiyaç duyulduğu yere efektif bir şekilde aktarılabilsin. Kaldı ki ABD’de her zaman bir yerler rüzgarlı ya da güneşli. Daha çevik bir şebeke, orijinal şebekenin inşasının ihtiyaç duymuş olduğu gibi federal yatırım gerektirecektir. Fakat bunu bir kez yaptık, bir daha yapabiliriz.

İklim tartışmalarını işgal eden ikinci bir hatalı öncül Çin’in dünyanın en büyük sera gazı salım suçlusu olduğu. Çin kesinlikle en büyük salıcı, fakat onu en kötü olarak işaret etmek aldatıcı. Evet, Çin karbondioksit emisyonlarını 2017 itibariyle ABD’nin iki katına çıkmış durumda ancak Çin’de ABD’den 3 kat fazla insan yaşıyor. İşin aslı kişi başına ABD’de düşen salımlar Çin’den çok daha fazla.

Dahası, Çin salımlarının büyük bir kısmı, çoğunlukla Avrupa ve Kuzey Amerika’ya ihraç malların gömülü salımları. Bir başka deyişle ABD’nin tüketimi Çin salımlarına sebep oluyor.

Üçüncü bir yanlış öncül, fosil yakıtlardan yenilenebilire geçmenin birçok Amerikalı işçiyi işinden edeceğidir. İşçilerine işlerinden edilmeleri gerçekten bir problem. Bu yüzden başkan adayları kendilerini bu konu hakkında konuşmak zorunda hissediyorlar. Fakat geçen haftanın meclis toplantısında konu o kadar ilgi çekti ki, eğer temiz enerjiyi benimsersek fosil yakıt endüstrisindeki çok sayıda çalışanın işsiz kalması kaçınılmazmış gibi algılanabilirdi. İşin aslı Amerikalıların çok küçük bir miktarı fosil yakıt çıkarma işinde çalışıyor. ABD Çalışma Bürosu istatistikleri kömürde 50.000, petrol ve gaz çıkarma işinde 150.000 rakamlarını vermekte. Bu işler nüfusun %0,1’ini oluşturuyor ya da çalışan iş gücünün %0,2’sini. Tabii ki endüstrinin çıkarma dışında da birçok alanı var fakat bu ek işleri de eklersek, rafine ya da taşıma örneğin, hala çalışan iş gücünün küçük bir kısmı etmekte.

Tüm işler, bu işlere sahip insanlar için önemliyken bu konu teknoloji ve yapay zekayla çalışan değişiminin geniş sorunu ile daha iyi çerçevelenebilir. Yakın tarihli bir çalışmaya göre 2030 yılında – Birleşmiş Milletler Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli’nin enerji dönüşümüne hızla başlanması gerektiğini belirttiği aynı 11 yıllık süre zarfında – ABD ekonomisi 38 milyon işi otomasyona kaybedecek. Bu, gelir adaletsizliğini daha da artıracak, refah ve sağlıkta büyük eşitsizlikle yaratabilecek potansiyel bir kriz. Demokratlar burada, temiz enerji sektörünün, kolaylıkla otomatikleştirilemeyecek ya da başka kaynaktan emin edilemeyecek işleriyle ekonominin en hızlı büyüyen istihdam alanı olduğunu vurgulamalılar.

Ve son olarak yanlış öncüllerden söz açılmışken, plastik pipetlere odaklanmayı bırakabilir miyiz? Plastik atığı mümkün her şekilde azaltmalıyız çünkü bunu yapmak okyanuslar için iyi. Fakat plastik pipetler bizlerle yenilenebilir enerji ekonomisi arasında duran bir şey değil. Yani dikkatimizi buna harcamayalım.

Makalenin İngilizce Orijinali