İklim KriziManşet

Uzmanlar: İklim krizi ortamında ‘Yerel İklim Eylem Planı’ şart

İstanbul Politikalar Merkezi araştırmacıları, Dr. Ender Peker ve Dr. Cem İskender Aydın yerel yönetimlerin kentsel planlama süreçlerindeki stratejik planlarını, dünyanın içinde bulunduğu iklim değişikliğine uygun biçimde yapmaları uyarısında bulundu.

İstanbul Politikalar Merkezi, yerel yönetimlerin kentsel planlama süreçlerinde göz önünde bulundurabilecekleri temel azaltım ve uyum stratejilerine değinen  ve bu stratejiler arasındaki çeşitli çatışma ve sinerjilere dikkat çeken bir politika notu yayınladı. Çalışma yerel yönetimlerin stratejik planlarını hazırladıkları bu dönemde iklim eylemini bütüncül bir şekilde kent planlarına dâhil etmek için önemli bir kaynak olması amaçlıyor.

İklim değişikliğinin kentlerdeki etkileri her geçen gün daha çok hissediliyor. Şiddeti ve yoğunluğu artan aşırı hava olayları, kentlilerin yaşam alanlarını her geçen gün daha çok etkiliyor. Kentler, aynı zamanda tüketimin yoğunlaştığı mekanlar olarak bir yandan da sera gazı emisyonlarında önemli rol oynuyor. Bu sebeple, dünyanın birçok şehrinde artık iklim değişikliği yerel yönetimlerin öncelikli konularından biri ve birçok yerel yönetim yerel iklim planları üretmeye çalışıyorlar.

Türkiye’de de iklim eylemi ve iklim değişikliği ile mücadele açısından kentlere önemli roller düşüyor, kent planlamasının hem iklim değişikliği ile mücadelede hem de iklim değişikliğine uyum bağlamında ciddi bir rolü olduğu görülüyor.

İstanbul Politikalar Merkezi’nden 2018/19 Mercator-IPM araştırmacıları Dr. Ender Peker ve Dr. Cem İskender Aydın tarafından hazırlanan “Değişen İklimde Kentler: Yerel Yönetimler için Azaltım ve Uyum Politikaları“ adlı politika notunda şu saptamalar yer alıyor:

  • Geleceğe ilişkin bilimsel tahminler, şehirlerin iklim değişikliğinden giderek artan bir şekilde etkileneceğini öngörmektedir.

  • Çok sektörlü oluşumlar olan şehirler, yenilenemeyen enerji kaynaklarının tüketiminden kaynaklanan sera gazı emisyonlarının oluşumunda aktif bir rol oynamaktadır.

  • Karasal, Akdeniz, Marmara ve Karadeniz olmak üzere dört ayrı iklim kuşağında yer alan Türkiye kentleri, yer aldıkları kuşaklara bağlı olmak üzere farklı iklim koşullarına sahip olduğu gibi, farklı zorluklarla da mücadele etmekte. Rize kenti, iklim değişikliğiyle artan yağış ve kentsel taşkınlar ile yüzleşiyorken; Mardin kenti artan sıcaklıklar ve beraberinde kuraklık veya kentsel termal konforun sağlanamaması gibi problemlerle karşılaşmakta. Bu bağlamda, kentlerin gelecek planlaması yapılırken yapılı çevrenin oluşumunun yerel iklim koşullarına duyarlı, aynı zamanda küresel iklim değişikliğine cevap verebilecek nitelikte iki yönlü bir şekilde kurgulanması gerekmektedir.

  • Kentleri bekleyen risklerin en başında sıcak veya soğuk gün sayılarındaki radikal artış veya azalmalar gelmektedir. Alışılagelmişin dışındaki soğuk-sıcak gün sayılarındaki oynamaların, kentlerin yapı, ulaşım, turizm gibi farklı sektörlerinde değişik boyutlarda etki yaratması beklenmektedir. Bunun yanında, sıcak hava dalgalarının daha sık görülmesi de beklenen etkilerden biridir.

Raporda, yerel yönetimlere bir eklem planı hazırlaması gerektiği konusunda uyarıda bulunulurken, bu planı hazırlama süreçleri konusunda da bazı öneriler sunuluyor.

·  Bilimin ışığında kentsel emisyon patikalarının hesaplanması, kısa, orta ve uzun vadeli hedefleri ve etkileri net bir şekilde ortaya koyan iklim eylem planlarının hazırlanması.

·  Bu hazırlık sürecinin olabildiğince katılımcı yürütülmesi, farklı sektörlerden ve aktör gruplarından temsilcilerin birlikte çalışması,

·  Planların etkin uygulanabilmesi için, yerel yönetim içinde bir izleme ve değerlendirme kurulunun kurulması, düzenli raporlamaların yapılması,

·  İzleme ve değerlendirme başta olmak üzere, tüm iklim eylem planı süreçlerinin şeffaf ve tüm paydaşların erişimine açık olacak bir şekilde tasarlanması..

Çalışmanın tamamı için tıklayın

More in İklim Krizi