Hafta SonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

Antroposen’in mağduru ve kahramanları: Çocuklar

Almanya’da yapılan son çalışmada, 2500 çocuktan toplanan kan ve idrar örneklerinin yüzde 97’sinde plastik katkı maddelerine rastlandığı belirtildi.

Antroposen; yani insan çağı. İnsanın doğayı tam anlamıyla değiştirip etkisi altına aldığı çağ. Tarımsal faaliyetlerden endüstriyel faaliyetlere, teknolojiden bilime, eğlenceden kültür üretimine kadar her anlamda doğayı değiştirip dönüştürdüğü bu çağın kazananları olduğu gibi mağdurları da var. Kazananları tabii ki petrol, plastik vb’lerini ve türevlerini üretip satan bir avuç toplam. Kaybedenler ise doğadaki en küçüğünden en büyüğüne, bir avuca sığamayacak kadar olan canlılar ve diğer insanlar.  Bunun yanında bu çağın kahramanları da var ve bu kahramanlar, bu sürecin en önemli mağdurlarından yani çocukların içerisinden doğuyor. Üstelik öyle etkili bir doğuş ki bu, tüm geleneksel siyaset, çevrecilik, vb. anlayışları sarsarak meydana geliyor. Greta Thunberg ile başlayan bu yükselişin arkasında şimdi milyonlarca genç ve çocuk yer alıyor. Bu faydalı kitle, bir okul önünde küçük bir pankart açarak başlattıkları bu hareketi, şimdi 20 Eylül’de kitlesel ve küresel bir harekete dönüştürüyor. Bu güzel ve umut vadeden gelişme, Z kuşağı ile ilgili yazılan çizilen tüm o olumsuz yorumları da söküp atıyor.

Bu umut verici hareket gelişirken, hareketin kahramanları, aynı zamanda doğaya bıraktığımız kötü izlerin kötü çıktılarıyla da yüzleşmeye devam ediyor. Son olarak Almanya Çevre bakanlığının Robert Koch Enstitüsü ile birlikte gerçekleştirdikleri çalışmada 2014-2017 yılları arasında 2500 çocuktan topladıkları kan ve idrar örnekleri incelenmiş ve örneklerin %97’sinde plastik katkı maddelerine rastlanılmış. Hem de kaygı uyandıracak düzeyde. Özellikle su geçirmez elbiseler ve yapışmaz pişirme gereçlerin yapımında kullanılan PFOA (perfluorooktanoik asit) miktarı alarm seviyesinde. Oldukça tehlikeli olan bu malzeme birçok farklı kurum ve kuruluş tarafından yasaklı madde olarak kabul edilmiş.

Bulunan diğer maddelerle ilgili herhangi bir bilgi yok çünkü çalışma çok taze. Alman bakanlık raporu henüz daha yayınlamadı. Peki biz nereden biliyoruz? Yeşiller grubundan bir milletvekilinin sorusu sonucu bakanlık kısa bir açıklama yayınlamak durumunda kalmış. Özellikle küçük çocukların daha büyük bir risk altında olduğu belirtiliyor. Raporun detaylarına yayınlanınca ulaşacağız.  Ancak bu küçük ayrıntı bile var olan riskin boyutunu ortaya koymaya yetiyor.

Görünen o ki biz büyüklerin sorumsuzluğu çocukların yaşam kalitesini ve yaşayacakları çevrenin geleceğini tehdit etmeye devam ediyor. Yani henüz doğmamış olan çocukların bile geleceklerini şimdiden mahvetmiş görünüyoruz. Ormansızlaşmayla, petrolle, plastikle, yemek alışkanlıklarımızla ve kısacası her türlü alışkanlığımızla. Çocukların ses çıkartmaları için bir sürü sebep var yani.

Son 50 yıl içerisinde dünya üzerinde meydana getirdiğimiz değişikliklere bir bakın:

  • Tatlı su ekosistemin %75’ini kaybettik
  • Karasal hayvanların sayısı%40 azaldı
  • Özellikle kaplumbağalar olmak üzere deniz hayvanlarının sayısı da %40 azaldı
  • Küresel sıcaklık artışının üçte ikisi son 50 yılda meydana geldi. Yani dünyayı son 50 yılda ısıttık
  • Plastik üretimi 7 kat artarak 350 milyon tona ulaştı
  • Denizlerdeki plastik kirliliği 50 yıl önce oldukça azdı ve mikroplastikler neredeyse hiç yoktu
  • Mercan resiflerinin yarısı son 30 yıl içerisinde beyazladı

Bu hızla devam edersek denizlerde balık, göklerde kuş, karalarda canlı hayvan kalmayacak. Petrol içip plastik yemek zorunda kalacağız ki hali hazırda yapıyoruz da. Bu gidişatın tek sorumlusu bizleriz ve çocuklar da en önemli mağdurlardan. Bugün harekete geçilmezse yarın çok geç olabilir.

NOT: Geçtiğimiz hafta Nature’da, temizlik kampanyalarının neden önemli olduğunu gösteren bir çalışma yayınlandı. Çalışma, hali hazırda okyanuslar üzerindeki yüzen plastiklerin tahmini miktarı ile denizlere akan plastiklerin tahmini miktarı arasındaki önemli farkın açıklamasında öne sürülen “dibe batış-parçalanma” yaklaşımının yetersiz olduğunu belirterek yeni bir model oluşturmuş. Buna göre aradaki fark miktarına yakın bir miktarda yüzen plastiğin kıyısal alanlara vurduğunu ve burada biriktiğini iddia ediyorlar. Hatta plastiklerin hemen mikroplastiğe parçalanmadığını ve şu anda okyanuslardaki mikroplastiklerin de 1990’lar ve öncesine ait plastiklerden parçalandığını iddia ediyorlar. İşte bu sebeple hali hazırda karalardan denizlere doğru gelen plastiğin kıyılarda biriktiğini, bunun da kıyı temizleme aktiviteleriyle mikroplastiğe dönüşmeden ya da yer altına gömülmeden toplanması gerektiğini vurgulamışlar (Ancak bunu yaparken greenwashing’e yani şirketlerin pr politikalarına alet olmayın). Ayrıca bazı gelecek projeksiyonları da var. Detayını okuyabilirsiniz.

Doğayla kalın…

(Yeşil Gazete)

Kategori: Hafta Sonu