Çanakkale direniş geleneğini iklim grevine taşıyacak – Güneş Akçay

‘Kurdun kuşun, toprağın ve suyun hakkını savunmak için gönüllü olmuş, enerjisini ve zamanını ortaya koymuş bütün bu insanları ve oluşumları iklim için greve çağırmak da Sıfır Gelecek inisiyatifi olarak boynumuzun borcudur.’

Dünya, İklim Grevine saatler sayıyor, çünkü sıfır karbon politikalarına geçmek ve dünyayı yanmaktan kurtarmak için oyalanarak harcayacak bir saniyemiz dahi yok. Bilimsel çalışmalar bize gösteriyor ki, son yüzyılda dünyamızın ortalama sıcaklığı 1oC artmış, bunun 0.6oC farkı son 30 yıl içinde gerçekleşmiş. Bilim insanları, bu artışın sebebinin endüstriyel etkinlikler ve kentleşme olduğunu açık bir şekilde gösteriyor. Özellikle yoğun karbon salımı yapan kömür ve petrol gibi fosil yakıt kaynakları kullanılarak enerji üreten endüstriler ve kişisel ulaşım araçları, sera etkisini arttırarak dünyanın gittikçe ısınmasına neden oluyor. Buna, endüstriyel, turistik ve tarımsal alan açmak için ormanların yok edilmesi eklenince, gezegenin oksijen üretimi ve karbon tutma kapasitesi de düşüyor ve iklim değişikliğinin hızlanması kaçınılmaz oluyor. Politikacılar ve şirketler bu gerçeklere gözlerini yumdukları ve bu yıkıcı döngüyü kırmadıkları sürece bir gelecekten bahsedemeyiz. Bu nedenle ya sıfır karbon ya sıfır gelecek sloganı ile çocuklar ve çocuklarına bir dünya bırakmak isteyen herkes bütün dünyada alanlarda toplanıyor.

Çanakkale de, son zamanlarda Kazdağları’ndaki Su ve Vicdan Nöbeti ile Alamos Gold’ a karşı verilen mücadele ile gündemdeydi. Aslında il içinde, farklı bölgelerde çevre ve ekoloji odaklı pek çok yerel mücadele süregeliyor. Çünkü yerel halkın yaşadığı ve geçimini sağladığı köylere, ormanlara ve denize sürekli endüstriyel üretim saldırısı var. Bu endüstrilerin başında enerji üretimi ve madencilik geliyor.

İl sınırları içinde halihazırda çalışan dört kömürlü termik santral bulunuyor. Bununla beraber bu sayının 15’e çıkması planlanıyor. Gerek çalışan gerek yapılması planlanan termik santraller, yoğun olarak tarım ve hayvancılık yapılan bölgelerini tehdit ediyor. Bu termik santrallerin yapımı için de tıpkı altın madenlerinin inşaat sahasında gördüğümüz gibi ormanların tıraşlanması gerekecek. Bununla beraber termik santraller hem yoğun hava kirliliğine sebep olacak, hem de çiftçinin tarım için kullandığı temiz suya el koyacak ve kirletecek, bölgenin doğal dengesini tamamen bozacak. Burada bahsettiğimiz kirlenme basit bir kirlilik değil, çünkü bu termik santralleri beslemek için açılan kömür madenleri genişletilecek ve böylece Çan’da görülen asit çukurları gibi asit çukurları çoğalacak, hem gıdalarda gözlenebilen ağır metaller artacak, hem de kül ve kükürt oranı yüksek kömür, hava kalitesini bozacak.

Çanakkale direniyor

Çanakkale’nin geçimini zeytincilikten karşılayan Gülpınar bölgesinde jeotermal elektrik santrali yapılması planlanıyor. Zeytin üreticisi olan köylüler, zeytinliklerinin enerji endüstrisine kurban gitmesini ve jeotermal elektrik santrallerinin başka illerde neden olduğu kirlenme ile karşılaşmak istemiyorlar.

Kazdağları üzerine kurulu Bayramiç ve Çan ilçelerinin köylerinde yaşayan halk, altın madenciliğine karşı mücadele konusunda oldukça deneyimliler. Daha önce de arama izni alarak bölgede işlem yapmaya çalışan madenciler köylülerin tepkileri ile karşılaşmışlardı. Şimdi de Alamos Gold Kirazlı Balaban Köyü’nde direniş ile karşılanıyor. Çünkü burada yaşayan köylüler toprağın, suyun ve diğer canlıların korunmasının ne kadar önemli olduğunu biliyorlar.

Çanakkale’nin çevre ve ekoloji hareketi ile ilişkisi sadece mücadele yönünde değil tabii ki. Bölgede yaşayan insanlar permakültür uygulamaları yapıyor, doğal tarım ve hayvancılık deneyimleri biriktiriyor, üretim ve tüketim modellerini yeniden düzenliyor ve deneyimlerini paylaşıyorlar. Ortaklaşma, birlikte üretim, ekolojik yaşam gibi konularda pratikler birikiyor. Öyle ki ilk yenilenebilir enerji kooperatifi olan Troya Enerji Kooperatifi Çanakkale’de kuruldu.

Mücadele ve üretim konusunda deneyimli şehrimiz Çanakkale’de çok sayıda çevre ve ekoloji odaklı sivil toplum kuruluşu var. Herhangi bir kuruluşa üye olmayan ancak kendince çevre ve ekoloji hareketine katkıda bulunan veya bulunmak isteyen insanlarla dolu etrafımız.

Kurdun kuşun, toprağın ve suyun hakkını savunmak için gönüllü olmuş, enerjisini ve zamanını ortaya koymuş bütün bu insanları ve oluşumları iklim için greve çağırmak da Sıfır Gelecek inisiyatifi olarak boynumuzun borcu oldu. Geleceğine ve gezegene sahip çıkmak isteyen herkesi 20 Eylül Cuma günü saat 13:00’de Truva atının önüne, belediyemizden İklim Acil Durumu ilan etmesini ve Acil Eylem Planı hazırlanmasını talep etmek üzere bekliyoruz.