Köşe YazılarıYazarlar

Amazon ormanları yangınında tarım endüstrisinin rolü

Hayvancılık için yakılan, yok edilen yağmur ormanları sera gazları için önemli ölçüde yutak alanı yok ederken, diğer yandan bu alanlarda kurulan büyük ölçekli hayvancılık çiftlikleri ve tarımsal üretim tesisleri önemli bir sera gazı kaynağı oluşturuyor.

On güne yakın bir süreden beri Amazon Ormanları tüm dünyanın gözleri önünde yanıyor. Bu büyük yangından önce de yine aynı bölgede çok sayıda daha küçük yangınlar çıkmıştı. Uzmanlar daha 2019 yılı bitmeden bu yıl içinde bu bölgede çıkan ve Brezilya, Bolivya ve Paraguay’ı etkileyen yangınlarının sayısının 2018 göre %80 fazla olduğunu belirtiyorlar.

Amazon Yağmur Ormanları tüm dünya için önemli bir bölge; dünyanın akciğerleri olarak biliniyor. Çünkü 7 milyon km²’lik bu ormanlar küresel iklim değişikliğini yavaşlatma ve önleme açısından çok önemli bir sera gazı yutak alanı; yanması ile sadece yutak alanlar kaybolmuyor; önemli miktarda sera gazı atmosfere yeniden karışıyor. Amazonların diğer önemi ise biyo-çeşitliliğinden geliyor. 40 bin bitki ve 6 bin hayvan türüne ev sahipliği yapıyor ve uzmanlara göre bölgedeki biyo-çeşitlilik tüm dünyadaki karasal biyo-çeşitliliğin %25’ni oluşturuyor. Büyük bölümü dünyadan izole 1 milyonu aşkın yerli de yine Amazonlarda yaşıyor. Onların ormanlar içindeki yaşam alanları da bu son yangınla ciddi tehdit altına girmiş durumda…

En büyük zararı et ve hayvancılık sektörü veriyor

Peki, neden her yıl artan sayıda yangınlarla karşılaşıyor geleceğimiz için önemli olan bu bölge? Son yangınların birçok bölgede aynı anda başlaması, bir türlü söndürülememesi, yerel idarecilerin yangınlarla mücadele konusunda isteksizliği; yıllardan bu yana konuşulan bir iddiayı yeniden gündeme getirdi; yangınların arkasında tarım endüstrisinin olduğu artık daha yüksek sesle konuşuluyor. Bunun en önemli delili ise yangınların köylüler tarafından başlatılması ve yangınlarla bozulan orman alanlarının büyük bir hızla tarım alanlarına dönüştürülmesi, hatta bazı alanların büyük batılı tarım şirketleri tarafından kiralanması.  Amazon Watch adlı bir sivil toplum kuruluşuna göre bu yolla Amazon Yağmur Ormanları’na en büyük zararı et ve hayvancılık sektörü veriyor. Onlara göre bu alanda çalışan çok uluslu üç büyük şirket var ve bu şirketlerin bölgede büyük çiftlikleri var. Bu çiftliklerde yaptıkları hayvancılık sonucu elde ettikleri etleri ise zengin batı ülkelerine pazarlıyorlar. Yine örgüte göre ikinci büyük tehdit ise soya endüstrisi. Birçok batılı şirket Amazon ormanlarını tahrip ederek tarım alanı açan bölgesel üreticilerle işbirliği yapıyor. Hayvancılık ve soya sektörünün yanı sıra deri, kereste ve şeker endüstrileri de bölgede yıkımdan sorumlu*.

Kısa bir süre önce popüler bilim dergisi Nature’de Birleşmiş Milletler’e küresel iklim değişikliğine karşı hükümetler üstü bağımsız bilim insanları panelinin (IPCC) sunduğu küresel iklim değişikliği ile ilgili raporlarından birinin bir bölümü mercek altına alınmıştı. Tartışmaya açılan bu bölümde et tüketiminin küresel iklim değişikliği üzerindeki etkisi irdelenmiş ve fosil yakıtların tüketilmesinden sonra ikinci büyük sera gazı kaynağının hayvancılık sektörü olduğu vurgulanmıştı. Raporda CO₂’den 25 kat daha güçlü bir sera gazı olan metanın en önemli kaynağının büyük ölçekli hayvan yetiştiriciliğinin yapıldığı bu çiftlikler olduğu vurgulanmış ve diyetten etin çıkarılması veya azaltılması ile ilgili çeşitli senaryolar üzerinden ne kadar sera gazı azalımı yapılabileceği tartışılmıştı.

Köylüleri suçlamak anlamsız

Yaşanan Amazon yangınları bu tabloya yeni bir boyut getiriyor. Hayvancılık için yakılan, yok edilen yağmur ormanları sera gazları için önemli ölçüde yutak alanı yok ederken; diğer yandan bu alanlarda kurulan büyük ölçekli hayvancılık çiftlikleri ve tarımsal üretim tesisleri önemli bir sera gazı kaynağı oluşturuyor. Nature’in, IPCC’nin raporuna dayandırdığı makalesinde az veya hiç et tüketmeyerek yılda 8 gigaton CO₂ eşdeğeri sera gazı azaltımına kadar azaltım yapılabileceği ve 2015 Paris İklim Antlaşması hedeflerine ulaşım konusunda önemli adımlar atabileceğimiz teorisi ise yağmur ormanlarını yok eden son yangının alevleri arasında yok oluyor.

Brezilya, Bolivya ve Paraguay’ı etkileyen bu yangınların gerçek sorumlusu kesinlikle bu ülkelerdeki fakir köylüler değildir. Onları bu yangınlar sonucu ortaya çıkan tarım arazilerinde birkaç kuruş ücretle çalıştıran, ama kendileri yangınlarla açılan bu alanlardan yaptıkları inanılmaz karlarla zenginliklerine zenginlik katan çok uluslu batılı tarım endüstrisi şirketleridir. Tüm dünyada yağmur ormanlarını önemli ölçüde ortadan kaldıran bu yangınların gerçek sorumlusu bu ülkelerde üretilen et ve tarım ürünlerini tüketen ve günden güne bu ürünlere talebini artıran zengin ülkelerdir. Yangınlar nedeni ile bölge ülkelerine yaptıkları sadaka benzeri yardımlar bu ülkeleri sorumluluktan kurtarmaz. Güney Doğu Asya ülkelerinde palmiye yağı için yağmur ormanlarını da aynı zihniyet tahrip etmiş ve tahrip etmeye de devam etmektedir.

Ne yapılabilir? Bu ülkelerde üretilen ve artık herkes tarafından adı bilen çok uluslu tarım firmaları tarafından dünyaya dağıtılan et ve tarım ürünlerini tüketmemek; içinde palmiye yağı yer alan hiçbir gıda maddesini satın almamak bireysel tepkimizi göstermek açısından yararlı olabilir. Ama dünyamızı yıkımdan korumak için temel çözümü hedeflememiz; büyük çevre krizinin durdurulabilmesi gerekiyor. Çözüm ise kapitalist üretim ve tüketim ilişkilerinin terk edilmesinden geçiyor. Amazon Yağmur Ormanları yangınları tüm dünyada çevre ve sürdürülebilir yaşam sorunlarının temel kaynağının kapitalist üretim ve tüketim ilişkileri olduğunu bir kez daha göstermiştir. Kapitalist sistemin içinde bu sistemin neden olduğu çevre krizini çözmek mümkün değildir. Eğer bugün yaşadığımız çevre krizinin temel nedenlerini iyi kavrayamazsak ve gerçek çözümleri tartışamazsak bize daha çok Greta öyküleri dinletip seyrettirirler…

*Amazon Watch adlı sivil toplum örgütünün internet sayfasında konu ile ilgili çok sayıda rapor ve basın açıklaması bulunuyor:  https://amazonwatch.org/